Cumhurbaşkanı'na hakaret davaları doludizgin

Gazetemiz yazarı Işıl Özgentürk, “Çok nazik, çok hassas olanlar için Güneydoğu” yazısı nedeniyle Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan hâkim karşısına çıktı. HDP’li Metin Kılıç, katıldığı eylemde “Katil Erdoğan” sloganı atıldığı için ‘hakaret’ suçundan yargılanacak. Köşe yazısı nedeniyle Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan Prof. Dr. Murat Belge hâkim karşısına çıktı.

04 Mayıs 2016 Çarşamba, 06:37
Abone Ol google-news

ÖZGENTÜRK YAZDI ERDOĞAN ALINDI

Gazetemiz yazarlarından Işıl Özgentürk, 19 Ağustos 2015 tarihli “Çok nazik, çok hassas olanlar için Güneydoğu” yazısı nedeniyle Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıktı. 4 yıl 8 aya kadar hapsinin istendiği davada ifade veren Özgentürk, “Ben bir yazarım. Güneydoğu’ya gittim, gözlemlerimi yazdım. Oradaki çocuk ölümlerini yansıtmak istedim. Fikirlerimi dile getirdim. Bu açıklamalar fikir özgürlüğü çerçevesinde ileri sürülmüştür. Cumhurbaşkanı’na bu sözleri sarf etmedim” dedi. Duruşma 11 Ekim’e ertelendi.

 

‘EN BÜYÜK EKİBİN ÜYESİ OLDUM’

Prof. Dr. Murat Belge, Taraf gazetesinde yayımlanan “Vermezsen 400’ü” başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla hâkim karşısına çıktı. 4 yıl 8 aya kadar hapsi istenen Belge’ye İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Nobel ödüllü edebiyatçı Orhan Pamuk da destek için duruşmaya geldi. Duruşma 20 Eylül’e ertelendi. Duruşma sonrası açıklama yapan Belge, “Soruyorlar, diyorum Türkiye’nin en kalabalık kulüplerinden birisine üye oldum. Erdoğan’a hakaret edenler kulübü. 2 bin kişi kadar olmuşuz. ‘Bu kadar adam niye başkasına değil de bana hakeret ediyor’ diye bir 10 dakika düşünse diye düşünüyorum” dedi.

 

CHOMSKY: HAPİS ŞOKE EDİCİ

Prof. Dr. Noam Chomsky, Charlie Hebdo davasında 2 yıl ceza alan gazetemiz yazarları Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan’a ilişkin açıklama yaptı. T24’e yaptığı açıklamada Chomsky, bu kararı, Türkiye’de ifade özgürlüğü adına şok edici, utanç verici bir başka durum ve demokrasi için atılmış ümit verici adımların geri çevrilmesi olarak değerlendirdi.

 

AİLESİNİ YİTİRDİ AMA ‘SANIK’ O

Ankara’da 10 Ekim’de 103 kişinin öldüğü IŞİD’in canlı bomba saldırısının ardından Emek Platformu’nun çağrısıyla protesto eylemi düzenlendi. Eylemde “Hırsız Katil Erdoğan” sloganı atıldığı iddiasıyla eyleme katılan 1000 kişiden 50’si hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret suçundan 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı. Hakkında dava açılanlar arasında 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta IŞİD’in canlı bomba eyleminde eşi Ferdane Kılıç ve oğlu Nartan Kılıç’ı kaybeden, kızı Sinem Kılıç da katliamdan yaralı kurtulan HDP PM üyesi Metin Kılıç da bulunuyor.

Erdoğan’ın çelişkisi

Gazetemize konuşan Kılıç, “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaşanan katliamlardan sorumludur. Kendisi bir dönem ABD ve Fransa cumhurbaşkanlarına ülkelerinde Müslümanlara yönelik yaşanan şiddetten sorumlu olduklarını hatırlatmıştı. Obama ve Holland’a, “Ülkemizde işlenen bütün cinayetlerden sorumluyuz” demişti. Fakat bu ülkede yaşanan katliamların sorumluluğunu üstlenmek istemiyor. Aynı sorumluluk kendisine hatırlatılıp eleştirildiğinde bunu hakaret olarak addedip hakkımızda dava açma yoluna gidiyor. Kendisinin başkalarına hakaret etmesi sonucu açılan karşı davaları ise ifade özgürlüğü olarak değerlendiriyor. Bu da ayrı bir çelişkidir” dedi.

Türkiye’deki katliamlarla ilgili protestoların büyük bölümüne katıldığını ifade eden Kılıç şunları söyledi: “Ben bu eylemlerde devlet yetkililerine sorumluluklarını hatırlattım. Hatırlatmaya da devam edeceğim. Bu ifadelerimizin hakaret olarak addedilmesi kabul edilemez. Biz her platformda protestolarımızı dile getireceğiz. Bundan sonraki süreçte ve çıktığımız mahkemelerde bunu dillendirme yolunu seçeceğiz. Devlet erkini elinde bulunduranların gereken sorumluluğu üstlenmesini ve bu şiddeti sona erdirmesini talep ediyorum. 20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç’ta yaşanan bombalı katliamda eşim Ferdane Kılıç ve oğlum Nartan Kılıç’ı kaybettim. Kızım ve tanıdığım çok sayıda insan yaralandı, hayatını kaybetti. Bu katliamın sorumluluğunu üstlenmeyen Cumhurbaşkanı ve devlet erkine sorumluluğunu hatırlatmak, bu katliamları engellemelerini istemek en doğal hakkım.”