Avrupa’yı faşizmden kim kurtardı?

Avrupa’yı faşizmden kim kurtardı?

02 Şubat 2020 Pazar, 09:37
Abone Ol google-news

Geçen eylül ayındaki bir pazar yazımda (“Tarihin Gölgesinde”, Cumhuriyet, 29 Eylül 2019), İkinci Dünya Savaşı konusunun, Rusya, Ukrayna, Polonya, Baltık ülkeleri gibi Doğu Avrupa’da bulunan ülkeler açısından kesinlikle bir tarih meselesi olmadığını, aksine, gayet güncel bir siyasi mesele olduğunu yazmıştım. Orada da değindiğim üzere, Sovyetler Birliği İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nı yenen esas güç olduğundan ve bugünkü Rusya Federasyonu, kendisini Sovyetler Birliği’nin varisi olarak gördüğünden, Kremlin yönetimi, Avrupa’ya, “sizi faşizmden biz kurtardık” diyor ve böylelikle, günümüz Avrupa siyasetinde ağırlığını artırmaya çalışıyor. Doğu Avrupa’da Rusya karşıtı yönetimlerin olduğu Polonya ve Baltık ülkeleri (Estonya, Letonya ve Litvanya) ve diğer bazı ülkelerse, savaşın sonunun kendileri için hayırlı olmadığını, Nazi işgalinden çıkıp “onun kadar kötü olan” komünist/Rus işgaline girdiklerini söylüyorlar. Bununla da kalmayarak, İkinci Dünya Savaşı’na sebep olan şeyin, Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği’nin savaştan hemen önce anlaşarak Polonya ve Doğu Avrupa’yı aralarında paylaşmaları olduğunu, Hitler’in bundan cesaret alarak Polonya’ya saldırdığını söyleyip Sovyetler’i savaşa sebep olmakla suçluyorlar. “Kurtarıcı” olarak görülmeyi beklerken “Naziler’in suç ortağı” olarak gösterilmenin Rusya’da yarattığı rahatsızlığı tahmin etmek, zor değil.

Avrupa Parlamentosu’nun geçen eylül ayında aldığı bir kararda Sovyetler Birliği’nin Nazi Almanyası’yla savaştan hemen önce imzaladığı, yukarıda bahsettiğimiz tarafsızlık ve paylaşım anlaşmasını, İkinci Dünya Savaşı’nın asıl nedeni olarak göstermiş ve bu karar Rusya tarafından, kendilerine karşıt bir tavır olarak değerlendirilmişti (bu konuda haksız sayılmazlardı). Vladimir Putin de, geçen haftalarda Polonya’nın savaştan önceki bazı tavırlarının İkinci Dünya Savaşı’na yol açtığını söyleyince, bu, iki ülke ilişkilerinde yeni bir krize yol açtı. Krizin vardığı son noktayı, daha birkaç gün önce, 27 Ocak’ta gördük. 27 Ocak 1945, Nazi işgalindeki Polonya’daki ölüm kamplarının en büyüğü olan ve bir milyondan fazla Yahudi’nin imha edildiği Auschwitz Kampı’nın Sovyet askerleri tarafından kurtarıldığı gün ve bu tarih, Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü olarak anılıyor. Bu yıl, bu kampın kurtarılışının 75. yıldönümüydü, fakat Auschwitz Kampı’ndaki törene, Sovyet karşıtı mesajlar damgasını vururken “kurtarıcıların çocukları” olan Rus delegeler, tören yerinin en arkalarına oturtuldu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, burada yaptığı konuşmada, Polonya’nın totaliter güçlerin ilk kurbanı olduğu ve totaliter güçler arasındaki anlaşmanın (yukarıda sözünü ettiğimiz Alman-Sovyet Anlaşması’nı kastediyor), İkinci Dünya Savaşı’na giden yolu açtığını söyledi. Hemen belirtelim, Zelenski’nin bu tavrı, Ukrayna’daki milliyetçi kesimlerle yakınlaşma çabasının bir ürünü olarak görülüyor. Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda da, Auschwitz Kampı’nı “Ukrayna cephesinin askerlerinin” kurtardığını söyledi ama “Ukrayna Cephesi”nin, Kızıl Ordu’nun cephelerinden biri olduğunu, yani kampı kurtaran askerlerin Sovyet askerleri olduğunu söylemedi. Rusya yönetimi de, bu konuşmalara, beklenen tepkisini verdi.

SİNEMADA DURUM

Geçenlerde Ukrayna’da gösterime giren ve altı dalda Oscar’a aday olduğu söylenen “Tavşan Jojo” filmi de, bana bu konuları düşündürdü. Amerikan yapımı bu filmde, İkinci Dünya Savaşı, 10 yaşındaki bir Alman çocuğunun gözünden ve hayal dünyasından anlatılıyor. Filmin sonunda, Almanya’yı ele geçiren Amerikan askerleri kurtarıcı, Almanya’nın diğer kısmını ele geçiren Sovyet askerleri katil olarak gösteriliyor. Bu filmin Oscar’ı alması, uluslararası alanda tarih ve siyaset tartışmalarını tetikler mi veya nasıl tetikler, bunu yakında göreceğiz.

[email protected]