AYM fiili durumu göremedi!

Anayasa Mahkemesi, devletin saygınlığı gerekçesiyle hapsi savundu.

04 Ocak 2017 Çarşamba, 06:50
Abone Ol google-news

Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu düzenleyen Türk Ceza Yasası’nın 299. maddesinin iptal isteminin reddetmesinin gerekçesini açıkladı. Düzenlemenin anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olmadığını savunan Anayasa Mahkemesi, “Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlarında Cumhurbaşkanı’nın kişiliği yanında devletin saygınlığı da korunmak istenmektedir. Sınırlama, ifade özgürlüğünün kullanılmasını zorlaştırmaz” dedi. Bu yorumu yapan AYM; uygulamada “fiili durum” yaparak “devletin başı” konumundan çok “siyasi parti lideri” gibi davranan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şikâyetiyle açılan binlerce davayı görmezden geldi. AYM; başkanlık sistemine geçirilirse Cumhurbaşkanı’nın atayacağı Adalet Bakanı’nın bu suçlarda soruşturma izni veriyor olmasını “güvence” olarak yorumladı.

Olay tarihinde İzmir Hâkimi olan Murat Aydın, baktığı bir davaya konu olan TCY’nin 299. maddesinin anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle AYM’ye başvurmuştu. Söz konusu madde, Cumhurbaşkanı’na hakaret edenlere 1 yıldan 4 yıla kadar hapis öngörürken, suçun alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında arttırılıyor. Anayasa Mahkemesi, 14 Aralık 2016’da iptal isteminin reddine karar vermişti.

Yüksek Mahkeme, dün kararının gerekçelerini açıkladı. Dava konusu kural ile devletin başı olan ve devleti temsil eden Cumhurbaşkanı’nın şahsında devletin saygınlığına yönelik saldırının önlenmesi ve cezalandırılmasının amaçlandığı belirtilen kararda, Cumhurbaşkanı açısından diğer kişilere göre farklı bir düzenlemeye gidilmesinin hukuk devleti ilkesine aykırı olmadığı öne sürüldü. Kararda, “Korunan hukuki yarar açısından genel olarak hakaret ve kamu görevlisine karşı hakaret suçlarından farklı olarak Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunda, Cumhurbaşkanı’nın kişiliği yanında devletin saygınlığı da korunmak istenmektedir. Başvuru kararında karşılaştırılan suçlar incelendiğinde, bu suçların unsurlarındaki benzerliklere karşın, korunan hukuki yararlar ve suçların niteliklerinin farklı olduğu gözetildiğinde eşitlik ilkesine aykırı bir yön bulunmaktadır” denildi.