Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "20 bin öğretmen atayacağız"

Öğretmen atamalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 bin öğretmenin atamasının yapılacağını duyurdu. Erdoğan, “Önümüzdeki aylarda atamaları yapacağız” dedi.

23 Şubat 2021 Salı, 14:40
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:
Abone Ol google-news

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da eğitim tesisleri açılış töreninde konuşuyor.

Öğretmen atamalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Erdoğan, 20 bin öğretmenin atamasının yapılacağını duyurdu. Erdoğan, “Önümüzdeki aylarda atamaları yapacağız” dedi.

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Ankara'da açılışını yaptığımız eğitim-öğretim tesislerinin hayırlı olmasını diliyorum. Bugün tek bir açılış töreniyle 326 eğitim-öğretim tesisini Ankaralı kardeşlerimizin hizmetlerine sunuyoruz. Bu eğitim-öğretim tesisleri arasında ana okulundan güzel sanat lisesine, imam hatip lisesinden güzel sanatlara kadar mevcuttur. Bir kısmı sıfırdan inşa edilirken, bir kısmı da yıkılıp yeniden yapılmıştır. 7 bin 541 yeni derslikle Ankara'da toplam derslik sayısını 49 bin 700'e ulaştırdık. Şehrimizde tekli eğitim-öğretim yapan okullarımızın oranı yüzde 95'e yükselecektir. Başkentimizde ikili eğitim öğretim meselesini tamamen kaldırarak eğitim öğretimle ilgili hedeflerimizde bir eşiği daha aşmış olacağız.

Milletimizin iradesiyle Türkiye'yi yönetme vazifesini üstlendiğimizde ülkemizi dört temel sütun üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Adalet, sağlık, eğitim ve emniyet. Geriye dönük bir muhasebe yaptığımızda sadece bu dört alanda değil savunmadan ulaştırmaya, ticaretten enerjiye her alanda milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirdiğimizin iftiharı içerisindeyiz. Son 18 yılda hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitim-öğretime ayırdık. Önümüzdeki aylarda 20 bin öğretmenimizin daha atamasını yapacağız. Hizmete aldığımız 7 bin 541 yeni derslikle, Ankara'daki toplam derslik sayımızı 49 bin 700'e ulaştırmış bulunuyoruz. 

‘TÜRKİYE YASAKLARIN ÜLKESİYDİ’

Eğitim öğretim sistemimizi jakoben bakış açısının tasallutundan kurtarmaya çalıştık. 28 şubat ürünü 8 yıllık kesintisiz eğitim-öğretim dayatmasına son vererek 4+4+4 eğitim öğretimi kademelere bölüp zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardık. Orta okullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin tercihlerine göre seçmeli dersler koyduk. Ülkemizde bir dönem gizli saklı yürütülen Kur’an-ı kerim eğitimini tüm öğrencilerimiz için erişilebilir hale getirdik. Üniversiteye girişteki okul katkı puanlarını, katsayı farklılıklarını yıllarca marjinal örgütler tarafından istismar edilen üniversite harçlarını biz kaldırdık. Böylece eğitim- öğretim sistemimizin tüm gücünü ve enerjisini başka şetler yerine yalnızca çocuklarımızın gelişimine odaklamasının gayreti içinde olduk. 

Öyle okullarımız vardı ki 100-120 kişilik sınıflar vardı. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye yasakların, korkuların, yoklukların ülkesiydi. Taşradaki okulların durumu çok daha vahimdi. Servis olmadığı için karda, ayazda okullarına saatlerce yürümek zorunda olan öğrenciler vardı. Benim okuluma yarım saatte giderdim. Kütüphane laboratuvar spor salonu gibi imkanlar ise büyük şehirlerdeki okullarda bile lüks kabul ediliyordu. Bizim okulumuzun spor salonu yoktu, çok basık sıçradığın zaman başının değeceği şekilde beden eğitimini yaptığımız bir bölüm vardı. 

Türkiye son 18 yılda eğitim öğretim altyapısı dünyada en hızlı geliştiren yenileyen ülkelerin başında geliyor. Daha önce başka ülkelerin şartlarına gıptayla bakarken şimdi pek birçok ülke bizim eğitim-öğretim imkanlarını örnek alıyor. Eğitimde de beklentiler değişiyor. 20 yıl sonrasının Türkiye'si bugünden farklı olacaktır. Zamana karşı direnmek yel değirmenlerine meydan okumaktan farksızdır. Buraya nereden hangi şartlardan geldiğimizi elbette unutmayacağız. Anne-babalarımızın neler çektiğini ne tür bedeller ödediğini de aklımızdan çıkarmayacağız. Nereden geldiğimizi bilmek bize sunulan imkanların kıymetini takdir etmek bakımdan önemlidir ama hedeflerimiz açısından yeterli değildir. Geçmişten ders alarak ama geçmişe de takılıp kalmadan kararlı adımlarla geleceğe yürümemiz gerekiyor. Geçmişin zihniyeti ile yarının Türkiye'sini inşa edemeyiz.

Eğitim öğretimde dijitalleşme hiç olmadığı kadar öne çıktı. Bir tarafta kaybederken öbür tarafta da bana göre dijitalleşme ile çok farklı bir mesafeyi aldık. Zamanında teknolojiye iletişim altyapısına yatırım yapan ülkeler salgın sürecini diğer ülkelere nazaran daha kolay atlatıyor. Türkiye olarak işte en son DSÖ bir açıklama yaptı 2002'nin başında Koronavirüs'ün inşallah bu salgının sona ereceği müjdelerini veriyor. İnşallah dedikleri gibi olur. Biz buna da hazırlığımızı yapmamız lazım."