Başbakan'a dava açtık

Gazetemiz, savcı Mehmet Selim Kiraz’ın cenaze törenine Cumhuriyet’in de aralarında olduğu gazeteleri ve televizyonları aldırmayan Başbakan Davutoğlu’na 10 bin TL manevi tazminat istemli dava açtı. Dava dilekçesinde engellemenin yasalara, Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu insan haklarına ilişkin sözleşmelere aykırı olduğu belirtildi.

08 Nisan 2015 Çarşamba, 22:11
Abone Ol google-news

Gazetemiz, şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’ın cenaze törenine Cumhuriyet’in de aralarında olduğu gazeteleri ve televizyonları aldırmayarak haber verme hakkımızı çiğneyen Başbakan Ahmet Davutoğlu’na dava açtı.

Şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’ın 1 Nisan’da gerçekleştirilen cenaze törenine, aralarında Cumhuriyet’in de bulunduğu bazı gazete ve televizyon kanalları alınmamış, bu talimatı da Başbakan Davutoğlu bizzat kendinin verdiğini açıklamıştı. Gazetemiz, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun hakkında 10 bin TL manevi tazminat istemli dava açtı. Dava dilekçesinde, 31 Mart günü makamında öldürülen savcı Kiraz’ın rehin alınmasının medyada geniş şekilde yer aldığı anımsatılarak, yüzü maskeli bir saldırganın savcı Kiraz’ın kafasına silah dayadığı bir fotoğrafın, olayın ilk anlarından itibaren yaygın biçimde kullanıldığı, internetten ve TV kanallarından hızla yayıldığının altı çizildi.

 

Duygudaşlık kurma gücü

Söz konusu fotoğrafın savcının şehit edilmesinden sonra olayın vahametini tüm çıplaklığıyla gösteren simge bir fotoğraf haline geldiği aktarılarak, bakan kişide bu silahlı saldırıya ve şiddete karşı nefret uyandırma, savcı ile de duygudaşlık kurma gücü yaratan bir “an” söz konusu olduğu vurgulandı. Fotoğrafın da bu nedenle de gazetemiz de dahil olmak üzere birçok gazetede bu karenin kullanıldığı belirtildi.

 

Yasalara aykırı

Dilekçede, Davutoğlu’nun “gazetecilerin haber almalarının engellenmesi işleminin” yasalara, Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu temel insan haklarına ilişkin sözleşmelere açıkça aykırı olduğunun altı çizildi. Davutoğlu’nun bu işleminin keyfi olduğu, kendisinin yürüttüğü kamusal görevin kapsamına da girmeyen bir haksız eylem niteliğinde olduğu kaydedildi. Cumhuriyet Gazetesi’nin bu haksız eylemin doğrudan mağduru olduğu ve kişilik haklarının zarara uğradığı belirtildi.

 

Anayasa güvencesi

Davutoğlu’nun emniyet güçleri üzerindeki yetkisini kullanarak, istemediği basın kuruluşlarının haber almasını engelletmesinin, ifade ve basın özgürlüğüne bir müdahale oluşturduğunun tartışmasız olduğu belirtildi. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının temel hak ve özgürlüklere müdahalenin sınırlarını çizdiği ifade edilerek, Anayasada da ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı, Anayasa Mahkemesi’nin de kararlarıyla bu güvenceyi hayata geçirdiği anımsatıldı.

 

Tümüyle keyfi

Davutoğlu’nun eyleminin uyulması zorunlu bir ölçütü karşılamaktan yoksun, hukuka aykırı bir müdahale olduğu anlatılarak, Davutoğlu’nun “bir hafifletme gayreti içerisinde ‘akreditasyon’ adını verdiği, gerçekte gazetecilerin haber almasını fiilen engelletme” eyleminin bir yasal dayanağının olmadığı, tümüyle keyfi olduğu vurgulandı. Davutoğlu’nun iç hukukta yeri olmayan bir müdahalede bulunduğu, Cumhuriyet Gazetesi’nin ifade ve basın özgürlüğüne hukuka aykırı bir müdahalede bulunulduğu belirtildi.