Demet Gül: Zehirli davranışlar özgüven eksikliğinden

Akrep'in Hacer'i Demet Gül, zehirli insanlar için "Zehirli davranışlar özgüvenin eksik olduğunu saklamaya yarar. Ben çok pozitifimdir, etrafımda da öyle insanlar olsun isterim" diyor.

20 Şubat 2021 Cumartesi, 16:05
Demet Gül: Zehirli davranışlar özgüven eksikliğinden
Abone Ol google-news

Almanya Stuttgart doğumlu, annesi Giresun'lu, babası Trabzonlu. Konuşmasındaki hafif aksan Avukat olmak isterken, hatta staj yaparken kuralların ona göre olmadığını anlıyor ve yolu oyunculukla kesişiyor. Akrep'in Hacer'i Demet Gül, zehirli insanlar için "Zehirli davranışlar özgüvenin eksik olduğunu saklamaya yarar. Ben çok pozitifimdir, etrafımda da öyle insanlar olsun isterim. Negatif insanların enerjimi, zamanımı harcamalarına izin vermek istemem" diyor. Almanya'da birçok dizi ve filmde yer alan oyuncu Türklere verilen klişe olan rol tekliflerinden şikâyetçi. "Bazı Almanların Türklere bakışları çok klişe olduğu için bunları senaryolara da yansıtabiliyorlar. Mesela Türkleri genelde mafya ile ilişkilendiriyorlar, illegal karakterler çiziyorlar, Almancayı konuşamıyormuş gibi gösteriyorlar ya da mutlaka başörtüsü takmasını istiyorlar" diyor. 

- Anneniz Giresunlu, babanız Trabzonlu. Tam bir Karadeniz kadınısınız. Oraları görme imkanınız oldu mu?

Annemin memleketine maalesef henüz gidemedim. Dilerim onu da yakın bir zamanda yapabileceğim. Babamın memleketine gittim birkaç defa. Trabzon’a özellikle yaylalara bayıldım.

- 6 yaşında babanızı kaybetmişsiniz. Çocukluğunuza baktığınızda bunun sizi nasıl etkilediğini görüyorsunuz? Hayata bakışınızı nasıl değiştirdi?

Çok zordu tabii. Çok ani oldu birde üstelik annem kardeşime hamileydi. Annem bana da kardeşime de muhteşem bir anne oldu. Hiçbir şeyin eksikliğini hissettirmedi. Hem çalıştı, hem ikimizi yalnız büyüttü. Bir babanın yeri ayrı tabii bundan bahsetmiyorum. Hayata bakışa gelince... Sanırım çok erken olgunlaşıp her şeyimi kendim halletmemi sağladı. Annem çok yoğun olduğu için ona destek olmak istedim. 16 yaşımda hafta sonları çalışmaya başladım. Beni farklı bir şekilde güçlendirdi diyebilirim. Baba kız ilişkisini de yaşamak isterdim Ama kısmet olmadı maalesef.

- Oyunculuk çocukluk hayaliniz miydi? Sizi kimler yönlendirdi, oyuncu olmanızda etkili olan birileri var mı, kimler onlar?

Çocukluk hayalim değildi aslında oyuncu olmak. Avukat olmak istiyordum. Staj yaptım bir avukatın yanında ve aslında pek bana göre olmadığını anladım. Her şekilde yine kuralların arasında hareket etmek gerekecekti. Bana göre değildi yani. Okulda katıldığım tiyatro derslerinin çok hoşuma gittiğini fark ettim. Anneannem çok hastayken Türkiye’ye gelmiştik ziyarete. Gece uyanıp onun uyumadığını gördüm. Yanına gidip eğlenceli oyunlar oynayıp onu güldürdüm. Sanırım bu bende bir etki bıraktı. İnsanları güldürebilmek ya da farklı bir dünyaya çıkarabilmek hoşuma gitmişti. Annem ilk başta oyuncu olmamı çok desteklemedi hatta karşı çıktı. Ama sonra çok zor geçilen sınavları atlatıp Münih’te iyi bir konservatuara kabul edildiğim günden itibaren beni her zaman destekledi.

- Maşuka ve Tuval gibi eğlenceli rollerden sonra hayranlarınız Akrep'teki rolünüzü biraz yadırgadılar. Ama karakterinizin sürprizleri de son bölümlerde ortaya çıkmaya başladı. Rolü kabul ederken neler düşündünüz?

Yadırgadılar mı bilemiyorum ama oyunculuk her tür rolü oynayabilmektir. Ben yurtdışında dramlarda da yer almıştım ama Türkiye’de beni komedi ile tanıdı insanlar. Ben dram da oynamayı istiyordum. Hem senaryoyu hem rolü çok beğendim. Ben genelde sınırlarımı zorlayan farklı rolleri oynamayı seviyorum. Hacer’in karakter analizi okuyunca heyecanlandım. Şimdiye kadar oynadıklarımdan farklı, sırlarla dolu olan bir karakter.

- Hacer karakteri insan sarrafı bir tip, vefalı, cesur, hazırcevap... Benzerlikleriniz var mı?

Benzerliklerimiz var evet. Ben başkaları için de kendim için de haksızlığa gelemem mesela. İnsan sarraflığı bölümünü biraz daha geliştirsem iyi olur tabii. Fazla iyi niyetliyim bazen.

- Hacer olsanız nasıl davranırdınız?

Sanırım aynısını yapardım. Ailemi korumak ve onlara zarar verebilecek olanları uzak tutmak için elimden geleni yapardım.

- Akrep kadınların dizisi. Annelerin ve kızlarının zehirli ilişkilerini anlatıyor. Kendilerine, birbirlerine ve çevrelerine zarar veriyorlar. Sizin zehirli tiplerle/olaylarla aranız nasıl? Nereye kadar mücadele edersiniz? Hangi noktada vazgeçip çekip gidersiniz?

Bazı insanların zehirli davranışları özgüvenlerinin eksik olduğunu saklamaya yarar. Aynı zamanda kişinin kendine olan sevgi eksikliğinin yerini de narsistik özellikler alır. Ben çok pozitifmidir, etrafımda da öyle insanlar olsun isterim. Negatif insanlar beni çok yoruyor. Genelde onlardan uzak dururum. Enerjimi, zamanımı harcamalarına izin vermek istemiyorum. Hayat zaten yeterince zorluklar getiriyor bir de kötü enerjilerle uğraşmaya gerek yok.

- Hayattaki büyük düğümleri bazen umulmadık insanlar çözüyor. Hacer de cesaretiyle olayların akışını değiştiriyor. Var mı sizin hayatınızda, sizin hayatınızın akışını değiştiren insanlar, kimler onlar?

Aslında tanıştığımız her insan ya da yaşadığımız pek çok olay bizi ummadığımız yerlere yönlendiriyor. İlla bunların çok büyük ve keskin olaylar olmasına gerek yok.

- Hacer "Herkesin içinde sakladığı bir özlemi vardır. Benim özlemim; oğlum" diyor. Yeni sürprizler mi göreceğiz Hacer'le ilgili?

Evet, Hacer ile ilgili birçok yeni sürpriz geliyor ama maalesef şu anda anlatamıyorum.

- Sizi Perran Kutman'a benzetiyorlar. Hatta kızı olduğunuzu sananlar olmuş. Kendinizi benzetir misiniz?

Öyle mi, bilmiyordum bunu. Perran Hanımın da haberi var mı bundan?! Perran Kutman gibi yetenekli ve çok başarılı gibi bir oyuncuyla benzetilmek gurur verici. Kendisini izlemeyi çok severdim.

- Almanya'daki sinema ve dizi sektörü nasıl? Türkiye ile farklılıklar neler?

Almanlarda disiplin gerçekten çok yüksek. Ben Türkiye’de sete ilk geldiğimde "Tamam, Alman disiplini geldi" diyenler oldu. Çok değer verdiğim bir şey disiplinli çalışmak. Bizim dizi sürelerimiz maalesef çok abartılı bir şekilde uzun olduğu için kısa bir süre içinde çok iş yapıp çok hızlı çalışmamız gerekiyor. Bu yüzden bazen istediğiniz kalitede iş çıkması zorlaşabiliyor. Almanlar ise daha yavaş daha düzenli çalışıyorlar. Hatta bana bazen biraz fazla yavaş geliyorlar. Ama onların çalışma şartları farklı tabii. Türkiye’deki tempoya alışınca yavaşlamak insana tuhaf hissettiriyor. Türk ve Almanların karışımı bir çalışma olsa her şey harika olurdu.

- Türkiye’deki oyunculuk sektörü Almanya’dan bakınca nasıl görünüyor?

Ben iki ülkede de iş yapan bir oyuncuyum, çok objektif bir cevap vermem mümkün olmayacak gibi bu soruya.

- Almanya'da oyunculuk yaparken önünüze ne gibi sıkıntılar çıktı, nasıl aştınız?

Klişe olan rol teklifleri mesela. Bazı Almanların Türklere bakışları çok klişe olduğu için bunları senaryolara da yansıtabiliyorlar. Mesela Türkleri genelde mafya ile ilişkilendiriyorlar, illegal karakterler çiziyorlar, Almancayı konuşamıyormuş gibi gösteriyorlar ya da mutlaka başörtüsü takmasını istiyorlar. Bunları oynamam demiyorum yanlış anlaşılmasın, sadece belli kalıplarla bu karakterlerin çizilmesine karşıyım. Bunlar ne zaman değişir bilmiyorum. Bunları desteklemeyip karşı gelip oynamamaya karar verdim. Bu klişelerle düşünmeyen daha kaliteli işlerde çalışmayı tercih ediyorum.

- Oynadığınız rolden çabuk çıkar mısınız?

Role ve o günkü sahnelere bağlı. Ben genelde oynadıktan sonra tüm sahnelerimi ve oyunumu düşünürüm. Eleştiririm. Karakterin duygusunu sahnede en iyi şekilde çıkardım mı diye düşünürken tekrar o duyguya girebiliyorum. Aklımda sahneyi tekrarlarken buluyorum yani kendimi. Bazen de kendimi izlerken ağladığım bir sahnede tekrar o duygunun içine girip gözlerimin dolduğunu fark ediyorum. Mesele duygu olduğu zaman onu bir anda kesip kapatmak kolay olmuyor.

- Geçenlerde oyunculuk sektöründe bir Instagram tartışması oldu. Oyuncuların takipçi sayısına göre seçildiğinden dert yandılar. Sizin bu konudaki görüşünüz ne? Başarı instagram'la mı ölçülüyor artık?

Ne yazık ki öyle bir şey oluşmuş. Gerçekten çok sinir bozucu bir durum. Bu işi bu mesleği profesyonelce yapan insanlara ayrıca seyirciye de saygısızlık bu. Herkes oyuncuyum diye dolaşıyor ortada. Oyunculuk dünyanın en eski mesleklerden biridir ve şu geldiğimiz nokta beni üzüyor. Kaliteli ve profesyonel bir oyuncu yeteneğine göre seçilemiyorsa, onun yerine takipçiye göre seçim yapılıyorsa iş de kalitesiz oluyor bana göre.

- Kadınların yaşı, kilosu özellikle oyunculuk sektöründe bir dezavantaj olabiliyor. Hollywood da bu konuyu çok tartıştı. Türkiye’de de zaman zaman konu gündeme geliyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz, siz neler yaşadınız, Almanya’da ve Türkiye’de?

Bu her ülkede yaşanan bir sorun. Oyunculuğun kilolusu zayıfı olmaz. Biz mankenlik yapmıyoruz oyunculuk yapıyoruz. Her vücut şeklinde oyunculuk yapılır, önemli olan yetenek ve bu işi anlamak. Eğer rolde zayıflık önemli ise durum ayrı tabii. Birde en çok şaşırdığım botoks meselesi yani oyuncuların yüzündeki mimikleri kaybetmesi... Mimik yok! Üzüldü mü sevindi mi sinirli mi belli değil. Üstelik bunu gencecik kızlar yapıyor. Eskiden doğallığa değer veriliyordu. Tabii ki herkesin kendi kararı, kendi bedeni ama mimik bizim işimizin en önemli kısımlardan biri. 

- Burcunuz ne, özelliklerini taşıyor musunuz?

Yengeç. Derinlemesine duygulara, hayallere dalan bir burç. Mantığı ikinci plana atma eğilimi var. Ben de bu özellikleri taşıyorum ama mantığımı arada sırada ön plana alıyorum tabii ki. Duygularımız bazen gerçekleri görmemizi engelleyebiliyor.

- Sevmediğiniz huylarınız neler?

Çok hızlı konudan konuya atlayabiliyorum bazen, konuşurken aklıma başka bir konu geliyor ve hemen oraya geçiş yapıyorum. Sinirlenince sakinleşmem biraz uzun sürebiliyor. Fazla takıyorum kafama her şeyi. Bazı şeyleri boş verip bu kadar kafamı boş yere yormasam daha iyi olur.

- Hangi konu açıldığında sıkılırsınız ve uykunuz gelir?

Biri kendinden çok bahsettiğinde; kendini çok beğenen, üstün gören ve karşısındaki insanı konuşturmayan insanlardan çok fena sıkılırım.

- Özlemleriniz neler?

Annemi doya doya öpebilmek ve arkadaşlarımla buluşup yemeğe yada bir şeyler içmeye gidebilmek. Ayrıca seyahat etmeyi çok özledim. Genelde çok seyahat ederim tatil ya da iş için. Her yıl ailem gibi sevdiğim arkadaşlarımın yanına giderdim İtalya’ya... Onları ve İtalya’yı çok özledim. Umarım en kısa zamanda bunları tekrar yapabilirim.

- Gelecek planlarınız neler, canlandırmak istediğiniz bir rol var mı?

Yeni bir tekstil markası kurdum arkadaşımla birlikte ismi ‘Buldanerry.’ Yüzde 100 doğal kumaşlar kullandığımız bir giyim markası. Set dışında kalan bütün vaktimi şu anda buna ayırıyorum. Ama beni heyecanlandıran bir iş olduğu için şikayet etmeden yapıyorum her şeyi. Bu yıl çok güzel ve heyecanlandığım projeler okudum. Şu anda detayını veremediğim çok güzel ve canlandırmak istediğim karakterlerin olduğu işler var önümde. Bu yeni proje dışında fantastik bir hikayede bir cadıyı ya da bir çete liderini canlandırmak çok eğlenceli olabilir. Burada susayım yoksa saatlerce anlatırım canlandırmak istediğim yüzlerce karakteri.