Çatlak dostluklar…

Buz Canavarı, bildiğiniz yetim hikâyelerinden çok farklı. En az onlar kadar ders verici ve Tony Ross’un çizimleriyle okurları zamanda sevginin derinliklerine götüren bir hikâye. 1899’un Londra sokaklarında yetim bir kız çocuğu ile yalnız bir mamut arasında geçiyor. Hayvan ve insan dostluğunun çatlak ama dâhiyane bir anlatımı.

19 Şubat 2021 Cuma, 00:16
Abone Ol google-news

RESİMLEYEN: TONY ROSS

CESUR, MİNİK ELSIE!

Kurtlu Malikâne İstenmeyen Çocuklar Evi’nin sakinlerinden biriyseniz, yaşam sizin için pek de kolay sayılmaz. Alışkanlıklarınızın arasında sekiz kişilik odada yirmi kişi uyumak, üç öğün hamamböceği yemek ve larva banyosu yapmak yoksa tabii… Ben de öyle tahmin etmiştim!

Bu yetimhanedeki çocukların da sizin gibi alışkanlıkları olmasa da, malikânenin yaşlı ve huysuz sahibesi Bayan Curdle, onları bu yaşama mecbur etmektedir. Bu üst düzey hijyen ve şefkat koşullarına dayanamayan çocuklardansa sadece biri gerçek kahramanlık gösterip kaçmayı başarabilecektir.

Yalnız burada filmlerde görmeye alışkın olduğunuz kahramanlardan çok farklı olarak kokarca gibi kokan, paspasımsı saçlı, kumaştan çok deliği olan kazağıyla minik kız Elsie var! Bazı kostüm eksiklikleri olsa da, hakkı yenmeyecek kadar cesur olan kahramanımız, uzun ve kalın maymun ayaklarıyla yetimhanenin çatısından kendini dünyaya açmayı başarır günün birinde.

VICTORIA ÇAĞI’NDA YETİMLİK

Özgürlük kolay değildir her zaman. Özellikle Victoria Çağı da denilen 1899’un Londra sokaklarındaki yetim bir çocuk için hiç mi hiç kolay değildir. Her ne kadar teneke bir küvete gazeteden çarşaflarla yaptığı yatak en güvenli yeri olsa da, sokak kızı olmanın hürlüğü, bir sarayda yaşamaktan bile güzel gelir Elsie’ye.

Günlerden bir gün heyecanlı ve eğlenceli olabilmenin yanında acımasız ve soğuk da olan Londra sokaklarında geçirdiği yalnızlığının bir benzerini, başkasının gözlerinde de görür Elsie.

Gazete haberinde kocaman “Buz Canavarı” manşeti altındaki fotoğrafta ona bakan gözler, devasa bir buz kalıbının içinde sıkıştırılmış, yolunu kaybetmiş ve yalnız bir mamut hakkında çok şey söyler ona bir anda. Aynı kendisi gibi bir yetim… Üstelik tıpkı onun yetimhaneye hapsolması gibi, bu hayvancık da Doğa Tarih Müzesi’ne hapsedilecek!

Müzedeki farklı dünyayı keşfetmek için binadan içeri girmek isteyen Elsie, ancak paspas kılığında kabul görmesiyle, müzenin temizlik görevlisi Dotty ile tanışır. Bugüne dek karşılaştığı acımasız ve anlaşılmaz yetişkinlerin aksine, olabildiğine arkadaş canlısı olan Dotty ile kısa sürede dost olurlar.

Onunla sandviçini paylaşıp bol bol kahkaha atmak dışında, Elsie’nin kurtarıcısı da olmuştur Dotty. Sonuçta o olmasa Buz Canavarı’nın müzeye giriş yapacağı tarihi günde, Kraliçe Victoria’nın muhafızlarına yakalanmaktan kim alıkoyacaktı onu?

ELSIE VE ÇATLAK PROFESÖR

İşte sonunda Elsie, Buz Canavarı’yla yalnız kalabilme şansını yakalamıştır. Bir canavardan çok kocaman bir pelüş oyuncağı andıran bu sevimli yaratık, hiç de ölü gibi görünmüyordur ona. Dahası, tam Elsie ile göz göze geldiğinde gözünden bir hava baloncuğu süzülür. İşte o an minik kahramanımız, bu hayvancağızın aslında hayatta olduğunu anlamıştır.

Müzede yarattıkları ufak ve büyük çaplı tıkırtılardan yakalanma tehlikesine düşen ikili, saklanmak için depoya girdiklerinde hiç beklenmedik bir şey başlarına gelir. Yıllar önce yaptığı “deli saçması bir deney” yüzünden şişenin içine hapsolan bir bilim insanı, kazara -biraz da Elsie’nin yaramazlığıyla- şişenin içinden adeta yıldırım gibi çıkarak insana dönüşür.

Kaplumbağayı andıran bu çatlak profesörle geçinmek her ne kadar zor olsa da, hayata döndürülmeyi hak eden hayvan dostunu kurtarmak için tek çaresi odur küçük kızın. Çok vakit kaybetmeden işe koyulan ekibin dâhiyane planıysa, uçan balonla yıldırımın tam kalbinden güç alıp elektrik akımını bakır tel ile müzeye, oradan da yaratığın kalbine ulaştırmaktır.

Bu tarihöncesi yaratığı canlandırana kadar tarihe geçecek maceralarda başrolde oynayan ekibimizin serüveni, bu amaca ulaşmakla da sona ermez. Hatta hikâye daha yeni başlıyor da denebilir.

Sonuçta dünya Leydi Buckshot gibi “hayvan soyunu tüketme sektörünün” öncüsü avcılar ve daha bir sürü başka kötü kalplerle doludur. Tüm bunlara karşı Elsie gibi, dostları için ne pahasına olursa olsun savaşmaya hazır olan bir kahraman varken, yeni maceraların ardı arkası kesilmiyor.

David Williams’ın Buz Canavarı, bildiğiniz yetim hikâyelerinden çok farklı. En az onlar kadar ders verici ve Tony Ross’un çizimleriyle bizi zamanda sevginin derinliklerine götüren bu hikâye, hayvan ve insan dostluğunun çatlak ama dâhiyane bir anlatımı.

Buz Canavarı / David Walliams / Çev.: İpek Şoran / Resimleyen: Tony Ross / Can Çocuk Yayınları / 488 s. / 2020.