Başbuğ’dan ‘Tahşiye’ benzetmesi

“TSK’ye kumpas” soruşturması kapsamında dün şikâyetçi olan İlker Başbuğ, bundan sonra “ne savcı ne de mahkeme olduklarını” söyledi. Cemaat operasyonlarıyla gündeme gelen Tahşiyeciler adlı gruba yönelik soruşturmayla İrtica ile Mücadele Eylem Planı soruşturması arasında benzerlik olduğunu ifade eden Başbuğ, “Önce Gülen uyarıyor. Sonra plan işliyor, terör örgütü oluyor” dedi.

30 Aralık 2014 Salı, 06:25
Abone Ol google-news

Ergenekon davasında hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs ettiği gerekçesiyle müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 2 yıl 2 ay tutuklu kaldıktan sonra Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile tahliye olan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın “orduya kumpas kurulduğu” beyanının ardından açılan soruşturma kapsamında şikâyetçi oldu. Başbuğ, 2008 ve 2010 yılları arasında hukuk alanında yaşanılan haksızlıklara ilişkin tespitleri savcıya ilettiğini belirterek “Biz bu sürecin ne savcısıyız ne mahkemesiyiz” dedi.

İlker Başbuğ: Fenerbahçe taraftarı tarih yazdı - VİDEO

Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne avukatı İlkay Sezer ile birlikte gelen emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Mesut Erdinç Bayhan’a “şikâyetçi” sıfatı ile ifade verdi. Başbuğ daha sonra Ergenekon soruşturma ve davasını yöneten hâkim ve savcılara ilişkin şikâyeti için de Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) müfettişlerine ifade verdi. Başbuğ ifade vermeden önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu’na nezaket ziyaretinde bulundu. Başbuğ ifade sonrası adliye önünde yaptığı açıklamada, TSK’ye karşı yürütülen iftiralar, asılsız iddialar, gizli tanık ifadelerine dayanarak yaşatılan mağduriyetlerin arkasında olanların yargı tarafından ortaya çıkarılmasını istediklerini belirtti. Başbuğ, “Yürütülen iftiralar, asılsız iddialar, gizli tanık ifadelerine dayanarak yaşatılan mağduriyetlerin arkasında
gerek planlayıcısı, gerekse uygulayıcısı olarak kimler olduğunun ortaya çıkartılması ve suç unsuru görülen konuların ilgili mahkemelere iletilmesi ve bu kişilerin adil şekilde yargılanmasını istiyoruz” dedi.

 

Tahşiyeciler benzetmesi

Cemaat operasyonlarıyla gündeme gelen Tahşiyeciler adlı gruba yönelik soruşturma ile İrtica ile Mücadele Eylem Planı soruşturması arasında benzerlik olduğunu ifade eden Başbuğ, “Önce Gülen uyarıyor. Sonra plan işliyor, terör örgütü oluyor” dedi. Bir televizyon programında açıklamalarda bulunan Başbuğ, “Tamamen asılsız iddialar, iftiralar kapsamında yattık. Cezaevi kolay değil, acı ve ıstırap. Buna rağmen dedim ki biz nefret, kin, intikam duygularına sahip değiliz.Bir olaya intikam gözüyle bakarsanız yanlış yaparsınız” dedi. Cezaevinde yaşamını yitirenler olduğunu, bununla birlikte 3 silah arkadaşının onurlarına yediremediği için intihar ettiğini anımsatan Başbuğ, “Hepsinde aynı senaryo. Ergenekon’u Tuncay Güney ortaya atmıştı. O da tiyatro benzetmesi yapmıştı. Biri senaryoyu yazdı, biri filmi çekti, oyunculuk görevi bize düştü. Bir de seyirciler var” dedi.

 

‘Tutuklanacağımı biliyordum’

Tutuklanacağına ilişkin bilginin önceden kendisine iletildiğini belirten Başbuğ, “Bilgin Balanlı tutuklandıktan sonra mayısta, aklımdan da geçti zaten. 27 Aralık 2011’de bana haber geldi. 5 Ocak’ta tutuklanacağımı biliyordum, bekliyordum” dedi. Başbuğ internet andıcı davasını Dreyfus Davası’na benzeterek, “Tarihe geçecek rezalet bir davadır. Hukuk tarihine bir ayıp olarak geçecektir” ifadelerini kullandı.