CHP'den Giresun raporu: Sistematik olarak doğaya ihanet edildi

CHP'nin hazırladığı Giresun raporunda, “Aksu Deresi çevresindeki yoğun yağışın yarattığı sel ve toprak kaymasına şaşırmamak gerekir. Çünkü bu bölge HES projeleri ile talan edilmiş ve sistematik olarak ‘doğaya ihanet’ edilmiştir” tespiti yapıldı.

01 Eylül 2020 Salı, 16:38
CHP'den Giresun raporu: Sistematik olarak doğaya ihanet edildi
Abone Ol google-news

CHP, Giresun'da aşırı yağışlardan dolayı Dereli, Espiye, Doğankent, Tirebolu, Güce, Görele ve Yağlıdere ilçelerinde yaşanan sel, heyelan ve su baskınlarının sebepleri ve sonuçları ile ilgili bir rapor hazırladı.

CHP Enerji ve Altyapı Projelerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın tarafından hazırlanan rapora göre, akarsu ve dereler üzerinde bir master plandan yoksun, kontrolsüz ve plansız şekilde hayata geçirilen HES (hidroelektrik enerji santrali) projeler, bölgenin özelliklerini dikkate almayan yerleşim planları ile zayıf ulaşım altyapısı felaketin ölümcül boyutta yaşanmasına neden oldu.

"BÖLGE HES PROJELERİ İLE TALAN EDİLDİ"

Selden en çok etkilenen Dereli ilçesi yakınındaki Aksu Deresi üzerinde toplam kurulu kapasitesi 172 MW olan 6 hidroelektrik tesisi bulunuyor. 13 MW kapasiteli 7. tesisin de yatırımı devam ediyor. CHP raporunda, “Aksu Deresi çevresindeki yoğun yağışın yarattığı sel ve toprak kaymasına şaşırmamak gerekir. Çünkü bu bölge HES projeleri ile talan edilmiş ve sistematik olarak ‘doğaya ihanet’ edilmiştir” ifadelerine yer verilmiştir.

Raporda, şu sorulara da yer verildi: “75 km gibi kısa bir nehir üzerinde 7 farklı santrali, boru hattı-iletim kanalını, enerji nakil hatlarının yapılmasını, tüm bunlar için kesilen ağaçları, talan edilen köyleri, orman ve mera alanları nasıl tolere edilebilir? 7 ayrı noktada suyu enerji üretmek üzere alıkonan bir nehirde nasıl canlı flora ve fauna kalabilir?  7 ayrı noktada yapılan inşaat çalışmaları nasıl doğayı, yaban hayatını tahrip etmez?”

Giresun’da bulunan irili ufaklı akarsularda, toplam kurulu gücü 850 MW olan 38 adet faal hidroelektrik tesisi var. Bu hidroelektrik santralleri arasında 100 MW üzerinde barajlı tesisler olduğu gibi 3-4 MW kapasiteli nehir tipi tesisler de yer alıyor. Giresun’da 140 MW kapasiteli 9 HES’in de inşaatı devam ediyor. Ayrıca lisans ve proje aşamasında olan santraller bulunuyor.

"ÇEVRESEL VE SOSYAL KONULAR YOK SAYILDI"

Giresun’un suya dayalı enerji üretimde cazibe merkezi haline getirildiği vurgulanan raporda, “Giresun ve İlçelerinde yapılmış ve yapılmakta olan hidroelektrik projelerinin yarattığı olumsuz etkiler ve ekosistem üzerinde yaratılan tahribat sonucu yağan yağmur sele, heyelana ve su baskınlarına sebep olmuştur” tespiti yapıldı.

Giresun’da yaşanılan sel, heyelan ve su baskını gibi felaketlerin son 15 yılda bölgede izlenen enerji politikasının sonucu olduğu vurgulanan raporda, “Bu ihmal, Devlet Su İşleri su kullanım izin mevzuatından, Enerji Politikasından, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Yönetmeliği’nden ve Kamulaştırma Kanunundaki bilinçli zafiyetten kaynaklanmıştır. Yatırım izin ve prosedür süreçleri kısaltılarak, stratejik planlamadan uzak enerji üretim yaklaşımından, acele kamulaştırma adı altında santral yapılacak yerel halkın ev, tarla veya otlak ve mera alanlarına el konularak, halkı bilgilendirme toplantıları yapılmayarak ekosistem dengesi, çevresel ve sosyal konular yok sayılmıştır” değerlendirmelerine yer verildi.

"NEHİRLERİ SADECE SU KAYNAĞI OLARAK GÖRMEK HATALI"

Nehirlerin sadece su kaynağı olarak görmenin hatalı olacağı vurgulanan raporda, “(Nehirler ve akarsular) çevrelerindeki canlı ve cansız varlıklarla bir bütün oluşturan ekosistemlerdir. Doğdukları kaynaktan, döküldükleri yere kadar insan da dahil birçok canlı türüne yaşama ve beslenme alanı sunmaktadır. Bu nedenle ülkemizdeki, bir nehir üzerine ‘HES ya da baraj yapılmıyorsa, su boşa akmaktadır yaklaşımı’ kısa, orta ve uzun vadeli stratejiden yoksun sadece konuyu meta olarak gören yanlış bir politikadır” ifadelerine yer verildi.

"EKOSİSTEM İKİNCİ PLANA ATILDI"

HES projelerinin hayata geçirilmesinde çevre kaygılarının değil ekonomik ve ticari kaygıların ön planda olduğu vurgulanan raporda şu değerlendirme yapıldı: “Türkiye’de hidroelektrik projeleri yapılırken bir yanda yerel çevre halklarının isyan ettiği, diğer yanda firmaların HES projeleri için birbiriyle yarıştığı, akarsuların denetimsiz biçimde özel sektöre devredilmesiyle HES lisansı borsasının oluştuğu, lisansların ticari metaya dönüştüğü büyük bir pazar oluşturulmuştur. Tüm bunlar yapılırken içinde tüm doğanın bileşenlerini barındıran ‘ekosistem’ ikinci plana atılmıştır.”

"HAVZA BAZINDA BİR PLANLAMA YAPILMIYOR"

CHP Raporunda ayrıca, HES yatırımları ve lisans verme süreçlerinde havza bazında bir planlama yapılmadığı vurgulandı. Enerji projeleri için hazırlanan ÇED raporlarının, her bir proje için noktasal bazda ve tekil olarak gerçekleştirildiği vurgulanan raporda, kümülatif raporlar hazırlanmadığına dikkat çekildi. Türkiye için nehir, akarsu, dere ve hatta çaylar bazında, sürdürülebilir ekosistem kapasitesini saptamak için Entegre Havza Yönetimi yapılmadığının da altı çizildi.