Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem’e göre Merkez Bankası’nda başkan değişikliği ekonomi dışı beyin cimnastiği

Dünyada neo-liberal sistem tıkandı, çıkış için ekonominin sıfırlanmasından söz ediliyor. Bu da büyük bir iflas dalgası ve işsizlik demek. Türkiye ise bu dönüşüme hazırlanacağına kendi kendine kriz yaratıyor. Faturası da vatandaşa panik, yoksulluk, işsizlik ve depresyon olarak dönüyor.

26 Mart 2021 Cuma, 04:00
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem’e göre Merkez Bankası’nda başkan değişikliği ekonomi dışı beyin cimnastiği
Abone Ol google-news

“Merkez Bankası başkanlarının bu kadar sık değişmesi belki ekonomi dışı bir beyin cimnastiği olabilir...” 

Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından ekonomist Cemil Ertem’in Naci Ağbal’ın görevden alınmasından sonra yaşananlara ilişkin görüşü böyle...

Ertem’e göre alınan “sübjektif” karar “ekonomide büyük bir tartışma yaratmamalı...”

Bu kişiye ait kararın bedelini 81 milyon insan ödemese tabii haklı olabilir. Ama ne yazık ki durum ortada. 2019’dan itibaren üç kez değişen başkanların Türkiye’ye faturası ağır. 

Faizleri indirmediği için görevden alınan Murat Çetinkaya döneminde 5.60 TL olan dolar, faizi rekor hızla indirip kredi rekorlarına imza atan Murat Uysal’ın görevden alındığı tarihte 8.57 olmuştu. Son beyin cimnastiği ile yaratılan istikrarsızlıkla bugün 8 TL’nin altına inmekte isteksiz. Gözü yukarıda. 

Enflasyon zaten çift haneden aşağı inemiyor. Çetinkaya’nın bıraktığı enflasyona yeniden ulaştık. En kötü yedi ülke arasındayız. Yeni döviz artışı ile yeni fiyat artışlarının kapıda olduğunu piyasaya çıkan herkes görüyor.

Geçim sıkıntıları, artan hayat pahalılığı, yetmeyen ücretler, kısa çalışma ödeneğiyle açlığa mahkûm edilen milyonlar, 11 milyonu bulan işsiz sayısıyla Türkiye, üzerinde deney yapılacak bir ülke değil.

DÜNYADA DÜZEN DEĞİŞİYOR

Üstelik dünyada büyük bir dönüşüm yaşanırken oluyor bunlar... Dünyada 270 trilyon dolar nakit var ve gidecek yer bulamıyor. Gelir dağılımı, iklim krizi gibi sorunlarla büyük bir türbülans yaşanıyor.

Dünyada neo-liberalizm çöküyor, ekonominin “resetlenmesinden” yani sıfırlanmasından söz ediliyor. Bu da milyonlarca şirketin iflası, milyonlarca insanın işsiz kalması demek. 

Yeni kurulacak düzende ise uzmanlara göre artık zengin ve fakir ülkeler olacak. Dijitalleşen, teknolojiyi üreten kalacak, üretmeyen fakir ülkeler ligine inecek. 

Türkiye gibi tasarrufu olmayan, yatırım için ya krediye ya da yabancı kaynağa muhtaç bir ülke tabii ki bu gelişmelerden fazlasıyla etkilenecek, etkileniyor da zaten. Bulgaristan sıfır faizle borçlanırken Türkiye’den yabancı sermayenin kaçmasının tek bir nedeni var. Yaratılan hukuksuzluk, güvensizlik!

Bugün Türkiye’de dokuz milyon kişi psikolojik tedavi görüyor. Pandemi sonrası ise çoğunluğu kadınlar olmak üzere bu sayının 12 milyona çıkması öngörülüyor. Türkiye’nin içi boş hedeflerle, seçime endeksli kitleleri coşturacak hamasetle geçirecek zamanı ne yazık ki kalmadı! 

Beyin cimnastiği yaparken gerçekleri görmek gerekiyor. Yoksa hayat acı şekilde gösteriyor!

ZAMAN MAKİNESİNDEYİZ

Akan Abdula, dijital çağ ve yapay zekâ konusunda araştırmalarıyla tanınan bir isim. Dünyadaki değişimin pandemi ile birlikte büyük bir hız kazandığını söylüyor ve “Zaman makinesi icat edilmiş gibi bir yıl sonra 10 yıl sonrasına gitmiş olacağız” diyor. Abdula şunları vurguluyor:

- 2023’e kadar, tüketici davranışımızı değiştirmek için küresel nüfusun yüzde 40’ının izlerinin dijital olarak izleneceği tahmin ediliyor. Bu üç milyardan fazla insan demek. Yani teknoloji, veri analitiği ve davranış biliminin çok daha fazla bir araya geleceği bir çağdan bahsediyoruz.

- Kelimeler dünyayı yönetiyor. Tüm bunlar olurken, sürekli hayranlıkla teknolojiyi anlatıyoruz. Ama gelin görün ki neoliberalizm tıkanma öncesinde. Fazla nakit var dünyada. Ama fırsat kalmadı. Dünyayı tüketen bu sistemlerle devam edemeyeceğimiz kesin. 

- Dünyada olupbiteni doğru okuyamıyoruz. Yeni bir düzen kapıda. Biz kendi krizlerimizle uğraşa uğraşa, kafayı kaldırıp dışarıdaki fırsatları okuyamıyoruz maalesef.

- Son verilerimiz 2021’in zor geçeceğini gösteriyor. Toplumun yüzde 60’ı “virüs ile gelen sorunların ekonomiye düşündüğümden daha çok zarar vereceğini düşünüyorum” diyor.

- Türkiye panik durumunda. Ülkemizin sürdürülebilirlik, kendine yetme, tarım, üretim gibi kavramlar artık ülke insanı için çok önemli bir tansiyon haline gelmiş durumda.