Böyle giderse Türkiye'ye turist bile gelmeyecek

Yolsuzluk ve şeffaf yönetimle ilgili akademik çalışmalarıyla bilinen Hacettepe Üniversitesi Profesörü Acar, yolsuzluk tartışmaları nedeniyle Türkiye’nin imajının zedelendiğini vurgulayarak “Yatırım gelmeyecek diyorlar. Yolsuzluk olan yere yatırımcıyı bırak turist de gelmez. Sadece bitli turist gelir ya da yeraltı ticaretiyle uğraşanlar” dedi.

07 Mart 2015 Cumartesi, 12:31
Abone Ol google-news

Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Profesörü Muhittin Acar, Türkiye’nin yolsuzlukla mücadelede yasal ve kurumsal adımlar atsa da bunun kağıt üzerinde kaldığını vurguladı. Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı kapsamında dün İstanbul’da düzenlenen “Yolsuzlukla Mücadele” başlıklı konferansın ardından gazetemizin sorularını yanıtlayan Acar, Türkiye’nin ciddi bir imaj ve güven sorunu yaşadığına dikkat çekerek “Türkiye için sorun şu, yatırımcı gelmeyecek diyorlar ya yatırımcıyı bırak, çalışan da gelmeyecek turist de gelmeyecek. Ya bitli turist gelecek ya da yeraltı ticaretiyle, kara parayla uğraşan insanlar gelecek başka yol kalmadı” dedi.

Aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) 7. Çerçeve Programı kapsamında desteklenen ve yolsuzluklarla mücadeleye odaklanan Araştırma Konsorsiyumu ANTICORRP’ın Türkiye ayağının yöneticisi olan Acar, “Bir taraftan ihalelerle ilgili olarak, özelleştirmeler canlı yayında yayımlanıyor diyoruz veya kamu ihale sisteminden bahsediyoruz. Bunlar çok önemli gelişmeler ama bir taraftan da elimizde veriler var. 17-25 Aralık’ta özellikle gazetelere yansımış iddialar var. Bunlar çok vahim iddialar havuz medyasıyla ilişkiler gibi. Bunların sağlıklı ve etraflı bir şekilde soruşturulması incelenmesini istemek hepimizin hakkı” dedi.

Türkiye’de 17-25 Aralık dosyalarının soruşturulmadan kapatıldığı kaygısı olduğuna işaret eden Acar, “Bu, ülkenin imajını da vurur, siyasi iktidarın da kredibilitesini aksatır. Bu konularda biraz daha halkın katılımı önemli. Seçmenlere de iş düşüyor Bunlardan biz rahatsız oluyoruz diye kuvvetli mesaj yollamaları lazım. Ben yolsuzluğa bulaşan siyasetçi istemiyorum mesajı millet tarafından kuvvetli bir şekilde yüksek sesle ortaya koyulmadıktan sonra siyasetçinin cesareti kırılmaz. Yolsuzluk konusunda hatta belki artar” diye konuştu.

Acar, seçmece yaptırımların yolsuzluğun önemli bir parçası olduğunu belirterek, “Bu en büyük yolsuzluk olabiliyor. Hükümet yetkilileri bazı şirkerlere kızdığı için daha sonra o şirketlere vergi memurları gidiyor. Bu iş ortamı için çok tehlikeli. Buna Türkiye de dahil. Aynı tartışmalar belediyelerle de ilgili var. Acaba muhalefete mensup belediyere daha fazla mı denetim yapılıyor? Aynı şey sivil toplum örgütleri, vakıflar ve medya için de geçerli. Hem sivil toplum örgütlerinin hem de medyanın belediyelerin kamu kurumların şirketlerin hükümetin elinde denetim ve demokratikleşme silahı olmaktan çıkması gerekir. Denetim kuralları herkese eşit şekilde uygulanmalı. Seçici yaptırımlar olursa hem demokrasiyi hem de ekonomiyi yaralarsınız” dedi.

Çeteleşme artar

Ülke yönetimleri için güven, güvenilirlik ve güvenliğin önemine dikkat çeken Acar, yolsuzluklar nedeniyle öncelikle halkın devlete güveninin kaybolduğunu belirtti. Bunun yanı sıra ülke imajının da zedelendiğine vurgu yapan Acar. “Ülkenin güvenilirliği olmayınca alınan borcun faizi de yüksek olur” dedi. Yolsuzluğun bir diğer boyutunun da güvenlik sorunu olduğuna işaret eden Acar şöyle konuştu: “Çok yaygın yolsuzluk orta ve uzun vadede çok ciddi güvenlik sorunu haline geliyor. Bunun nasıl olduğunu anlamak istiyorsanız çetelere bakın, mafya bir ülkede nasıl yerleşiyor ona bakın. Meksika örneği var. Asma köprünün üstüne bakıyorsunuz 30 kişiyi asmışlar. Mafya buraya yolsuzlukla geldi.”

OECD Direktörü’nden Atatürk’lü gönderme

Toplantıda konuşan OECD Direktörü Nicolas Bonucci “Önemli bir politik lider olan Kemal Atatürk ‘devrimsel liderlik yolsuzluğa karşı direnç gerektirir’ demiştir. Biz de bu direncin oyuncuları olabiliriz” ifadeleri ile dikkat çekici çıkış yaptı. Küresel ekonomik kriz sonrası yolsuzluğun evrim geçirdiğini söyleyen Bonucci, 3 ayaklı bir mücadele gerektiğine işaret ederek “Aynı şekilde hem şirketler hem de kamu da evrilmeli ki bunlar saptanabilsin. Burada hükümetlerin de elini taşın altına koyması, sivil toplum ve iş dünyası ile birlikte hareket etmesi gerekir. Zorluk yolsuzluğu bulmakta değil, bunun içselleştirilmesinde” dedi.


Belirsizlik var, karar alamıyoruz

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise yolsuzlukla hepimiz kaybederiz mesajı verdiği iş dünyasına, belirsizlik sürüyor, gelecek iki yılı yeniden tahmin edin çağrısı yaptı. Hisarcıklıoğlu, küresel ekonomide belirsizliklerin sürdüğünü vurgulayarak  “Tüm şirketlerin 2015-2016 tahminlerini yeniden düzenlemesi gerekiyor.  Bu doğal olarak benim gibi iş insanlarının karar alma süreçlerini oldukça karmaşık hale getiriyor” dedi. Tüm bu şartlar altında eşitsizlik ve yolsuzluğun da yaygın hale geldiğine dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, şirketlere bu oyunda kazanan olmaz mesajı verdi. Yolsuzluğun eşit rekabet şartlarını engellediğinin altını çizen Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: “Amacımız tüm şirketlerin aynı şartlarda rekabet etmesini sağlamak. Uzun vadede hiçbir şirket yolsuzluktan ve rüşvetten kazanamamıştır. Rüşvet ve yolsuzlukla gelen  kısa vadedeki avantajlar verimlilik sıçraması yapamayınca uzun vadede dezavantaja dönüşür. Kurallı bir ekonomik sistem kurmak hepimizin önceliği olmalıdır.”