Büyükada Rum Yetimhanesi için yeni sayfa

Büyükada Rum Yetimhanesi için yeni bir sayfa açılıyor. 122 yıllık, 206 odalı Avrupa’nın en eski bu ahşap binasının geleceği için çalışmalar başladı.

29 Ağustos 2021 Pazar, 04:00
Büyükada Rum Yetimhanesi için yeni sayfa
Abone Ol google-news

Yavaş yavaş küçük bayırdan aşağıya doğru inerek yetimhanenin bahçesine doğru ilerliyoruz. Karşımızda Avrupa’nın en büyük ahşap binası. Yanımda Kallamanis Yanis. Büyükadalı. Bir zamanlar komşumdu. 1955 yılında orada ilkokul öğretmenliğe başlamış. Kapanana kadar kalmış. İlk kattaki bir pencereyi işaret ediyor “Burası benim odamdı” diye. Gözleri doluyor bir an. Sandalyelerin yan yana sıralandığı alanı gösteriyor “Burası bostandı. Frangapulos ekip biçerdi. Çocuklar salatalıkları domatesleri  toplar taze taze yerlerdi. 192 çocuk vardı benim dönemimde. O zaman ilkokul 6 yıldı” diyor.Kallamanis Yanis

YA SONRA?

“1964 yılında ‘Kapanacak’ dediler. Yangın tehlikesi varmış. Yoktu öyle bir tehlike. Alelacele boşaltıldı. Kızlar Hristos Manastırı’na erkekler Aya Nikola Manastırı’na...” Yeniden gözleri doluyor, devasa binaya bakıyor: “Bizler yetim kelimesini çocukların sırtından attık ama ya bu bina; onu yetim olmaktan kurtaramadı kimse”..

Yetimhane olanca haşmeti ile karşımızda. Vakur, hüzünlü.. Ama kırık dökük, çatı çökmüş, çerçeveler kopmuş... Yağmura, fırtınaya karşı savunmasız. Yine de meydan okurcasına karşımızda. İki saat boyunca karşısında oturuyoruz. Çünkü yapılan toplantı onun için. 

Çünkü yeni bir sayfa açılıyor. 1964 yılından beri kapalı olan, mülkiyeti İstanbul Rum Patrikhanesi’nde bulunan ve tamamen yıkılma tehlikesi altında bulunan bina nasıl kurtulacak? Fener Rum Patriği Bartholomeos, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, AB Büyükelçisi Nikolaus Meyer-Landrut, yerel yöneticiler, mimarlar, sivil toplum kuruluşları ve kimi Adalıların katılımı ile geniş bir toplantı. 

Europa Nostra Türkiye’nin girişimiyle 2018 yılında ‘Avrupa’nın tehlike altındaki 7 kültürel miras alanından biri’ olarak ilan edildi. Çalışmalar da ondan sonra başladı. Aslında şunu vurgulamak gerek: Tüm bu süre içinde yetimhane ilgili sivil toplum kuruluşları ve duyarlı uzmanların gayreti ile gündemde tutulmaya çalışıldı. Ama ne yazık ki yıllar önce çok daha küçük bir masrafla üstü kapatılarak korunmaya alınması başarılamadı. 

ŞİMDİ NE YAPILIYOR PEKİ? 

Burada büyük alkışlardan biri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olan BİMTAŞ’a... Toplantıya katılan BİMTAŞ Genel Müdür Yardımcısı  Nazım Akkoyuncu “Burası bir hafıza merkezi aynı zamanda” diyerek 6 ay gibi kısa bir sürede yaptıklarını anlattı. Dijital belgeleme, röleve çizimleri ve malzeme analizleri tamamlandı; ilgili anıtlar kuruluna sunuldu, restitüsyon çizimleri ise hızla devam ediyor. 

Bir sonraki adım,  restorasyon öncesi binanın korunması için geçici destekleme tedbirlerinin alınması hem de büyük hızla. Çünkü yetimhanenin daha ne kadar ayakta kalacağı hiç belli değil. Çatı yüzde 80 oranında çökmüş durumda yani içi boş. Doğaya karşı savunmasız. 

Binanın ne amaçla kullanılacağının belirlenmesi amacıyla ise eylül-ekim aylarında uzmanların katılacağı bir çalıştay düzenlenmesi planlanıyor. Tabii projenin öncelikleri arasında finansman konusu da önemli bir yer tutuyor. 50 milyon Euro gibi bir rakam dillendiriliyor. 2012 yılında o dönem Coca-Cola’nın CEO’su olan Muhtar Kent’in girişimi ile sponsor bulunmuş ancak ilerleme sağlanamamıştı. 

Toplantı gün batımında sona erdi. Güneşin son ışıkları yetimhanenin camsız çerçevesiz odalarından süzülüp üzerimize doğru düşerken sahneyi Evanthia Reboutsica ve arkadaşları aldı. Keman, kanun, İstanbul kemençesi... Rum ve İstanbul ezgileri.. Gözüm hâlâ binada. Alacakaranlık. Çatıdaki oluklarda otlar bürümüş. Evanthia’nın kemanından ezgiler yetimhaneye doğru yükseliyor. Ne o? 4. katın köşesindeki o odadaki soluk perde aralanıyor mu? Yetim çocukların başları mı orada gölgede oynayan... Bu dünya mirası bakalım yeniden çok daha farklı bir amaçla ayakları üzerinde durabilecek mi?