Bu dünyadan bir Ethem geçti…

Tarihçi Şaduman Halıcı, Anzavur, Adapazarı-Düzce ve Çapanoğlu isyanlarını bastıran Çerkez Ethem’in, her dönem kamuoyunun ilgisini çeken hikâyesini altı bölümden oluşan kitabıyla anlatıyor.

29 Temmuz 2016 Cuma, 16:20
Abone Ol google-news

Tarihçi Şaduman Halıcı, kitaba Ethem’in tarih sahnesine çıkışıyla başlıyor, eşkıyalıktan kahramanlığa, sonra da sürgüne giden yolculuğunu tarihi olay ve kişilere de sık sık değinerek ilerliyor. Bilgiye dayalı anlatımı benimseyen yazar, birinci elden kaynaklarla ve ilk kez yayınlanan belgelerle temellendirdiği araştırmasıyla nesnel tarihyazıcılığının önemine gönderme yapıyor.

Nisan ayıydı. E Yayınları'nın sahibi Mehmet Atay Şaduman Halıcı’nın Ethem adlı çalışmasını bana gönderdi. Halıcı benim de okumamı, eleştirmemi istemiş. Telefonda görüştüğümüzde benden Önsöz yazmamı da rica etti. Onur duyacağını söyledi. Kendisi ile on beş yıl önce “Yüzellilikler” adlı Yüksek Lisans tezi nedeniyle tanışmıştım. “Ethem” çalışmasını okudum. Düşüncelerimi sizinle de paylaşacağım. Ancak hemen söylemem gereken bir özelliği var Halıcı’nın. Ön okumayı yaptıktan sonra iki kaynak söyledim kendisine. İlki Ferda Güley’in “Kendini Yaşamak” adlı anılarıydı. İkincisi de orijinali arşivimde bulunan “Dağlar Kumandanı Ebulhindili Cafer Bey Hatıratı” idi. Halıcı hemen Ferda Güley’in anılarını buldu. Ferda Güley, anılarında Zekâi Konrapa’nın “Bolu Tarihi”ne atıf yaparak bilgiler de veriyordu.

EGE KÖYLERİ VE YEŞİL VADİLERDE

Halıcı, pek çok araştırmacının yaptığı gibi Konrapa’nın alıntısını Güley’den almadı. Nadir kitaplardan olmasına karşın kitabı buldu alıntısını oradan yaptı ve hiç kimsenin dikkatini çekmeyen ikinci bir bilgiye daha ulaştı bu kitaptan. Sonra çalışma ofisime geldi. Cafer Bey’in Hatıralarını okudu. Notlarını aldı ve tümünü çalışmasına işledi. Doğrusunu söylemek gerekirse bu titizliğinden etkilendim. Ethem çalışmasının tümünde bu titizliği gördüm; Çerkes Ethem Nutuk’a karşı eleştirilerini Mısır’da yayınlanan Müsavat gazetesine yazmış, bunlar bir dergi tarafından çevrilerek yayınlanmış. Halıcı, Mısır’da yayınlanan bu gazetenin orijinallerini de Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nden bulmuş, kimi hataları da düzeltmiş…

Ethem’i okudukça sevgi ve acıma duygularım birbirine karıştı. Çünkü kahramanlık ile ihanet yan yanaydı. Şaduman Halıcı bazı yerlerde akademik üslubu bırakıp Ege’nin köyleri ve yeşil vadilerine sürüklüyor insanı… Bazı yerlerde Halide Edip romantizmi, bazı yerlerde akademik realizm sergiliyor… Kitaptaki bölüm başlıkları bu serüvene ipucu verebiliyor: “... Eşkıya Ethem’den Kahraman Ethem’e, Kahraman Ethem’den Asi Ethem’e, Asi Ethem’den Hain Ethem’e ve Sürgün Yılları...” Bir de Yorgi Ethem bölümü var. Bu kavramı ilk defa burada okudum. Meğer İsmet Paşa günlük emrinde kullanmış... Ethem; İsmet ve Mustafa Kemal için Cambazbaşı, hain gibi kavramları kullandığına göre, “Yorgi” yakıştırması hiç de fazla gelmiyor.

Araştırmanın en ayrıntılı bölümlerinden biri Ethem ve kardeşlerinin Yunan tarafına sığındıktan sonra ve sürgün yıllarındaki faaliyetlerine ayrılmış. Zaten Ethem fotoğrafının en bilinmeyen noktaları da onların yurt dışında, Türkiye aleyhindeki faaliyetleridir.

Emperyalistlerin Türkiye’yi ve Türk halkını içten çökertme projelerinde Doğu’da nasıl Kürt vatandaşları kullandılarsa Batı’da da Çerkesleri kullanmaya yöneldiklerini belirtiyor Ş. Halıcı. Doğuda Kürtlerle Türkleri, Batı’da da Çerkeslerle Türkleri karşı karşıya bırakma projesi… Buna hizmet edecek, hırslı, iktidar sevdalısı ve ihanete meyyal tiplerin bulunması… Ethem’in de bu oyunun bir parçası olduğunu ilk kez yayınlanan belgelerle ortaya koyuyor. Böylece daha 1920’lerde İzmit çevresinde İngiliz-Yunan desteği ile kurulan Çerkes Hükümeti’nin nasıl örgütlendiğini, bu örgütlenmenin önderlerinin Şark-ı Karib Çerkesleri Temin-i Hukuk Cemiyeti adı ile nasıl organlaştığını, Ethem’in bu cemiyet çatısı altında nasıl liderlik yarışına girdiğini, cemiyetin lider kadrosunu, Yunan Hükümeti ile ilişkisini, tüzüklerini ve siyasal çalışmalarını gün yüzüne çıkarıyor…

BELGELER, DEDİKODULARIN ÖNÜNE GEÇİYOR

Tüm bunları okuduktan sonra Ethem ve Reşit’in 1922’deki af dilekleri ile karşılaşınca acı, şaşkınlık, öfke duyumsatıyor Ş. Halıcı…

Ethem adlı çalışmasının son bölümü sürgün yıllarına ayrılmış. Dört grup belge değerlendirilmiş: “Ethem ve Ağabeylerinin Dostlarına, Mücadele Arkadaşlarına Yazdıkları Mektuplar”, “İstihbarat Elemanlarının Raporları”, “Türkiye’nin Dış Temsilciliklerinin Raporları” ve “Muhbirlerin Raporları”.

Ş. Halıcı diyor ki: “Çalışmada muhbirlerin raporları; taraflar arasında çekememezlikler, düşmanlıklar olabileceği düşünülerek ihtiyatla değerlendirilmiştir. İstihbarat elemanlarının ya da dış temsilciliklerin verdiği bilgiler ile örtüşüp örtüşmediğine bakılıp, sağlaması yapıldıktan sonra değerlendirilmiş ve çalışma içerisine muhbirin verdiği bilgiye göre kaydı düşülerek ayırt edilmesi sağlanmıştır. Buna karşın muhbirlerin Ethem’in kişiliğine yönelik hakaret cümlelerine ve değerlendirmelerine çalışmada yer verilmemiştir”.

Halıcı, çalışmasında son günlerde bir derginin yayınladığı “Ethem’in Risalesi”ne ise yine arşivden çıkardığı Ali Fuat Cebesoy’un raporuyla yanıt vermiş. Bu rapordan yola çıkarak Risale’de kimi sansürler olduğu izlenimi de ediniyorsunuz. Halıcı, Cebesoy’un yanıt vermediği iddiaları dipnotta yanıtlayarak bilgi ve bağlantı eksiklerini gidermeyi de görev edinmiş.

En güzel hizmeti ise Ethem’in Anıları üzerine yapılan spekülasyonların ne kadar asılsız ve boş gayretler olduğunu belgeleriyle ortaya koyması. Çalışmanın sonuna oldukça geniş bir belgeler bölümü de eklenmiş. Şaduman Halıcı, Ethem’in kendi ihanetini gizlemek için ortaya attığı tüm safsatalara ise ince bir ironi ile cevap veriyor. Çünkü böylesi iddialara cevap verilmez sadece gülünür!

Şaduman Halıcı’ya takıldım… Neden bana, Temel Yayınları’na getirmedin çalışmanı dedim. Bana verdiği yanıt “Mehmet Bey’e söz verdim” oldu. Saygı duydum. Halıcı, sözünün de eri…

Ethem/ Şaduman Halıcı/ E Yayınları/ 680 s.