Barış Pehlivan yazdı: Diyanet'in unuttuğu cinayet

Barış Pehlivan, gazeteci Fethi Yılmaz’ın Katli Vacip adlı kitabında, İsmailağa cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun adının geçtiği ve Diyanet'in yıllarca bir adım atmadığı müftü cinayetiyle ilgili dikkat çeken satırlar kaleme aldı.

14 Eylül 2021 Salı, 09:48
Barış Pehlivan yazdı: Diyanet'in unuttuğu cinayet
Abone Ol google-news

Gazetemiz yazarı Barış Pehlivan, “Arka Bahçe” adlı köşesinde “Ahtapotun kolları” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Pehlivan bugünkü yazısında, gazeteci Fethi Yılmaz’ın Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan “Katli Vacip” adlı kitapta anlatılan bir cinayete yer verdi.

İsmailağa cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun adının geçtiği cinayette, Diyanet’in öldürülen kendi müftüsüyle ilgili yıllarca bir adım atmadığına dikkat çekildi.

Pehlivan’ın yazısının ilgili bölümü şöyle:

"28 Şubat davasında hapsedilen emekli generallerin rütbeleri söküldü. 

Eski AKP milletvekili Resul Tosun laikliğin anayasadan çıkarılması çağrısı yaptı. 

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş dinin ticarette, yargıda ve siyasette etkili olmasını istedi. 

Gözden kaçırmayalım: Menzilci örgütlenmenin olduğunu yazdığım Jandarma akademisinin mezuniyet töreni bu ayın başına yapıldı. Tören yine Diyanet İşleri Başkanı’nın dualarıyla gerçekleşti. 

Bugün tüm bunları düşünürken yeni bir kitabın sayfalarını karıştırıyorum. 

Adı Katli Vacip. Yazarı yıllarca yan yana mücadele verdiğimiz gazeteci dostum Fethi Yılmaz. 

Kitaptaki İmdat Kaya’ya dikkat kesiliyorum.

1982 yılıydı. Üsküdar’da Hasan Ali Ünal adlı bir müftü vardı. Anadolu çocuklarının tarikatların eline düşmemesi için mücadele veren bir din adamıydı. Bu yüzden hedefti, öldürüldü. 

Yedi sanıklı cinayet davasında, İsmailağa cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu ve İmdat Kaya için idam cezası istendi. 

İmdat Kaya, cinayet dosyasıyla ilgili Emniyet’teki ilk ifadesinde itiraflarda bulundu. Müftü Ünal’ın öldürülmesine dair camide toplantı yaptıklarını ve 'ölüm fetvası' verildiğini kendi el yazısıyla kaleme aldı. 

Keza, Kaya’nın kardeşi Servet Kaya’nın bir telefonu da ilginçti. 

Cinayetten bir gün sonraydı... Kardeş Kaya, Üsküdar Müftülüğü’nü arayarak “Müftüye suikast düzenlendi” dedi. Garip mi, o saate kadar müftünün öldürüldüğünü sadece katilleri biliyordu. 

Sonunda ne mi oldu? 

Diyanet, kendi müftüsünü öldüren gücün üstüne gitmedi. Tetikçi Hamza Akdağ 39 yıldır bulunamadı. Azmettiricilerin dosyası ise kapatıldı. 

İmdat Kaya da 12 Eylül’ün mahkemesi tarafından 'saygın isim' denilerek beraat ettirildi. 

İşte o isim, yani İmdat Kaya yıllar sonra 28 Şubat sürecinde tekrar sahneye çıktı. Bir belediyede mezarlıklar müdürüydü. 

O günlerde şu sözler duyuldu ağzından: 

'Laik demokrat kafalı insanların namazları kılınmaz. Zorlarlarsa karşı gelmeyin. Cenazesini yıkamak için yanınıza gelince, ‘yasaktır’ diyerek kimseyi almayın. Artık baş başasınız, onu orada bir güzel halletlikten sonra pamuk kullanmayın, bizim memleketimizde budaklı odun çok...' Yetmemiş olacak ki 'Çankaya, Ezankaya oluncaya kadar bu savaş sürecek' bile dedi. 

Ve sonra... 28 Şubat döneminde Türkiye’den kaçtı. AKP iktidar olunca da geri döndü. Partinin “vefa” yemeklerinde “kanaat önderi” olarak ağırlandı. 

Okuduğunuz yakın Türkiye tarihidir.