‘Bir geniş zaman romanı!’

Attilâ Şenkon, Hoş Bulduk Hayat’ta (İletişim Yayınları), merhum bir şairin çalışma odasında bulunan yayımlanmamış bir metinle başlayan, genç ve azimli bir editörün dedektif titizliğiyle birleştirdiği parçalarla açıklığa kavuşan özgün bir hikâye anlatıyor. Okuru, yazarların ve yayıncıların dolambaçlı yollarında kaybolmaya davet ediyor, edebiyatın dünü ve bugünü arasında bir yolculuğa çıkarıyor.

23 Nisan 2021 Cuma, 00:05
Abone Ol google-news

Fotoğraflar: NESLİHAN KARAKAYLAR TAMYAMAN

‘DOĞUP BÜYÜDÜĞÜM BAŞKENT ŞANSIM, UĞURUM!’

- ‘Hoş Bulduk Hayat’ çift katmanlı bir roman. Kırk yıl arayla, iki farklı zamanda paralel ilerleyen ilginç bir kurgusu var. Zamandan başlayalım mı?

Şair Hüsrev Pertev’in ölümünden sonra çalışma odasında bulunan bir metnin yazılışıyla, bu metnin genç bir editör olan Sema tarafından yayıma hazırlanmak üzere okunuşu birbirine koşut ilerliyor romanda.

Kitabın sağ sayfalarında 1976’da, sol sayfalarında ise 2016’da yaşananlar yer alırken, bir yandan da geriye dönüşlerle 1900’lerin ve 2000’lerin ilk yıllarına ilişkin kimi olaylar anlatılıyor. Hoş Bulduk Hayat için bir geniş zaman romanı diyebilirim.

- 1976’da arama yapan Ekrem, bir rakamı çevirdikten sonra delikli kadranın yerine dönmesini sabırla beklerken, 2016’da Sema’nın telefonundaki hızlı aramalar listesinde kayıtlı bir adın üzerine dokunması yetiyor. Geçen kırk yılı birbirine bağlarken ayrıntılar gözlem gücünüzü ortaya koyuyor.

Gözlem gücü, tıpkı dil işçiliği gibi yazma uğraşının olmazsa olmazıdır. Baktığımı görmek, mimarlık eğitimimden elde ettiğim bir kazanım olarak edebiyatta işimi kolaylaştırıyor.

Dönem hikâyesi anlatırken yalnızca gözlem yetmiyor tabii, geçmişi hatırlamak da gerekiyor kuşkusuz. O zaman da yarım asrı çoktan aşmış yaşam deneyimlerim devreye giriyor hemen.

- Mekâna gelecek olursak, roman iki yerde geçiyor. Önceki kitaplarınızda sıkça karşılaştığımız Ankara’nın yanına bu defa Darende de eklenmiş. Malatya’nın ilçesi aklınıza nereden geldi?

Doğup büyüdüğüm başkent olmazsa olmazımdır, şansımdır, uğurumdur. Darende’yi ise tıpkı roman kişilerimin adları gibi Sevgi Soysal’ın Hoş Geldin Ölüm romanından ödünç aldım.

Hoş Bulduk Hayat, yazarların tamamlama fırsatı bulamadan hayata veda ettikleri metinlerinin yayımlanıp yayımlanmamasını tartışan bir roman.

Hikâyeyi kurguladığım ve kâğıda aktardığım süreçte aklımda hep Hoş Geldin Ölüm vardı. Sevgi Soysal’ın zamansız ölümüyle öksüz kalan on beş kişiyi nasıl bir gelecek bekliyordu acaba? Romanda adı yalnızca bir kez anılan Darende’de neler yaşanacaktı?

Bu on beş kişiyi ve Darende’yi kendi romanımda kullanma fikri böyle doğdu. Tohma Kanyonu, Kudret Havuzu, Zengibar Kalesi ve hikâyenin başlayıp bittiği yer olan Günpınar Şelalesi konuyla bütünleşti, romana çok şey kattı. Salgın geçip hayat normale döndüğünde gidip hepsini yerinde görmek istiyorum.

‘YAZDIKLARIMLA ÇOK ZOR VEDALAŞIRIM’

- Üretmeyi bırakmayan her yazardan geriye tamamlanmamış roman ya da öyküler kalacaktır mutlaka. Acı fakat kaçınılmaz bir gerçek bu. Sizin konuya bakışınız nedir? Siz yarım metinlerinizin yayımlanmasını ister misiniz?

En hassas olduğum yerden vuruldum. Yazdıklarımla çok zor vedalaşırım. Yalan Satıcısı’nın ve Hoş Bulduk Hayat’ın editörlüğünü yapan sevgili Duygu Çayırcıoğlu’nun romanları benim elimden alana kadar neler çektiğini bir bilseniz…

Bittiğini düşündüğüm bir öykümü ya da romanımı yeniden okur, içime sinene kadar değişiklik ve düzeltmeler yaparım. Bir cümleyi artık daha iyisini kuramayacağına inanana kadar bozup baştan kuran bir yazar, yarım kalmış bir metninin yayımlanmasını ister mi hiç?

- Romanın başkişisi Hüsrev Pertev bu konuda hem çok şanslı hem de çok şanssız…

Hüsrev Pertev, refakatçisi Ekrem’e kendinden sonraya kalacak bütün şiirlerin, dizelerin ve notların yakılmasını vasiyet ediyor. Hayattayken özgür iradesiyle yayımlattığı kitapları dışında tek bir satırın bile ölümünün ardından basılmasını istemiyor.

Ekrem de bu vasiyeti yerine getirerek bulduğu bütün yazılı belgeleri küvette yakıp yok ediyor. Ancak hesaba katmadığı iki şey bırakıyor geride. Biri Hüsrev Pertev’in edebi kimliğini sıkıntıya sokacak, diğeri ise kurtarıcısı olacak. Bu iki şeyi burada açık edip romanın sürprizini kaçırmayayım.

ŞİİRE VE ŞAİRLERE SAYGI DURUŞU!’

- Romanda şiirin özel bir yeri var. Sizin şiirle yakınlığınız nasıl?

Hoş Bulduk Hayat, şiire ve şairlere bir saygı duruşudur. Romanı Sevgi Soysal ile birlikte ithaf ettiğim Gülten Akın kıymetlimdir, başımın tacıdır her zaman.

Yine romanda adı geçen Cemal Süreya’nın, Edip Cansever’in, İlhan Berk’in, Ece Ayhan’ın, Murathan Mungan’ın ve elbette başka ustaların şiirlerini severek okurum.

Yazının başına oturmadan önce birkaç şiir okumak benim için ruhumu arındırma yöntemidir. Ne var ki, bugüne değin hiç şiir yazmadım, yazmaya cesaret edeceğimi de sanmıyorum.

‘ŞARKI DİNLEMEK KADAR SÖYLEMEYİ DE SEVİYORUM’

- Ya müzikle ilişkiniz? Romanlarınıza eşlik eden şarkılar, şarkıcılar olduğunu biliyorum.

Müzik konusunda şiire kıyasla biraz daha cesurum galiba. Şarkı dinlemek kadar söylemeyi de seviyorum.

Yalan Satıcısı’na Nilüfer şarkıları eşlik etmişti, Hoş Bulduk Hayat’ın fonunda ise Kimseye Etmem Şikâyet çalıyor. Müzeyyen Senar ile sevgili dostum Yaşar bu romanın sanatçıları.

- Hüsrev Pertev, Ekrem, Sema ve Ali… Onlar romanın iyi kişileri. Romanlar da tıpkı hayata benzediklerinden içlerinde sadece iyileri barındırmıyorlar.

Satırlarınızdaki gibi söylersem; Hüsrev Pertev’in ağabeyi Hasan Bey’den sinsilik, yayın yönetmeni Ömer Argun’dan küstahlık, Sema’nın eski patronu Gülsüm Hanım’dan da buram buram şerefsizlik kokusu yayılıyor çevreye.

- Karakterlerinizi yaratırken ve yazarken taraf tutar mısınız?

Yaratım ve yazım sürecinde karakterlerime karşı elimden geldiğince yansız davranmaya çalışırım. Bu hassas aşamada herhangi birine ne aşırı bağlanmak doğrudur ne de nefret etmek.

Bitirip okuduğumda sevdiklerim de olur, sevmediklerim de. Söz gelimi, bu romandaki tacizci Cem’den hoşlanmıyor, mobbingci Gülsüm Hanım’dan ise tiksiniyorum. Keşke onu çok daha ağır bir şekilde cezalandırabilseydim.

- Yayımlanmamış metnin adsız kahramanı gibi siz de doğuştan konuşma yeteneğine sahip olsaydınız dünyaya gelirken hayata ne söylemek isterdiniz?

Her ne kadar hayat bizi karşılarken “Hoş geldin” demese de, ona içtenlikle “Hoş bulduk hayat” derdim. Çünkü sevgiyle çıkılan yolda huzurla yürünür.

Hoş Bulduk Hayat / Attilâ Şenkon / İletişim Yayınları / 148 s. / 2021.