Çocuk kafamın içindeki korku

Ben o çocukların yüzlerinde kimi zaman annesiyle bir kamyonda Bursa’ya giden Alper’i görüyorum.

18 Mart 2020 Çarşamba, 18:43
Abone Ol google-news

Yıl 1980 ya da 1981’di... Darbenin hemen ardından annemin tayini Lüleburgaz’dan Bursa’ya çıkmıştı. Henüz 4-5 yaşımda olmama rağmen, televizyondan, radyodan duyduklarım nedeniyle ortalığın çok karışık olduğunu, çevremden duyduklarım nedeniyle de insanlara büyük kötülükler yapıldığını biliyordum. 

Nakliye işleri yapan bir tanıdığa ait kamyonla bir gece Lüleburgaz’dan Bursa’ya doğru yola çıktık. Annemin yanında oturuyordum. Ve yolun bir yerinde polis çevirdi. İçimi şu an gibi hatırladığım büyük bir korku kapladı. Hapse mi atılacaktık yoksa öldürülecek miydik?  Çünkü 4-5 yıllık hayatımın her gününde, birkaç saat yayın yapan televizyonun her haberinde kan gövdeyi götürüyor, insanların öldürüldüğü anlatılıyor hatta gösteriliyordu. Anneannemin “Kanlara bak kanlara” diye siyah beyaz televizyonda koyu gri görünen ve yerde bulunan sıvıları işaret ederek üzüldüğünü bugün gibi hatırlıyorum. Her neyse... 

İşte polis bizi çevirmişti ve bana göre sonumuz gelmişti... Sonra şoförün polise, “Hâkime hanımın tayini çıktı, eşyalarını Bursa’ya götürüyoruz. Kendisi araçta” dediğini duydum. Annem o sırada bana portakal yediriyordu. Yüzünde bir gerilim mi vardı, ben mi öyle hissettim korkumdan, bilmiyorum. Sanırım ben öyle hissettim. O portakalın, annemin bana yedirdiği son yemeğim olduğunu düşündüm. 

                                                        ***

Belki öldürülmeyecektik ama sonumuz kesin hapisti benim küçük aklımda. Sonra polis izin verdi tekrar yola çıktık, uzun yıllarımızın geçeceği Bursa’ya vardık. Gelelim bu hikâyeyi neden anlattığıma. Artık gündem toplantılarında Yunanistan sınırına yığılan, Ege Denizi’nde ölümle yaşam arasında bir yolculuğa çıkmak üzere olan insanların fotoğraflarını görüyoruz. (Bu sıralar daha az olsa da...)

Kimi 3-4 yaşlarında, kimi biraz daha büyük ama yine de küçücük çocukların yüzlerindeki korku, dehşet, çaresizlik yansıyor kocaman ekranlı televizyona. Hepimizin yüreği burkuluyor görüntüler karşısında, içimiz acıyor. Ve ben bu çocukların yüzlerinde kimi zaman annesiyle bir kamyonda Bursa’ya giden Alper’i görüyorum. 

Elbette onların çaresizliğinin binde biri içinde değildim ama çocuk kafamda o gün yaşadıklarımı unutamadığımı düşününce... 

Kapak fotoğrafı: Kurtuluş Arı