AİHM'nin geleceği görüşülüyor

AİHM'nin Geleceğine İlişkin Üst Düzeyli Konferans'ta insan hakları, yargı, hukuk sistemindeki boşluklar görüşülüyor.

26 Nisan 2011 Salı, 09:33
Abone Ol google-news

Swissotel Grand Efes İzmir'de düzenlenen ''AİHM'nin Geleceğine İlişkin Üst Düzeyli Konferans''ın açılışında konuşan Adalet Bakanı Ahmet Kahraman, Avrupa Konseyi yetkililerini İzmir'de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

AİHM'nin ''İnsan haklarına saygının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni imzalamış devletler tarafından garanti edilmesi'' şeklinde özetlenebilecek amacı çerçevesinde bireysel hakların korunmasına yönelik ortak standartlar oluşturma konusunda çok önemli görev üstlendiğini kaydeden Kahraman, şunları kaydetti:

''Bu dönemde ülkemiz yargı kadrosu içinde birçok yeniliklere imza atmış, özlük haklarını iyileştirdiği yargı mensuplarının eğitimini de kurulan adalet akademisiyle desteklemiştir. Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısında gerçekleştirdiği reform ile kurulu daha bağımsız ve demokratik yapıya kavuşturmuştur. Çalışmalarımızı birçok başka alanlarda da devam etmektedir. Bunlar yargının işleyişini hızlandırmaya yönelik mahkemelerin faaliyete geçirilmesi ve dünyanın ilk entegre adli elektronik iletişim ağı olan ulusal yargı ağının hayata geçirilmesi olarak örneklenebilir.''

'Ortak değer insan hakları'

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin AİHM için son derece önemli bir rol oynadığını kaydeden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanı Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ''Hepimizin ortak değeri olan insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi değerlerin korunmasının güvencesidir ve bu değerlere saygı gösterilmesine dair ortak standartlar yerleştirmektedir. 800 milyon Avrupalının şikayet merci olarak görev yapması, başlı başına bir başarıdır. Bu başarının beraberinde büyük beklentiler getirmektedir'' dedi.

Davutoğlu, bu beklentilerin en üstünde mahkemenin başvuruları makul sürede ele alması olduğunu, mahkemenin hem bireyler, hem de devletler için hukuki güvence getirdiğini ve tutarlı bir içtihat oluşturduğunu dile getirdi.

Sözleşmenin Kasım 2000'deki yıl dönümü kutlamalarında pek çok önlemden bahsedildiğini, bunların en önemlisinin de 14 numaralı protokol olduğunu kaydeden Davutoğlu, ancak bugüne kadar tümüyle gerçekleştirildiğinin söylenemeyeceğini, güçlüklerin üstesinden bütünüyle gelinemediğini ifade etti. Davutoğlu, tıkanıklıkların giderilmesi için üye devletlerin sözleşmeye dair kararlığını göstermesi gerektiğini vurguladı.
İzmir Konferansında iki ana hedefin bulunduğunu anlatan Davutoğlu, ''ilkinin Interlaken eylem planı sözleşmesinde değişikliğe gerekli olup olmadığı, ikincisinin de son gelişmeleri dikkate alarak önemli adımların atılması'' olduğunu bildirdi.

Davutoğlu, özellikle mahkemenin dava yükü ve mahkemeye erişim konularında önlem alınması gerektiğine işaret ederek, 14. protokolün ve mahkemenin son zamanlarda aldığı önlemlerin gerekli olmakla birlikte yeterli olmadığını dile getirdi.
Interlaken Deklarasyonunun, Bakanlar Komitesine ilave önlemler alma görevini verdiğini aktaran Ahmet Davutoğlu, mesela bir başvuru ücretinin ödenmesinin dava yükünün azaltılması yönünde önemli bir adım olabileceğini, zorunlu temsilin devreye sokulabileceğini söyledi.

Davutoğlu, mükerrer başvuruların dava yükü için önemli bir sorun teşkil ettiğini, iç hukuk çözüm yollarının bulunması gerektiğini, bu şekilde başvuru yükünün azaltılabileceğini bildirdi. Sözleşmenin ve mahkemenin içtihatının da daha iyi anlaşılması gerektiğini belirten Davutoğlu, başvurunun reddi konusundaki yeni uygulama yöntemlerinin de daha iyi işleyiş getireceğini, bu kapsamda yargı kararlarının etkin bir şekilde uygulanmasının çok önemli olduğunu ifade etti.
 

"AİHM başarısız olursa büyük zarar doğar"

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, yaptığı konuşmada, AİHM'nin son 50 yılda dünya genelinde en büyük ve en etkili insan hakları mahkemesi olarak görev yaptığını ve üye tüm ülkelerde içtihadıyla insan hakları standardını yükseltiğini söyledi. AİHM'in başarısız olması durumunda insan hakları sözleşme sisteminin zarar göreceğini, bunun da Avrupa Konseyi'nin başarısız olduğu anlamına geleceğini ifade eden Jagland, mahkemenin üzerindeki başvuru yükünün çok ağır olduğunu kaydetti.

Her 10 başvurudan 9'unun ''kabul edilemez'' nitelikte olduğunu, bunun yanında çok sayıda mükerrer başvuruların bulunduğunu belirten Jagland, özellikle mükerrer başvurular konusunda üye ülkelerden çözüm beklediklerini ifade etti. Jagland, ''Sorun üye ülkelerde, mahkemede değil. Bu tür mükerrer ya da kabul edilemez başvurular, mahkemenin asıl amacı olan insan hakları standartlarının yükseltilmesi amacına yönelik çalışmasını zorlaştırıyor'' dedi.