Cool olayım derken mahkum oldu

Başörtülü Müslüman bir genç kızın Oklahoma’daki Abercrombie & Fitch’e yaptığı iş başvurusu, başörtüsünün mağazanın dış görünüm politikasına uymadığı gerekçesiyle reddedildi. Ayrımcılığa maruz kaldığı gerekçesiyle Samantha Elauf'un açtığı dava, ABD’nin Yüksek Mahkemesi’ne kadar taşındı. Karar bu ay çıktı: Kişinin dini inancı işe alım sürecini etkileyemez.

14 Haziran 2015 Pazar, 20:45
Abone Ol google-news

 

“Sinemaya gitmeye, alışveriş yapmaya, sushi yemeye bayılıyorum. Alışveriş merkezi ikinci evim gibi.” Bu cümleler, 17 yaşında bir genç kızın Instagram bio’sundan değil, ayrımcılığa maruz kaldığı gerekçesiyle açılan mahkemede yaptığı konuşmasından alındı.

2008 yılında, Samantha Elauf 17 yaşındayken, Oklahoma’daki bir alışveriş merkezinde yer alan Abercrombie & Fitch mağazasına “model” olarak iş başvurusu yaptı. Model dedim, zira Abercrombie & Fitch o zamanlar satış asistanlarına böyle diyordu. Yoksa Samantha Elauf’ın model olma niyeti yoktu. Açıklamasının devamına göre, ikinci evim dediği alışveriş merkezinde satış elemanlığı yaparak harçlığını çıkaracaktı, markanın çalışanlarına yaptığı özel indirim fırsatı da cabasıydı. Fakat iş görüşmesine başında siyah başörtüsüyle giden Elauf, mağaza yetkilisi tarafından markanın dış görünüm ilkelerine uymadığı gerekçesiyle reddedildi. Elauf mahkemede “Dini inancım yüzünden bana saygı duyulmadı” dedi. “Amerika Birleşik Devletleri’nde doğdum ve ben de herkes gibi olduğumu sanıyordum.”

 

YÜKSEK MAHKEME 1’E KARŞI 8 OYLA YANINDA

Dini inançları yüzünden ayrımcılığa maruz kaldığı gerekçesiyle Tusla'daki bölge mahkemesinde, Eşit İstihdam Fırsatı Komisyonu (EEOC) tarafından Elauf adına açılan dava, Abercrombie & Fitch aleyhine sonuçlandı, davadan Samantha Elauf’a 20 bin dolar ödenmesi gerektiği kararı çıktı. Fakat karar, Denver’daki Temyiz Mahkemesi’nden geri döndü. Zira, yargıç Jerome A. Holmes’un açıklamasına göre, Samantha Elauf iş görüşmesi sırasında dini gerekçeyle giyim politikasından muafiyet istemedi, yani marka yetkilisine Müslüman olduğunu ve başörtüsünü dini gerekçeyle taktığını söylemedi. Davayı inceleyen Yüksek Mahkeme yargıçları son kararı bu ay başında verdi: 1’e karşı 8 oyla, dava Samantha Elauf lehine sonuçlandı. İlk mahkemenin verdiği karar uygulanarak Elauf'a 20 bin dolar ödenmesine hükmetti.

Abercrombie & Fitch aleyhine karar veren yargıçlardan Antonin Scalia’nın açıklamasına göre, 1964 Medeni Haklar Yasası gereğince, teyit edilsin edilmesin, adayın dini inancı işe alım sürecinde işverenin kararını etkileyemez. Ortada bir başörtüsü olması da gerekmiyor: “Örneğin, bir işveren adaylardan birinin Yahudi olduğunu tahmin etse (net olarak bilmiyor), o zaman da Şabat dolayısıyla cumartesi günleri çalışamayacağını düşünecekti” diyor, Scalia. Tek ret oyunun sahibi yargıç Clarence Thomas ise markanın isteyerek bir ayrımcılık yapmadığı görüşünde. “Elauf’a, Abercrombie & Fitch markasının dış görünüm politikasına uymayan diğer tüm adaylara olduğundan farklı davranılmamıştır.” 

 

POPÜLER DEĞİLSEN BİZE AİT DEĞİLSİN

Abercrombie & Fitch’i nasıl bilirsiniz? Markanın çalışanlarının uyması gereken nasıl bir dış görünüm politikası var dersiniz? Samantha Elauf’ın davasının henüz başladığı zamanlara döneceğim. Kapıdan girdiğinizde büyük beyaz gülümsemesiyle sizi karşılayan, karın baklavaları sayılabilir üstsüz çocuklar… Hafif yanık tenlerinde açık renk atletleri ve fit Abercrombie jeanleriyle salınan güzide kızlar... New York’ta 5. Cadde’deki Abercrombie & Fitch mağazasına girdiğimde bunlara ek olarak loş ışıklar, yüksek sesli müzik, ağır parfüm kokusu... Bir mağazadan çok bir “ortama” girdiğimi düşünürdüm. O zamanki CEO Mike Jeffries “Seksapel neredeyse her şeydir” diyordu. “Bu yüzden mağazada çalışacak kişilerin güzel, yakışıklı olmasına özen gösteriyoruz, diğer güzel ve yakışıklıların dikkatini çeksinler diye. Çünkü bizim hedef kitlemiz, iyi görünen cool insanlar.” 

1892'de New York’ta kurulan ve safari giysileriyle tanınan Abercrombie, tam bir asır sonra yeni CEO’su Mike Jeffries’le yeni bir yön belirledi. Markanın yenilenen estetik anlayışının kodu, Doğu Yakası kolej stili; hedef kitlesi, popüler kolejliler oldu. Jeffries, 2006'da haber sitesi Salon’a verdiği röportajda şöyle söylüyor: “Her okulda cool ve popüler çocuklar vardır; tabii yeterince cool olmayanlar da... Bir cazibesi olan, tam bir Amerikalı, sürüyle arkadaşı olan çocuğun ardındayız biz. Bizim markamıza ait olmayan çok insan var, olamazlar da. Biz ayrıcalıklı mıyız? Kesinlikle.”

Mike Jeffries, 2014 aralık ayında işi bıraktı. Markanın hisse değerinin bir yıl içinde yaklaşık yüzde 40 düştüğü açıklandıktan hemen sonra. Temmuz ayı itibariyle Abercrombie & Fitch kampanyaları, hediye kartları ve karton alışveriş çantalarındaki seksapeli öne çıkaran pazarlama taktiği son buldu. Çalışanlar için dış görünüm politikası “model gibi olmak” katı kurallarından arındırıldı ve çalışanın bireyselliği önem kazanıp, çekici olmak işe kabul şartı olmaktan çıktı. Ve Abercrombie’de satış elemanlarına artık “model” değil, “marka temsilcisi” deniyor.

 

Dövmeler onaydan geçecek oje sürülmeyecek 

Haber sitesi Buzzfeed, Abercrombie & Fitch’in işe alımlarda sadık kaldığı Dış Görünüm Politikası Rehberi yayınlamıştı. Buna göre, çalışanların saçlarında güneşten açılmış gibi duran doğal gölgeler olabilir, ana saç tonundan ayrılan kontrast balyajlar, çift renk kullanımı ise uygun değil. Kızlar renkli oje süremez, tırnaklarını uzatamaz; erkekler küpe takamaz. Çalışanın görünürdeki dövmeleri bir Abercrombie yetkilisi tarafından onaylandığı sürece kabul edilebilir.

 

Ayrımcılığın bir önceki faturası 50 milyon dolar

Samantha Elauf’un davası Abercrombie & Fitch’e açılan ilk ayrımcılık davası değil. Marka 2004'te sonuçlanan grup davasıyla, işe alım süreci ve reklam kampanyalarında Afro-Amerikan, Latin ve Asya-Amerikalılara ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle birkaç bin çalışanına 50 milyon dolar ödedi.