Çin’de hayat normale dönüyor

Almanya, Çin, İran, Belçika ve İtalya’da yaşayanlar deneyimlerini anlattı

06 Nisan 2020 Pazartesi, 02:00
Çin’de hayat normale dönüyor
Abone Ol google-news

İlk vakanın Çin’nin Wuhan kentinde görülen ve dünyada hızla 144 ülkeye yayılan koronavirüs, 6 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu. Dünyada paniğe neden olan virüsün çıktığı Çin, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), artık virüsün merkez üssü olarak açıkladığı, Avrupa ülkeleri ile yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği sınır komşumuz İran’da yaşayanlar, başından geçenleri gazetemize anlattı.

‘AİLELER ENDİŞELİ’

2018 yılının eylül ayında Almanya’ya dil öğrenmeye giden Zeynep Sağanak (20), ilk virüs vakasının ortaya çıktığı dönemde Berlin’de olduğunu söyleyerek şunları anlattı: 

“Berlin’de okullar kapatılarak bir süreliğine eğitime ara verildi. Kafeler ve gece kulüpleri kapatıldı. Artık hiçbir sosyal aktivite yapılmıyor. Almanya’da yurtta kalıyordum. Yurtta İngiltere, Amerika, İtalya, Fransa, Kore ve Meksika gibi ülkelerden çok sayıda öğrenci vardı. Virüs sonrası ülkede genel bir panik hali oluştu. Halk arasında maske ve kolonya kullanımı arttı. Hiçbir yerde maske bulunmuyor. Maskelerin paketi yaklaşık 50 Avro’dan satılıyor. Okullar ara tatili olduğu için 12 Mart’ta Türkiye’ye ailemin yanına geldim. Almanya’ya uçuşlar da yasaklandı, yurtta kalan diğer arkadaşlarım ülkelerine dönemiyor. Aileleri endişeli.”

‘ÇİN’DE HAYAT NORMALE DÖNÜYOR’

6 yıldır Çin’de yaşayan Liverpool Üniversitesi’nin Çin kampusunda, Çin Çalışmaları Bölümü’nden akademisyen Doç. Dr. Ceren Ergenç ise virüs yayılmaya başladığında Türkiye’de olduğunu ancak Çin’de olağanüstü bir durumu gözlemlediğini söyledi. 2019 yılının aralık ayından beri hastanedeki hastalardan seyahat bilgilerinin alınmaya başlandığını kaydeden Ergenç, yaşadıklarını şöyle özetledi: 

“20 Ocak’ta Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan kentinde resmi olarak karantina ilan edilince diğer tüm eyaletler de yerel hükümetleri karantinaya davet etti. Çin’de yeni yıl tatili nedeniyle okulların ve işyerlerinin en az iki haftalık bir süreyle kapatılması seyahat oranını azalttı. Karantina ilan edildikten sonra alınan önlemlerle maddi durumu kötü olanlar, göçmen işçiler, yaşlılar, çocuklar, yalnız yaşayanlar ve engellilerin sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırdı. Çin’in karantinayla seyahat özgürlüğünü kısıtlaması bir yandan eleştirilirken bir yandan da diğer ülkelerin uçuşlarını durdurmak ve sınırlarını kapatmak gibi önlemlerine de örnek oldu. Çin, sağlık hizmetlerine ulaşımı kısıtlamak pahasına da olsa karantina uygulayarak vaka sayısındaki artışı önleyip sağlık sistemini çalışır durumda bırakmak yolunu seçti.”

“Hastalığın bu kadar yayılacağı tahmin edildi mi” sorusuna ise Ergenç, şu yanıtı veriyor: “Salgının gelişmekte olan bir ülkede başlamış olması, gelişmiş ülkelerin kısmen de oryantalist önyargıları sonucunda salgının kendilerine yayılma olasılığını hafife almasına neden olduğunu düşünüyorum. Buna karşılık Çin ise şimdi salgının dünyada ne kadar hızla yayıldığına ve yakın zamanda kendisini eleştiren gelişmiş ülkelerin salgınla mücadelede nasıl yetersiz kaldığına dair medya paylaşımları yapıyor. Çin, İran, İtalya gibi gelişmişlik düzeyleri ve siyasi sistemleri farklı ülkelerin salgınla mücadele yöntemlerini karşılaştırmak için henüz erken, ama uzun vadede uluslararası kamu sağlığı rejimlerini güçlendirmek için önemlidir. Hastalığın duyulmasının ardından maske satışları arttı. Marketlerin rafları boşaltıldı. Eğitime tüm ülkede ara verildi ancak son iki haftada da yeni vakaya rastlanmayan eyaletlerde okulların yeniden açılması değerlendiriliyor. Bazı işyerleri bir aydır evden çalışmaya devam ediyor. Yine de Çin’in üretimi ciddi oranda düştü ve ekonomisi küçüldü. Yerli ekonomide ise en büyük darbeyi küçük esnaf ve güvencesiz işçiler aldı.”

İngiltere’de de halk, tedbirlerin geç alınmasından ve yavaş davranılmasından yakınıyor. Başkent Londra’da yaşayan ve Londra South Bank Üniversitesi’nde siyasi bilimler ve uluslararası ilişkiler bölümü okuyan 24 yaşındaki A.Z., okulların tatil edilmemesinden şikâyet ederek “Ama Londra Ekonomi Üniversitesi eğitimlerine ara verdi ve sınavlarını online yapıyor. Yeterli tedbir yok. İngilizlerin çoğu İtalya’ya gezmeye gidiyor. İtalya’da gezmeden gelenler elini kolunu sallayarak içimize karıştı. Vaka sayısının 5 binin üzerinde olabileceği söyleniyor. Maske var. Ama çok az kişi maske takıyor. Market rafları ise boşalmış durumda. Tuvalet kâğıtları, jel, sabun, makarna, konserve yemekler vs. yok” diyor. Kafeye gitmeyi ve gezmeyi azalttığını kaydeden A.Z., devamında şunları söylüyor: “Devlet, grip gibi hastalığı olan ve 37 derecenin üstünde ateşi olan insanların 14 gün evde kalması için çağrıda bulundu. Ve okul gruplarının, yaşlı insanların yurtdışına gitmesini istemiyor. Mayısta yerel seçim olacaktı, başka tarihe erteledi. Virüse karşı dikkat edilmesi gereken kurallar lavabolara vs. asılmış. Örneğin musluğu, kapıyı peçe ile açın deniliyor. Toplumu bilinçlendirme var.”

‘NE YAŞIYORSAK, YAPTIKLARIMIZDAN’

5 kişinin öldüğü Belçika’da ise tedbirler had safha alınırken koronavirüse karşı da tıbbı çözüm arayışı var. Gent Üniversitesi’nde iletişim ve dış ilişkiler bölümünde yüksek lisans yapan 27 yaşındaki H.T., Brugge’de yaşıyor. H.T., üniversitenin önemli bir etkinliği kapsamında 3 haftalığına Filistin’e gitmeyi planladıklarını ama İsrail’in ülkeye giriş yapanları 2 hafta karantina altına alacağını açıklamasının ardından gitmekten vazgeçtiklerini söylüyor. Belçika’nın sağlık alanında çok gelişmiş olduğunu vurgulayan H.T., virüsün kontrol edilmesi, tıbbı bir çözüm bulunması için Bill Gates’ın, ülkenin 1’inci, Avrupa’nın da 2’nci en büyük hastanesi olan Leuven Katolik Üniversitesi’ne bağlı Gasthuisberg Hastanesi’ne fon sağladığının bilgisini veriyor. Testlerin ve sağlık ekiplerinin ise yeterli olmadığını kaydeden H.T., şöyle devam ediyor:

“Sadece çok şüpheli kişiler tedavi ediliyor. Durumu ciddi olanlar hastanede tutuluyor. Belçika’da yaşamını yitirenlerin çoğu yaşlı. Ülkenin, İtalya gibi olmaması, ekonomik durumun zarar görmemesi için devlet ciddi planlar yapıyor. Tüm etkinlikler, maçlar iptal, okullar ise 3 Nisan’a kadar tatil edildi. Dersler video kaydına alınarak evden internet üzerinden işleniyor. Ne yaşıyorsak yaptığımız şeylerden.”

Ölümlerin çok fazla olduğu İran’da ise insanlar hem ekonomik krizle hem de virüsle boğuşuyor. Hükümetin gerçek bilgiler vermemesinden ve tedbir alınmamasından şikâyet eden K.H. Tebriz’de kuaför. K.H., virüse karşı tedbir olarak, kuaförüne gelen müşterilerin ellerini sirke ile yıkama kuralı koymuş. Kuaförünü hiç kapatmadığını ve her gün gidip geldiğini söyleyen K.H., şunları söylüyor: 

“Müşterilerim dükkâna girmeden önce elini sirke ile yıkamazlarsa içeri almıyorum. İran’da durum çok kötü. En büyük yanlış, hükümetin, virüsün ilk çıktığı yer olan Kum şehrini karantinaya almaması oldu. Virüsün İran’a geldiğini de 2 hafta geç söylediler. Yaşamını yitirenler de söylenin çok fazlasında. Tebriz’de tanıdığımız bir hemşire, ‘sadece bu hastanede 50 kişi öldü’ diyor. Ama yetkililer 5-10 kişi diyor. Daha önce aldığım bir maskeye 20 kat daha fazla para veriyorum. Her şey çok pahalaştı. Ekonomik durum daha da kötüleşti.”

İran medyasının bilgilendirme konusunda daha aktif rol alması gerektiğini belirten gazeteci Y.A. ise şu ifadeleri kullanıyor: “Metrolar, otobüsler bomboş. Halk kalabalık ortamda bulunmuyor. Kapıların kollarını vs. özellikle temizliyoruz. Her 15 dakikada bir elimizi yıkıyoruz. Kimseyle tokalaşmıyoruz. Küçük şehirlerde halk, konunun ne kadar ciddi olduğunun bile farkında değil. İran Sağlık Bakanı maskeleri eczanelerden topladığını ve halka dağıtacağını söyledi. Eczanelerin girişlerine ‘maske yok’ diye uyarılar konulmuş. Şu an maske bulamıyorum.”