AB-Londra tahterevallisi

Gözler İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden anlaşmalı mı anlaşmasız mı boşanacağında. Domino taşı etkisi yaratıp yaratmayacağında...

09 Şubat 2019 Cumartesi, 23:21
Abone Ol google-news

 

Coğrafi konumu bir yana, siyasi, ekonomik dengeler, çıkarlar açısından Kıta Avrupa’sının hem içinde hem de dışında kalma yönündeki diplomatik ince manevra becerisi küçümsenemeyecek İngiltere, Avrupa Birliği’nden (AB) çıkış nam-ı diğer Brexit darbesinin savrulmasında... Oysa hatırlayın, 2016’da AB’de kalalım mı kalmayalım mı referandumundan kıl payı çıkan “evet” birçoğumuz gibi birliğin içinde de nasıl şok dalgası yaratmıştı. Ekonomik, siyasi tıkanmışlık, sığınmacı akını, aşırı sağ, popülist söylemlerin kriz havasından kendine alan yaratmasının da etkisiyle AB’nin geleceğine ilişkin, bölündü bölünecek tartışmaları nasıl hararetlenmişti. Transatlantiğin öte yanında gelmesi o sıralar an meselesi olan Trump iktidarıyla ise henüz böylesine tanış değildik...

“Kraliçem çok yaşa!” nidalarının sürdüğü İngiltere’de yaklaşık yüzde 52, 1973’ten bu yana devam eden AB macerasında “artık ayrılma vakti” demişti. Demişti ama AB ilk şoku atlattıktan sonra soğukkanlı eş rolüyle ortaya koyduğu ağır boşanma faturası Londra’da siyaseti toz duman edecekti.
Cameron’ın siyasi hayatı bitti

Yaklaşık üç yılda neler mi oldu? Brexit referandumu vaadini bizzat kendi verip son düzlüğe geldikçe “aman ha ayrılmayalım” panikliğindeki Muhafazakâr David Cameron’ın başbakanlığındaki hükümet sandıktan çıkan “evet”le dağıldı. Ama yiğidin hakkı yiğide misali, genç Cameron başarısızlığının sorumluluğunu aldı, istifasını sundu. Yetinmedi, siyasi kariyerine de veda etti.

May’in içeride ve Brüksel’le savaşı...
Görev halihazırda Muhafazakâr hükümetin kabine üyelerinden Therasa May’e verildi. May referandum kararını demokrasi gereği, boynumuzun borcu diyerek cebe koyup AB ile pazarlıklara başladı. Tabii, bu sırada içi boş bir özgüvenle erken seçimlere gidip, tabir yerindeyse duvara tosladı. İktidarda kalabilmek için Kuzey İrlandalı sağ, aşırı muhafazakârlarla işbirliğine gitti. Ama bu siyasi kaosta AB ile aylarca zorlu pazarlıklarla varılan çıkış anlaşması için halkın çoğunluğunu, muhalefet partililerini bir yana bırakın, kendi Muhafazakâr vekillerini dahi tam olarak ikna etmede sınıfta kaldı. Gelinen noktada bir dahaki seçimlerde adaylığını koymayacağını da ilan etti... Süreçte kendi kabinesinden pek çok isimle yolunu ayırdı, hatta Brexit Bakanı David Davis istifa etti.
Fren boşalırcasına gelişmeler birbirini izledi. Brexit anlaşmasına ilişkin parlamento oylamasında geçen haftalarda aldığı tarihi hayır hezimeti, az farkla kazandığı güvenoyunun ardından, özellikle İrlanda sınırı, ticaret, vergiler konusunda parlamento tartışmaları aldı yürüdü. AB’nin Avro’suna bile yüz vermeyip kendi para birimi krallığının hüküm sürdüğü coğrafyada, bizim için olağan ama onlar için epeydir uzak olan, “bilmiyoruz, ne olacak halimiz” kaygısı başgösterdi.

Öte yandan Brexit tartışmalarıyla, bu aralar İngiltere Parlamentosu son zamanların en adrenalinli dönemlerinden birini yaşıyor. Bize biraz yabancı gelecek bir tablo... Tarihi Avam Kamarası’nda alışılmış üzere iktidarı, muhalefeti dip dibe karşılıklı oturma düzeninde, tenis maçı gibi bir oraya bir buraya verilen söz sıraları, havada uçuşan en ağırından suçlamalar. Ama tüm bu gerilime karşın kol, bacak gibi uzuvların güç gösterisinden ziyade fikirler, kelimeler mücadelesinin sahnelendiği anlar...
Güvenlik, ticaretten bölünme kaygılarına...

Gelelim önümüzdeki gerçekliğe... Yara bereli May yönetiminin başında AB’nin ayrılık saati gürültülü bir sarkaç gibi sallanıyor. Anlaşmalı boşanma mı, çekişmeli sürece devam mı... Fikir ayrılığına merhem bulunamaması halinde taraflar arasında ticaretten, güvenliğe pek çok konuda gerilim daha da artacak. AB-Londra arasında çıkış tarihi 29 Mart için geri sayım hızla sürmekte. May’in, AB ile uzlaşısındaki Kuzey İrlanda için “backstop” olarak adlandırılan (Bizim basına yansıyan deyimiyle tedbir maddesi) konu el yakıyor. Bununla taraflar, Brexit sonrası AB ile İngiltere arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Birleşik Krallık’ın parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasında fiziki sınır olmamasının garanti altına alınmasını amaçlıyor. Ancak İngiltere ile AB arasında varılan anlaşma, taraflardan herhangi birinin bu sürece tek taraflı son verememesini öngörüyor. İngiltere’de AB ile uzlaşıya karşı çıkanlar bunun, Birleşik Krallık’ın tamamında gümrüklerin kontrol edilememesi anlamına geleceğini, ticari, sınır güvenliği açısından sorun yaratacağı görüşünü dile getiriyor.

Bir diğer muhalefet noktası ise Birleşik Krallık’ta bölünmelerin başgösterebileceği... Bu maddeyle Birleşik Kralık’a bağlı İskoçya’da bağımsızlık referandumu talebinin yeniden yükselebileceği, Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti’nin parçası haline gelebileceği kaygıları dile getiriliyor. Brüksel’den Londra’ya mesaj ise değişmiyor: Var olan anlaşma masada, yenisi yok ama belki uzlaşının ardından ek bir deklarasyon olabilir...

Londra-Brüksel hattında tarafların mevcut pozisyonlarını değiştirmemeleri halinde, İngiltere AB’den anlaşmasız ayrılacak. Bu iki taraf için de ağır yük getiriyor. Böyle bir durumda taraflar arasında “gümrüksüz ticaret” devri sona eriyor, sınırlar yeniden yükseliyor.

Erken seçim çağrısı
Sakin görünümlü ama parlamentonun Brexit oturumlarında içinden enerji fışkıran Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi ise “May hükümeti hezimeti kabul etsin, erken seçim vakti” diyor. May’e “partini bile ikna edemiyorsun” yönündeki haklı çıkışlarına karşın May’in “peki iktidara gelseniz, yeniden referandum mu diyeceksiniz” sorusuna ise muhalefet lideri şimdilik pek renk vermiyor. Ama kulislere yansıyan İşçi Partisi içinde yeni referandum isteyenlerin de olduğu. Corbyn’in ise iktidara gelmesi halinde AB ile özellikle kalıcı bir Gümrük Birliği’ne dayalı daha iyi bir anlaşma yapacaklarından emin olduğu savını taşıdığı.

İngiltere’nin belirsiz sürece yol almasına en sert çıkışlardan biri de hafta arasında AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’tan geldi. Polonyalı muhafazakâr cepheden Tusk, “Anlaşmasız Brexit isteyenler için cehennemde özel bir yer var” diyerek Londra’ya çıkıştı. Kim nerenin yolcusu bilinmez ama İngiltere’de olası uzlaşısızlık durumunda yaşanacak kaosa karşı Kraliyet güvenliğinden sınırdaki faaliyetlerin aksamasına protesto dalgası olasılığına karşı hazırlıkların da bir koldan sürdüğü haberleri gündeme yansıyor. Dünyada nefesler tutulmuş, AB-Londra tahterevallisinde yumuşak mı sert mi hamleler sonuca yansıyacak, bekleniyor.

<haber-dikey:1240924>