Budalalığın envanteri

Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü bir elyazmasıdır ve Bilirbilmezler başlığıyla Türkçeye çevrilen Bouvard ile Pécuchet’nin devamı olarak yazarın tasarladığı bir metindir.

31 Temmuz 2020 Cuma, 10:49
Abone Ol google-news

‘KABUL GÖRMÜŞ KANAATLER SÖZLÜĞÜ’

Bilirbilmezler (çev. Tahsin Yücel, Can Yay.) gibi bu elyazması da yazarın ölümüyle yarıda kalır. Bilim meraklısı iki sivri akıllı adamcağızın serüvenini yazarken Gustave Flaubert (1821-1880) o kadar çok okuma yapar, o kadar çok kaynağa gider ki sonunda elinde biriken notları bu kitabın arkasına evrensel budalalığın dökümü olarak eklemeyi düşünür.

Bilirbilmezler salaklık, budalalık, saflık, bönlük, kendini bilmezlik gibi farkında olmadan aptallığı yaşam biçimine dönüştüren ve tam da bu açıdan budalalığın bir tür kötülük olabileceğini düşündüren eleştirel bir başyapıttır.

Budalalık, Flaubert’in romanında genel kalıpların içinde kalma, genel kanılara saplanma, beylik söz, düşünce ve kalıplarla konuşarak, düşünerek ve davranarak kendi varlığını “olmama” durumundan “gibi olmaya” getirme çabası gibi tanımlanabilir. İşte Bilirbilmezler’in sonuna yazarın eklemeyi tasarladığı metin toplumsal yaşamda budalalık göstergelerinin bir dökümü olacaktı(r).

KAYNAKTAKİ ROMAN VE BUDALALIĞIN EVRENSELLİĞİ

17 Ekim 1872’de Georges Sand ile mektuplaşan Flaubert yazmak istediği romanı “modern budalalığın bir tür ansiklopedisi” olarak tasarladığını yazar. Böylece Bouvard ve Pécuchet’nin devamı olarak tasarladığı “Sözlük” de, tıpkı roman gibi, olgunluk döneminin başyapıtı gibi algılanacaktı(r).

Georges Sand’a bu projeden sık sık söz eder; yazarlığının ilk yıllarında kutsal metinden yola çıkarak yazdığı Ermiş Antoine ve Şeytan ile ortaya koymak istediği ve oldukça lirik çizgide kalan edebiyat anlayışının tam tersi bir yaklaşımla, modern ve komik bir roman yazmak istediğini belirtir (1872 Temmuz).

Kahramanlar çeşitli bilimleri ve zanaatı deneyimlemek isteyen iki kafadardır. Çağdaşlarını ve onların boş dünyasını anlatan bir satir yazmak ömrü boyunca kendisine dünyayı dar eden burjuva budalalığının bir nevi intikamı olacaktır: Bir yıl sonra 1873’ün Temmuz’unda Turgenyev’e sonunda Bouvard ile Pécuchet’yi yazmaya başladığını bildirir: “Uzun bir yolculuğa çıkıyormuşum, sanki bilmediğim ve içinde kaybolacağım bir yerlere gidiyormuşum gibi”.

İki kahraman tarım, hayvancılık bilim, arkeoloji, edebiyat, siyaset, aşk, din, eğitim gibi alanlara el atarlar ve her biri hüsranla son bulan bir dizi deney yaparlar. Romanın sonunda, bunca başarısızlığın ardından, yapacak işleri kalmayınca, insanlığın budalalık tarihini yazmak üzere ilk meslekleri olan yazıcılığa (copiste) dönerler.

Bu romanı yazarken devirdiği ansiklopediler, bilimsel ve pratik kitaplar, basitleştirilmiş bilimsel yapıtlar bir yandan iki adamcağızın idealist projelerine zemin sağlarken, bir yandan da Flaubert’e romanın sonuna, iki kahramanın masa başına geçerek derleyeceği “evrensel budalalık” numunelerini eklemeyi düşündürür.

Bilirbilmezler böylece iki bölümden oluşacaktı(r). Bugün sözlük olarak elimizde bulunan bu kitap iddialı budalalar Bouvard ile Pécuchet’nin akıl almaz deneylerini yazmak üzere Flaubert’in topladığı metinlerin, referans ve alıntıların bir seçkisidir.

Ellerine geçen her metni okumaları gibi gerekli gereksiz her yerde başvurdukları alıntıların bir envanteri. Kalıp düşünceler, basmakalıp deyimler, beylik fikirler, ünlü kişiler ve stereotiplerin kayda düşmüş hali.

Ölümüyle geriye bu yazmayla ilgili 8 dosya kaldığı belirtilir. Bunlar düzensiz haldedir. Bir ara Maupassant bunların yayınlanmasıyla ilgilenir; bunu birçok girişim daha izleyecektir. Sonunda 1913’te yayımlanır.

BİR KARŞI SÖZLÜK

Sözlük düşüncesi Flaubert’in yabancısı olduğu bir konu değildir. Madame Bovary’den (1856) beri aklında sözlük düşüncesi vardır. Bouvard ile Pécuchet’yi yazarken iyice olgunlaşır bu düşünce: “Öyle bir sözlük olsun ki okur bunu okuduktan sonra bu sözlükte bulunan kalıpları kullanmaktan kaçınsın” diye yazar. Yazdıklarından tek bir sözcüğün bile kendisine ait olmadığını, tamamen duyduğu, tanıklık ettiği söz, deyiş ve deyimleri aktardığını belirtir. Böylece ortaya çıkan şey, burjuva dünyasına özgü ortak algının ve düşünce yapısının bir repertuvarı olacaktır. Flaubert’in yazarlığı boyunca ifşa ettiği burjuvazinin sığlığının bir fotoğrafı.

Dilbilimci ve sözlükbilim uzmanı Alain Rey bu büyük yazarın sözlükten ziyade bir metin oluşturduğuna dikkat çeker. Döneminin burjuvazisini betimleyen ve kendisinin de dalga geçtiği bir burjuvazinin sözcük ve kalıp dağarcığıdır bu elyazması. Alain Rey bunu karşı-sözlük (anti-dictionnaire), sözlerden kalıplardan oluşan bir antoloji olarak değerlendirir.

Düşünme alışkanlıkları, genel düşünceleri tekrarlamak gibi budalaca bir eğilimi ifşa eden metin, konuşan insanın belki en eski huyuna, bir şey söylemek üzere budalaca bir kalıbı boş boş tekrarlama güdüsüne işaret eder.

Flaubert toplum içinde insanların konumları, ritüeller, davranma biçimleri, idari kurumlar, siyasal yapılar, edebiyat, ünlü kişiler, uluslar, vb. konularda burjuva budalalığının izini sürer ve bunları kayda geçirir.

Sözlüğün tanımları ironik ve boş aforizmalardan oluşur. Tıpkı sözlükteki gibi alfabetik sıralamayla maddeler sıralanır ve Bilirbilmezler romanının ufkunda yer alan çağın budalalığının dilsel alışkanlıkları sunulur.

Edebiyatta budalalığı bu kadar güçlü açığa çıkaran Flaubert’in bu envanteri kollektif bilinçaltını sunar, her sözün bağlandığı ortak düşünce alışkanlıklarını ortaya koyar; Alain Rey’in de belirttiği gibi Flaubert’in “çağının dilini” betimler çünkü her sözün ve deyimin ortak bellekle ilgisi vardır.

Yaklaşık yüz yıl sonra Roland Barthes’ın Çağdaş Söylenler’de (Çev.Tahsin Yücel, Metis Yay., 2018) sunduğu döküm, çağının düşünme, algılama ve tüketme alışkanlıklarını toplumsal sınıf zihniyeti temelinde sıralayarak nasıl modern dünyanın bir okuması olduysa, Flaubert de devrimci bir anlayışla tasarladığı romanı ve onu tamamlayan sözlüğüyle içinde yaşadığı toplumun bir okumasını yapmıştır.

Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü / Gustave Flaubert / Çeviren Ayberk Erkay / İletişim Yay. / 156 s. / Temmuz 2020.