Avukat Seda Akço, çocuk istismarı ile ilgili çözüm önerilerini sıraladı

Son açıklanan verilere göre işlenen istismar suçlarının neredeyse yarısı çocuklara yönelik gerçekleşmekte. Bu önemli konuyu ve yapılan hataları İstanbul Barosu'ndan Avukat Seda Akço Cumhuriyet.com.tr'ye anlattı.

01 Temmuz 2021 Perşembe, 17:46
Avukat Seda Akço, çocuk istismarı ile ilgili çözüm önerilerini sıraladı
Abone Ol google-news

Türkiye'de çocuk istismarı ile ilgili birçok dava basında yer almakta ve son açıklanan verilere göre işlenen istismar suçlarının neredeyse yarısı çocuklara yönelik gerçekleşmekte. Bu önemli konuyu ve yapılan hataları İstanbul Barosu'ndan Avukat Seda Akço Cumhuriyet.com.tr'den Sinem Nazlı Demir'e anlattı.

'BÜTÜN İSTİSMAR TÜRLERİNİN EN YAYGIN OLDUĞU YER EV İÇİ'

İhmal ve istismar nedir? Farklar nelerdir?

'İhmal yapılması gerekenlerin yapılmaması; istismar yapılmaması gerekenlerin yapılmasıdır. İstismar çocuğa zarar verici aktif davranışlardır. İhmal de çocuğa zarar verir fakat genel anlamda çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmamasıdır. Bir konuya dikkat çekmek istiyorum, ihmal de istismar kadar çocuğa zarar verir. İhmal, istismara yol açabilir. Çocuğu dinlememek, yeteri kadar sevginin gösterilmemesi de ihmaldir. Çocuğu tehlikelere açık hale getirmektir bu. İhmal de istismar kadar zarar verici bir haldir.'

İstismarın türleri nelerdir?

'Üç artı bir olarak duygusal, fiziksel, cinsel istismar ve son olarak da ekonomik istismarın olduğunu söyleyebilirim. Bir çocuğun emeğinin veya gelirinin sömürülmesi ekonomik istismar çeşididir. Duygusal istismar daha görünmez istismar olarak görülüyor. Mesela bir çocuğa isim takmak, çocuğu tehdit etmek gibi davranışlar da duygusal istismara girmektedir. Daha az fark edilmeyebilir aslında, çocuk gelişiminden anlayan bir insan duygusal istismara yönelik birçok ipucunu fark edebilir. Fiziksel istismar dendiğinde illa aklımıza tekme tokat dövmek gelmemeli. Çimdik atmak, kulak çekmek veya terlik fırlatmak da fiziksel istismara girer. Bunun da basit hallerinin dış belirtisi olmayabilir. Bir de duygusal istismarın bütün istismar türlerinin içerisinde olduğunu da bilmek gerekir. Biz, istismar araştırması yapmıştık. Ebeveynlerin oldukça yaygın biçimde duygusal ve fiziksel istismara başvurduklarını gördük. Anneler daha basit ama sürekli istismar uygularken; babaların daha seyrek ama ağır istismarlarda bulunduğunu fark ettik. Elbette genellenemez ama yüzdelerin burada toplandığını söyleyebilirim. Sadece anne babalar değil, çocuğa bakım veren herkes bu istismar türlerini uygulama riski taşıyor. Son olarak cinsel istismar, çocuğa yönelik her türlü cinsel davranışı kapsar. Cinsel içerikli yayın göstermek, çocuğa dokunmak da bunun içerisine girer. İlla nitelikli bir eylemi anlamamak lazım. Cinsel istismarın dışarıdaki kişiler tarafından gerçekleştirilebileceğine dair yanlış bir algı var. Bütün istismar türlerinin en yaygın olduğu yer ev içi; yaygın fail de çocuğa yakın kişiler. Cinsel istismar da bu şekilde. Bilmek gerekir ki, failler sadece erkekler olmayabiliyor. O yüzden riskin yaygınlığını ve yerlerini bilmek lazım.'

'ÇOCUKLAR UNUTMUYOR'

Risk ortamlarına neler sebep olabiliyor?

'Cinsel istismarı diğerlerinden ayırt etmek gerekiyor. Bu istismar türlerinde, genel olarak üç ana sebebini söyleyebiliriz. Birincisi, bunun işe yarayacağını düşünebiliyorlar. İkincisi de öfke kontrollerinin olması. Çocukların sabır taşırıcı (!), çocukluk çağına özgü davranışlarla baş etmenin yolunun bu olduğunu düşünebiliyorlar. Bir diğer faktör de, başka bir yöntemi bilmiyor oluşlarıdır. Ebeveynlik becerilerinin çok önemli olduğunu bilmek gerek. Bir ebeveyn yeterli bakım kapasitesine sahip değilse, sosyal olanaklar yetersizse, kendisini rahatlatabileceği imkanı yoksa risk ortamı oluşabiliyor. Bu tür istismarların önlenebilmesi için, eksikliklerin nerelerde olduğunu tespit etmek lazım. Çocuğa ve çocukluğa bakış açısı da önemli. Çocuklar sanıldığı gibi bu davranışları unutmuyor. Çocuğun anladıklarını kabul etmek gerekir. İstismarlara çocuk yetiştirme biçimi de neden olabiliyor. Bu nedenle çocukluk algısı tam oturmamışsa, orada istismar davranışları görülebiliyor.'

Bir çocuk istismara maruz bırakıldığında nasıl bir yol izlenmeli? Süreç nasıl ilerlemeli?

'Yetişkinin şunu bilmesi lazım: bir çocuğun duyduğu hayranlığa yanıt verilirse, bu örseleyici bir davranış olur. Çocuğun yaşı ve içinde bulunduğu konumdan kaynaklanan bir hayranlık varsa, karşıdaki yetişkinin bu durumun gelişimin bir parçası olduğunu bilmesi gerekir. Bu temel bir ilkedir ve yetişkin sorumluluğundadır. Bağımsız karar alma yetisi, ergenlik zamanında bu durum mevcut değildir. Böyle durumlarda ne yapılması gerektiği yazılı olarak belirli olmalı. Çocukla çalışan herkesin elinde bu bilgiler olmalı. Çocuk Koruma Kanunu'nun 6. maddesine göre bir çocuğun korunma ihtiyacı içerisinde olduğunu fark eden her bireyin bu durumu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bildirmesi gerekiyor. Bu bir yükümlülüktür. Bir şüphe fark eden kişinin hemen bu durumu bildirmesi gerekir.'

'NEDEN BİZ ÇOCUK KORUMA SİSTEMİMİZİN GÜVENİLİRLİĞİNİ SORGULAMIYORUZ?'

İstismara veya ihmale maruz bırakılan bir çocuğu anlayabilir miyiz? Belirli fark edilecek noktalar var mı?

'İyi bir gözlem yapabilen yetişkinler bunu fark edebilir. Örneğin yeterli beslenemeyen veya manevi destek almayan bir çocuk hemen fark edilebilir. Fark etmiyorsak yoktur anlamına da gelmez. Çocukla çalışan kurumlar için çok daha fazla ipucu olabiliyor. Her fark edilen de istismar anlamına gelmez. Çocuk koruma sistemi öyle olmalı ki, müdahale edecek yapı çocuğa korumak için olmalı. Bu müdahalelerden korkmamamız lazım. Neden biz çocuk koruma sistemimizin güvenilirliğini sorgulamıyoruz? Çocuklar için kolay erişebilecekleri ve anlatabilecekleri insanların ve makamların bulunması gerekiyor. Olması gereken budur. Çocuk için gündelik hayatında temas etmediği bir kuruma bir konuyu anlatması çok zor. Çocuğun çevresindeki yetişkinlerin ilk yapması gereken davranış, çocuğa bu güveni verebilmektir.'

Çocuk istismarı davalarında şaşırtıcı kararlar alınabiliyor. Bu sonuçların uygun olduğunu veya çocuklara zarar verdiğini düşünüyor musunuz?

'Tabii ki düşünüyorum. Fakat sorun nerede? Tutuksuz yargılamak bir ilke olmalı. Çünkü adil yargılanma, kişi özgürlüğü gibi haklardan taviz verilmesine dayanan bir politika olamaz. Sanık, duruma uygun en adil ceza ile cezalandırılmalı, en ağırı ile değil. Hiçbir suç tipi bakımından en ağır ceza talebi, bir hak savunuculuğu olamaz. Esas sorunun nerede olduğunu gösteremiyoruz. Bu politikalar o kadar failin cezasına odaklı sürdürülüyor ki, asıl sorunu göremiyoruz. Asıl sorun iki mekanizmada. İlk olarak çocuk koruma politikalarınıa güvenilmiyor ve etkili müdahaleler yapılamıyor. Çocuğun güvenliği, koruması sağlanamamış ve tehlik altına girmiş. Bu kabul edilemez bir durum. Mağdura ne yapıldığı ile ilgilenmiyoruz. Ve bu hakimler neden bu kararları veriyor? Demek ki bir şey var. Birçok davada soruşturmalar iyi yürütülmüyor ve deliller toplanamıyor. Hakimin hüküm vermesine elverişli bir ortam olmuyor. Bunun üzerine medyanın tek dili ile hüküm kurulabilirmiş gibi yarattığı bir imaj var. Elbette hakimlerin de hatası oluyor fakat toplumun talebi hakim hatasına dayanıyor ama dosyaların birçoğunda yeterli delil toplanmıyor. Hakimler de bu toplumun üyeleri. Çocukluk bakış açısı da önemli ve onlar da bu toplumdan geliyor. Bu nedenle bu bakış açısı ile de ilgilenmemiz gerekmelidir. Cinsel istismarı ilgilendiren en önemli problem erken yaşta evlilikler. Bu bakış açısı değiştirilmeden, evlenebilecek yaşta olduklarını düşündükleri çocukları korumak çok zor. Biz savcıları da hiç olaya katmıyoruz. Çocuk koruma sistemini de tartışmalı hale getirmemiz lazım. Son olarak da savunuclar olarak, bu işi çözmeye yönelik hangi pozisyonda yer alıyoruz sorusuna bir bakmamız gerekir.'

'BU ODAK, İNSAN HAKLARI AÇISINDAN TEHLİKELİ BİR GİDİŞ TALEP EDİYOR'

Eklemek istediğiniz bir düşünce var mı?

'Koruma sistemini sorgulamadan, birkaç failin peşine düşerek çocukları koruyacağımız yanılgısından kurtulmamız gerek. Çocuk haklarının sorumluluk üstlenen bir devletin varlığına ihtiyacı var. Bir sosyal devlete ihtiyaç var. Toplumun, devletin üstüne düşenleri yapıp yapmadığını sorgulaması gerekir. Sadece cezalandırmaya odaklı bir mücadele ile çocuk koruma sistemi güçlendirilemez. Hem nüfus artıyor, hem ihtiyaç duyulan hizmetler sağlam değil; bir de üstüne zayıflayan bir sosyal hizmet politikası var. Hal böyle iken, bunu görmezsek ve değişiklik talep etmezsek ilerlemeyebiliriz. Bu odak, insan hakları açısından tehlikeli bir gidiş talep ediyor.'

Çocuğun Cinsel İstismara Uğradığı Nasıl Anlaşılır ?

-Cinsel içerikli konulara aşırı ilgi ya da aşırı kaçma eğilimi göstermesi

-Cinsel davranışlarda artış yaşanması

-Uyku sorunları, kabuslar

-Depresyon ya da içine kapanma durumları

-Bedeninin kirli ya da zarar gördüğü şeklindeki söylemler ya da genital organlarında bir sorun olduğunu düşünmesi

-Çizim veya oynadığı oyunlarda cinsellik ögelerini kullanması

-Cinsel yolla bulaşan hastalıkların varlığı

gibi belirtiler gözlemlendiğinde, çocuğun cinsel istismara uğradığından şüphelenilmelidir.