Ali Babacan: AKP'den ayrılmak istediğimi ilk Erdoğan duydu

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: 'Benim artık AK Parti'den ayrılmak istediğimi, bununla ilgili karar verdiğimi ilk Erdoğan duydu.' İşte Babacan'ın konuşmasından önemli başlıklar...

30 Nisan 2021 Cuma, 14:14
Ali Babacan: AKP'den ayrılmak istediğimi ilk Erdoğan duydu
Abone Ol google-news

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazeteci Adem Metan’ın YouTube kanalına konuk olarak gündeme ve özel yaşamına ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çalıştığı döneme ilişkin Babacan,

"Biz yıllarca çok yakın çalıştık, ama aradaki ilişki hiçbir zaman emreden, emir alan ilişkisi olmadı. Benim çünkü hayatta hiç patronum olmadı. Doğru olmadığına inandığım hiçbir şeyi yapmadım. Yaptığım her şeyi inandığım için yaptım. Ve kendim iç dünyamda ikna olduğum için yaptım. Talimatla hiçbir şeyi yapmadım. Bunun da çok örneği vardır. İşin insani yönü bambaşka bir şey" diye konuştu.

Babacan’ın açıklamaları şöyle:

“ÜLKE YAKIN TARİHİN EN BÜYÜK EKONOMİK KRİZİNİ YAŞIYOR”

“Önceki krizlerden bir farkı var o da şu; Türkiye 3.500 dolarlık milli gelirden 12.500 dolara çıktı. Dolayısıyla 2013 yılında ülke o zirveyi yaşadı, toplumumuz yüksek refah seviyesini gördü. Yüksek refahtan geriye düşünce bu krizi yönetmesi ailelerin, vatandaşlarımızın, gençlerimizin daha zor.

Dünyada çok yoksul ülkeler, zor yaşam standartları var. Fakat insanlar o zorluğun içerisinde doğup büyüdükleri zaman çok dert etmeyebiliyorlar, ama iyiyi gördükten sonra onun gerisine düştüklerinde onun psikolojik etkisi çok ağır oluyor. Daha dün sosyal medyadaki yorumları bana arkadaşlar gösterdi. O zorluyor herhalde en çok, krizin en acı tarafı bu. İyiyi görüp sonra daha kötü durumla karşı karşıya kalmak.

“GAZETECİLERİN YAPTIKLARI MİLYONLARI KANDIRMAK OLUYOR”

Gazetecileri üçe ayırabiliriz. Birinci gruptaki gazeteci arkadaşlarımız kendi dürüst, habercilik ve fikir hürriyeti ilkelerini koruyorlar ve başlarına ne gelirse gelsin ne kadar yaptırıma uğrarlarsa uğrasınlar çizgisini korumaya yönelik bir grup var. İkinci grup, şu anda hükümeti destekleyen medya kuruluşlarında görev yapmaya devam etseler de aslında kendi iç dünyalarında olan biteni hazmedemiyorlar ve bu yaptıkları haberlere, köşe yazılarına, yaptıkları yorumlarına aslında yansıyor.

Her düşündüklerini belki söyleyemiyorlar, ama söylediklerini inanarak söylüyorlar. Bir de üçüncü grup var ki inanmadıkları şeyleri söylüyorlar, ben onlar için üzülüyorum. Şu an sadece konjonktür öyle gerektirdiği için ya da ‘şöyle bir şey söylersem hükümetin hoşuna gider’ diye düşündükleri için yazıp çiziyorlar. Dönem dönem duruşlarını değiştiren insanlar bunlar, üçüncü gruba üzülüyorum doğrusu. Çünkü yaptıkları sadece kendi meslekleriyle ilgili değil, yaptıkları aynı zamanda milyonları yanlış etkileme, doğru olmayan şeyleri onlara empoze etme. Birinci ve ikinci gruptaki arkadaşlarımızla diyalogumuz var, öyle diyelim.

“SİYASETİN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ İNSANLARI ÖZGÜRLEŞTİRMESİ”

Ara ara siyaseti özlüyorum çünkü daha basit, sınırları olan bir alan. Ama siyasette yaptıklarımın ve sonuçlarının geniş etkisini iş hayatında bulmak mümkün değil. Şöyle bir düşünün; Türkiye’nin en varlıklı, en büyük şirketlerini bir düşünün. Bizim gibi özgür konuşabiliyorlar mı? Mümkün değil.

Siyasetin en önemli özelliği insanları özgürleştirmesi. Bir siyasi parti olarak biz rahat eleştirebiliyoruz, düşündüklerimizi açıkça söyleyebiliyoruz. Kimse dönüp bize işine bak diyemiyor çünkü işimizi yapıyoruz.”

“AK PARTİ'DEN AYRILMAK İSTEDİĞİMİ İLK CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN DUYDU”

AKP'den ayrılış sürecine ilişkin önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüğünü söyleyen Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Benim artık AK Parti'den ayrılmak istediğimi, bununla ilgili karar verdiğimi kendisine bildirmek için yaptığım bir görüşmeydi. Ve ilk kendisi duydu. Daha önce hiç kimseyle paylaşmamıştık bunu. Bazı eski siyasetçiler şunu da tavsiye ettiler; 'Eğer yeni bir çıkış yapacaksanız, önce parti içinde isyan ile başlamalısınız.' Biz de dedik ki; 'Hayatta öyle bir şey yapmadık.'

Çünkü; siyasetin tiyatro olmaması gerekiyor, siyasetin sahici bir şey olması gerekiyor. Normalde bunca yıl beraber çalışmış insanların, bir hukuku vardır. O hukukun gereği de, bir ayrılma kararı varsa önce arada konuşmaktır. Bizim ahlakımız bir tiyatro oynamaya izin vermedi. Gittik konuştuk kendisiyle, ben ayrılmak istediğimi ama bunun için İstanbul seçimlerini bekleyeceğimi, İstanbul'da daha belediye seçimleri yapılmamıştı.

O belediye seçimleri bittikten sonra ayrılıp, bunu kamuoyuyla paylaşacağımı. Çünkü seçime giderken böyle bir şeyin de doğru olmadığını söyledim. Sanırım, İstanbul seçimlerinden tam iki hafta sonra dilekçemi gönderdim ve ertesi gün de yazılı bir açıklama ile ayrıldığımı açıkladım."

“BENİM HAYATTA HİÇ PATRONUM OLMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la çalıştığı dönemde aralarında emreden, emir alan ilişkisi olmadığı belirten Babacan,

"Biz yıllarca çok yakın çalıştık, ama aradaki ilişki hiçbir zaman emreden, emir alan ilişkisi olmadı. Benim çünkü hayatta hiç patronum olmadı. Doğru olmadığına inandığım hiçbir şeyi yapmadım. Yaptığım her şeyi inandığım için yaptım. Ve kendim iç dünyamda ikna olduğum için yaptım. Talimatla hiçbir şeyi yapmadım. Bunun da çok örneği vardır. İşin insani yönü bambaşka bir şey" diye konuştu.