Başbakan olmak da zor

Başbakan da insandır, hataları olabilir. Ama, bu hatayı milletin gözü önünde yaparsa fena halde fırçaya maruz kalır. İsveç halkı demokrasi ve eşitliği kutsallık derecesinde önemsediğinden hataları görmezden gelmiyor. Böyle diyorum ama her şeyin ideal düzeyde olduğunu sanmayın. Çifte standart da sıradandır.

17 Ocak 2021 Pazar, 17:00
Abone Ol google-news

Asıl mesleği kaynakçılık olan, sendika başkanıyken biraz da zorunlu olarak başbakanlık görevini üstlenen Stefan Löfven, geçenlerde sıradan bir vatandaş gibi davrandığı için fena halde eleştirildi. Bütün dünyada medyaya haber oldu. Yaptığı suiistimal, yolsuzluk falan değil. Suçu pandemi günlerinde herkese “evinizde kalın” diye uyarıda bulunurken Stockholm’ün en hareketli alışveriş merkezinde boy göstermesi. Noel, yılbaşı günleri nasıl herkes hediye telaşına düşüyorsa, muhtemelen Başbakan da bu nedenle oradaydı. Bazı gazeteler saatini tamir ettirmek için bazıları da traş makinesi almak için gittiğini yazdılar.

Her ne ise. Başbakan’ın alışveriş merkezine gitmekten keyif aldığını sanmıyorum. Zaten bunalmış durumda. Pandeminin başından beri ensesinde boza pişti. Virolog Anders Tegnell’in felakete yol açan sürü bağışıklığı stratejisinin faturasını kendisinin gelecek yıl seçimde ödeyeceğinin farkında. Ama yapabileceği bir şey yok. Dahası alışveriş merkezine gitmek zorunda. Çünkü İsveç’te başbakana bu konuda yardım edebilecek bir görevli yok. İş başa düşünce kendi işini görmek zorundadır. Hediye almasa bu kez muhtemelen evde protestoya maruz kalacaktır. Bu ülkede başbakan olmak zor. Başbakan Stefan Löfven, mesai saati bitip dışarıya çıkınca vatandaş Stefan Löfven olur. Hele evin eşiğinden adım atınca, karşısında evin başbakanı vardır ki roller birden değişir. Evlerde kadın diktası vardır demek istemiyorum. Aman yanlış anlaşılmasın. Yani bir gün içinde iki rol kolay olmasa gerek. Kısacası İsveç’te başbakan olmak o kadar kolay iş değil.

Çifte standart

Sistemi idealistlerin yönettiğini, herkesin etik kurallara uyduğunu söylemek olanaksız. Zamanında dürüstlük üzerine kurulmuş sistemi istismar edenlerin sayısı hiç az değil. Örneğin, pandemi gibi bir felaketi yaşıyoruz. 10 milyonluk ülkede şu sırada kurban sayısı 10 bini geçti. Devleti yönetenler elbette virüsü yok edecek sihirbaz değiller ama halka moral destek vermeleri gerekir. Başbakan yeterince beceremese de iyi niyetli bir adam. Ayrıca bu devletin yığınla kurumu var. Bunlardan biri de afetlere karşı yapılacak çalışmalar için oluşturulmuş, kısa adı MSB olan bir yapılanma. Pandeminin başından beri adını duymamıştık. İki ay önce MSB’den herkesin telefonuna mesaj geleceği duyuruldu. Kulakları dikip beklemeye geçtik. İki gün süren anonslardan sonra mesaj geldi. Pandemi ve davranışlarımız konusunda gerekli bilgileri Halk Sağlığı Müdürlüğü’nün internet sitesinde bulabileceğimiz bildiriliyordu. Cep telefonlarına aynı anda düşen bu mesajdan sonra, telefon trafiğinde müthiş bir yoğunluk yaşanmış. Herkes bir ya da birkaç yakınına telefon ederek kendisine gelen mesajın doğru olup olmadığını kontrol etmiş. Ben de telefon ettim. Arkadaşlarım da bana telefon etti. Evet, olay trajikomikti. Birkaç sosyal demokrat elitin dolgun maaş aldığı kurum 2020’de iki cümlelik iş yapmış oldu. Söz konusu kurumun görevi afet konusunda çalışmak ama gözle görülür bir iş yaptığını görmedik, duymadık. Genel müdürün en önemli özelliği sosyal demokrat olması. Daha önce göç dairesi müdürüydü, işler sarpa sarınca sosyal sigortaların başına atandı. Orada nepotizm ayyuka çıkınca emniyet genel müdürü yapıldı. Polis teşkilatında huzursuzlık çıkınca da MSB’nin başına getirildi.

Filler mezarlığı

Bazen iş yapma becerisi olmayanların göstermelik de olsa ortalıkta iş yapıyormuş pozunda göründükleri biliniyor. Ama bu genel müdürün böyle bir kaygısı da yok. Hükümet Noel ve yılbaşı tatilinde gereksiz seyahat edilmemesi, evde kalınmasını önerirken görevi afetle ilgilenmek olan bizim genel müdür tatilde Kanarya Adaları’nda görüldü. Bu da dünya basınına yansıdı. Sonuç belliydi. Genel müdür tatil dönüşünde gazetecilerle karşılaşmamak için havalimanının arka kapısından çıkıp bağlı olduğu bakanın yanına gitti. Bakan kısa görüşmeden sonra genel müdürün istifa ettiğini ama kendisine bakanlıkta görev verileceğini açıkladı. Yani emekli oluncaya kadar dolgun maaşıyla merkezde devam edecek. Merkeze alınanların sayısı az olmasa gerek ki gazetelerden birinde “Bundan sonra filler mezarlığında çalışacak” diye yazıldı.

[email protected]