CHP'nin 'yeni sistem' üzerine olan kitabının önsözü Kılıçdaroğlu'ndan: 'Acil yeni bir Anayasa'

Kitaba önsöz yazan Kılıçdaroğlu, yargı bağımsızlığının yitirildiğini, TBMM’de çoğunluk dayatması yaşandığını ve anayasaya aykırı “torba yasa” uygulaması yapıldığını anlattı. Kılıçdaroğlu, “Hedef, demokratik anayasanın hazırlanması olmalıdır” dedi.

31 Ocak 2020 Cuma, 02:00
CHP'nin 'yeni sistem' üzerine olan kitabının önsözü Kılıçdaroğlu'ndan: 'Acil yeni bir Anayasa'
Abone Ol google-news

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeni yönetim sistemiyle birlikte denge unsurunun olmadığını; kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığını; TBMM’nin yasama yetkisini özerk bir biçimde kullanamadığını ve Meclis’te çoğunluk dayatmasının yaşandığını vurguladı. Kılıçdaroğlu, hesap verebilir bir parlamenter hükümeti eksen alan demokratik bir anayasa hazırlanması gerektiği çağrısında da bulundu. 

Kılıçdaroğlu’nun talimatı üzerine CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, 23 Haziran 2018 genel seçimleriyle parlamenter sistem yerine uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kapsamında 1,5 yıl boyunca yaşananları kitaplaştırdı. Toplam 7 bölümden oluşan “Yasama Yetkisi Devredilemez” adlı kitap; HDP, İYİ Parti, SP, DP ve TİB’li bütün milletvekilleri ile AKP ve MHP’li grup başkanvekillerine gönderildi. CHP’li Kaboğlu, söz konusu kitabı dün TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a da iletti. 

Kılıçdaroğlu’nun kitabı siyasi parti liderlerine yapacağı ziyaretlerde hediye edeceği belirtildi. Kitabın öneri bölümünde sistem ve rejim tartışmalarının bilimsel verilerle yapılması gerektiği ve nitelikli yasa ile demokratik bir anayasa için nasıl bir yol haritasının izlenmesi gerektiği anlatılıyor. 

Kitapta, Kılıçdaroğlu’nun önsöz olarak kaleme aldığı bir yazı da yer aldı. Gelecek 4 yılın 100. yıl kutlamaların gerçekleştirileceğine işaret eden Kılıçdaroğlu, özetle şunları dile getirdi: 

- Kuvvetler ayrılığı ortadan kalktı: Bütün demokrasilerin ana omurgasını kuvvetler ayrılığı ilkesi oluşturmaktadır. Yani yasama, yürütme ve yargı, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Kuvvetler ayrılığı, aynı zamanda gücün demokratik kurallar içinde denetlenmesidir. Bu nedenledir ki çeşitli defalar askeri darbeler ve farklı müdahalelerle egemenlik milletten alınmak istenmişse de TBMM er geç aslına dönmüştür. Ancak üzülerek ifade edeyim ki son anayasa değişikliğiyle TBMM’nin kendi yetkilerini kısıtlamış, çağdaş demokrasilerin vazgeçilmez kuralı olan kuvvetler ayrılığı ilkesi fiilen ortadan kalkmıştır.

- Yargı bağımsızlığı sona verdi: TBMM’nin yetkileri kısıtlanmış, denge ve denetleme mekanizmaları yok edilmiş, denetimsiz bir yürütme organı ve iktidar yaratılmıştır. Cumhurbaşkanı, kararnameler yoluyla Meclis’in yasama yetkisine fiilen ortak olmuştur. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı fiilen sona ermiştir. Partili Cumhurbaşkanı, devleti ve milleti temsil etmek yerine, belli bir siyasi görüşün temsilcisi haline gelmiştir. Bu da denge unsuru olması gereken Cumhurbaşkanlığı makamının denge unsuru olmaktan çıkmasına yol açmıştır. Tek kişiye parlamentoyu fesih yetkisi verilmiş, milletin Meclisi’nin geleceği bir kişinin iki dudağının arasından çıkacak sözcüğe bırakılmıştır. Meclis’in bütçe hakkı ve yetkisi fiilen alınmıştır. Gerçekleşen son anayasa değişiklikleriyle, denetlenen, hesap veren şeffaf bir iktidar yoktur; yargı bağımsız değildir. 

- TBMM yasa yapmıyor: Öncelikle, genellikle TBMM’de birinci parti konumunda olan AK Parti’li vekillerin imzasını taşıyan yasa önerileri, aslında Saray ve bakanlık bürokratları tarafından hazırlanmakta; bu durum, yasama sürecini inisiyatif aşamasında muvazaalı kılmaktadır. 

- Çoğunluk dayatması var: TBMM’de grubu bulunan üç parti (CHP, HDP ve İYİ Parti) ile temsil edilen diğer üç parti (SP, DP ve TİP) vekillerinin yapıcı eleştirilerini dikkate almayan AKP-MHP çoğunluğu, anayasaya ve kamu yararına açıkça aykırı yasaları bile tereddütsüz kabul ettiğinden, bir tür çoğunluk dayatması söz konusu olmakta ve bu dayatmada Saray gölgesi, doğrudan ya da dolaylı biçimde TBMM üzerinde hissedilmektedir. TBMM’de oylanan kanunların çoğunluğu, anayasaya aykırı bir biçimde hazırlanan “torba yasa” tarzına göre çıkarılmaktadır. 

- Kararnameler anayasaya aykırı: Cumhurbaşkanı kararnameleri çoğu zaman TBMM’nin yetki alanına giren anayasaya aykırı metinler olarak hazırlanmakta ve yürürlüğe konulmaktadır. 

- Yeni bir anayasa yapılmalı: Kuşkusuz, asıl hedef; denge ve denetim düzeneğine dayanan, görev, yetki ve sorumluluk ilkelerini yansıtan ve hesap verebilir bir parlamenter hükümeti eksen alan, erkler ayrılığı ve yargı bağımsızlığını vazgeçilmez olarak kabul eden demokratik anayasanın hazırlanması ve yürürlüğe konulması olmalıdır. Ancak bunun başarılabilmesi için, TBMM yürürlükteki anayasa çerçevesinde nitelikli yasamanın asgari gereklerini yerine getirmeli ve yeni anayasaya giden yola özgü etkili yasama yöntemlerini geliştirmelidir.