Bant tipi yaratıcı üretim

Müzik, konser, organizasyon, dergi, sergi, sinema, illüstrasyon, yayınevi... Bant ve çevresinde oluşan ekip piyasanın malum koşullarına rağmen üretmeye devam ediyor. Üstelik aynı işe soyunan pek çokları kepenk indirmek zorunda kalmışken.

15 Nisan 2015 Çarşamba, 18:20
Abone Ol google-news

Facebook’un henüz tüm dünyaya yayılmadığı, Twitter’ın okuma yazma alışkanlıklarımızı 140 karaktere indirgemediği, YouTube’a daha ilk videonun bile düşmediği o günleri hatırlıyor musunuz? Hani onca zahmetle arayıp bulduğumuz bir şarkı karşısında sevinç gözyaşları akıttığımız, çok merak ettiğimiz filmin torrentini değil de vizyona girmesini beklediğimiz o günleri... İşte Bant, bundan on küsur sene önce tam da o günlerde, gördüklerimizin de duyduklarımızın da ana akımın bize sunduklarıyla sınırlı kaldığı bir dönemde hayatımıza girdi.  

Hele ki memleketin kültür-sanat ve müzik yayımları konusundaki açlığını bastırmada önemli rol üstlenen yayımlar birer birer kapılarını kapatıp gitmek zorunda kalmışken...

 

Şehri dolduran özgün sesler

İstanbul’un “yoğun” konser gündemi de son birkaç yıldır müzik severleri doygunluğa ulaştırmışken...  Bir vakitler yolunu dört gözle beklediğimiz müzisyenlerin bile konserlerine gitmeden önce birkaç kere düşünür hale geldik. Bilet fiyatları, yolda harcanacak vakit gibi meseleleri kafamızda döndürmemizin haklı sebepleri var tabii ki ama Bant Mag.’ın genel yayın yönetmeni Aylin Güngör’ün de bahsettiği konser organizasyonlarındaki o “yığılma” hali ve “bu konserler tutuyor, biz de yapalım” piyasası yüzünden müzik severlerin hevesini yitirdiğini de kabul etmek gerek: “2013 sonrası, Türkiye’deki konser piyasasının genel olarak dibe doğru gittiği bir dönem oldu. Gereğinden fazla benzer türde konser düzenlendiği için olsa gerek. İzleyici maddi olarak da yetişemedi hepsine birden. Biz de tam o noktada konser yapma işine ara verdik.” 

Indie konserlerinin tüm İstanbul’a yayılmasından önce bu türü şehre ilk duyuranlar arasında Bant Mag. konserleri vardı oysa. Bundan tam 10 sene önce Damon & Naomi ile yaptıkları bir röportajda grubun “En büyük hayalimiz İstanbul’a gelmek ve rakı içmek” demesi üzerine kolları sıvamaya karar veren ekip, böylece ilk konserini düzenleyerek şehri özgün seslerle buluşturmak üzere yola koyulmuştu. Damon & Naomi’nin ardından düzenlediği ve o gün orada olanların “Gökhan Akçura’nın, yüksek sesle konuşarak konseri mahvetmenin eşiğine gelen seyirciyi layığıyla susturduğu konser” olarak hatırladığı Cat Power konseriyle yeni yeni canlanmaya başlayan İstanbullu indie dinleyicisinin bir sonraki hareketini merakla beklediği bir ekip haline gelmişti Bant.

Gelecekte ise Bant’ı 2007’den 2011 yılına kadar her ay düzenleyeceği ve her bir konseri ayrı bir fenomene dönüşecek City Star Nights serisi bekliyordu. Her ay dünyanın farklı şehrinden bir ismi ağırlayan bu seri sayesinde rakı kadehini tek seferde kafasına diken Lydia Lunch’ı da izledik, İngiltere’nin melankolisini Babylon’a taşıyan The Wedding Present’ı da... City Star Nights’ın en güzel taraflarından biri ise o dönem organizatörlerin getirmeye cesaret edemediği, ismi buralarda henüz pek yayılmamış isimleri sahnede izleyebilmekti muhtemelen: Caribou ve The Radio Dept. gibi gruplar tüm biletleri tükenen konserlerinden önce İstanbul’da ilk kez City Star Nights kapsamında sahne almıştı. 

Yerel müzik sahnesinden isimleri Peyote ve Arkaoda gibi, bu isimlerin kıymetini bilen mekanlarda izlemeye alışıktık hep. Ta ki Bant Mag. ekibinin ilk kez 2010 yılında düzenlediği Demonation Festivali’ne kadar... Daha önce bir plak şirketi üzerinden albüm yayınlamamış grup ve müzisyenleri, hem organizatör hem de sektörden isimlerle buluşturmak amacıyla yola koyulan Demonation, geçtiğimiz beş yıl boyunca popüler kültürün bu özgün sesleri keşfetmesinde önemli bir rol üstlendi. She Past Away’den On Your Horizon’a, Kilink’ten The Ringo Jets’e, Seni Görmem İmkansız’dan Ah Kozmos’a kadar onlarca ismi ağırlayan festival, düzenlediği panellerle de bağımsız müziğin yanında olmaya devam ediyor. 

İllüstrasyonda bir ekol

Türkiye’nin usta illüstratörlerinden Sadi Güran’ın kurucuları arasında yer aldığı bir ekibin illüstrasyon konusunda öncü bir yere sahip olmasına kimse şaşırmıyordur herhalde. Türkiye’de illüstrasyona ağırlık veren bir dergi ya da ajansa rastlamanın pek mümkün olmadığı bir dönemde, ilk sayılardan beri sayfalarını illüstrasyonun özgün yorumuna açan Bant Mag. aslında bu konuda bir ekol sayılabilir. 

Yıllar içerisinde katılımcı illüstratörlerinin desteğiyle giderek büyüyen dergi kadrosu, ilk yıllarında kreatif direktör olarak Ümit Kurt’la, illüstratör olarak da Okan Arabacıoğlu, Cem Dinlenmiş, Bora Başkan, Hayal Pozantı, Özgür Erman, Baysan Yüksel ve daha birçok isimle çalışmıştı.  

 

Kış Uykusu’na DVD kapağı

Şimdi ise onları takip eden, Ethem Onur Bilgiç, Saydan Akşit, Can Çetinkaya, Furkan Birgün, Mert Tugen, Sedat Girgin, Aykut Aydoğdu, Berkay Dağlar gibi sanatçılarla birlikte işlere imza atan ekip dergi sayfalarının da dışında pek çok özel proje için bu isimlerle çalışmaya devam ediyor. “Geçen sene Altın Portakal Film Festivali için hazırladığımız 100 İllüstrasyonla Türk Sinemasının 100. Yılı Sergisi, gerçekten çok övündüğümüz bir proje oldu” diyor, Hakan Dedeoğlu ve güzel de bir haber ekliyor: “Sergi vesilesiyle gördüğü Ethem Onur Bilgiç’in Kış Uykusu işini çok beğenen Nuri Bilge Ceylan, filmin DVD kapağı için Ethem’le birlikte çalışmaya karar verdi; Ethem adına gerçekten büyük gurur duyduk.”

 

Dergi, sergi, yayınevi

“Dergiyi okurken severek baktığınız ama duvarınıza asmak için dergiden yırtmaya da kıyamadığınız illüstrasyonlara yer vereceğimiz Dosya isimli bir proje başlatıyoruz” diyor, Aylin Güngör. Bant Mag. Yayınları’ndan çıkan Dosya’nın ilk sayısı Sadi Güran’ın işlerinden oluşuyor. Projenin ortaya çıkma sürecini ise Sadi Güran şöyle anlatıyor: “Bant Mag. Yayınları’nın ilk projesi Aylin’in fotoğraf kitabı olan Oturduğum Yerden’i basmak olmuştu. Şimdiyse sırada Dosya serisi var. Serinin ilk yayını benim işlerimden oluşuyor; 10 yıllık maceramız boyunca benim gerek Bant gerekse de kişisel işlerimden seçerek hazırladığımız baskıları bir araya getiriyor. Bu seçkiyi yaparken en sevdiğim işlerime yer vermeye çalıştığımı belirtmeliyim.”

Ekibin düzenli olarak kitap yayınlamak yerine sadece sevdiği ve saklamak istediği içerikleri basmayı planladığı Bant Mag. Yayınları’nın Oturduğum Yerden adlı ilk kitabında yer alan fotoğraflar bir sergi halinde dünyayı dolaşıyor şu günlerde. Utrecht’teki Le Guess Who festivali ve Londra’daki ATP Festivali’nin  ardından yakın bir zaman önce Paradiso’ya geçen ve önümüzdeki günlerde New York’a gidecek olan sergide, Bant Mag. ekibinin İstanbul’da ağırladığı yurtdışından müzisyenleri, Aylin’in çektiği günlük hayattan karelerde görmek mümkün. 

Dosya’nın birinci sayısında yer alan Sadi Güran’ın işleriniyse Bant Mag.’ın hem galeri hem de bir çalışma ortamı olarak kullandığı Bant Mag. Mekan’da görebilirsiniz. 

 

Maskeli deliden duygusuz film yorumları

Derginin sinema editörü Melikşah Altuntaş’ın hazırlayıp sunduğu Bant Mag. Sinema Programı, her bölümüyle bir internet fenomeni olarak yayılmaya devam edeceğe benziyor. Maskeli bir ‘deli’nin olabilecek en duygusuz ses tonuyla yaptığı sinir bozucu film yorumlarının nasıl ortaya çıktığını Melikşah Altuntaş şöyle anlatıyor: “Aylin ve Hakan’ın evinde buluşmuş aslında birlikte bir klip programı çekmeye çalışıyorduk. Saçma sunumlar ve zevzek bir muhabbet eşliğinde elbette. ‘Benzer bir kafada bir de sinema programı mı yapsak’ dedik. Bunun üzerine beni kameranın önüne atıp o hafta gösterime giren filmleri anlattırdılar. Tabii berbat bir tonlama ve tüm heyecansızlığımla yaptığım bu yorumların anonim bir tipe ait olması gerekiyordu, o yüzden yüzümün üstünde anlamsız bir maske belirdi. Bu deneme kaydını filmlerden alakasız görsellerle birleştirip YouTube’a yükledik. Geri dönüşler olumlu olunca devam bölümlerini de çekelim dedik.”