Bazen trajikomik olayların memleketin durumunu daha güzel anlattığını düşünüyorum.
Anlatayım.
Perşembe günü İBB davasının 15. duruşması yapıldı.
Mahkeme başkanı, daha önceki celselerde salı, çarşamba ve perşembe günleri tahliye taleplerini alacağını, taleplerin yalnızca avukatlar tarafından yapılacağını belirtmişti. Duruşma savcısı da yedi kişi hakkında tahliye talebinde bulundu.
Perşembe günü tüm tutuklu sanıkların avukatları savunmalarını yaptı. Savunmaları yakından takip ettim. Skandal düzeyde durumlar var. Hepsini yazacağım.
Nitekim perşembe gece yarısı kararlar açıklandı ve 18 kişi oybirliğiyle tahliye edildi.
İşin ilginç kısmı şu: Duruşmalar devam ederken bir sıra çizelgesi paylaşıldı. Bu sıralamaya göre savunmalar yapılıyor. Halihazırda çizelgede 16. sırada bulunan sanık savunma yaptı. Savunma yapan 16 kişinin 6’sı, dün tahliye edilen 18 kişi arasında yer aldı.
Tahliye kararları sevindirici olsa da ben sayının çok daha fazla olacağını düşünmüştüm. Zira yapılan savunmalar son derece netti ve iddialar ile sunulan delillerin ne denli yetersiz olduğunu gözler önüne serdi.
Mesela, TV yayınında da bahsettim; KİPTAŞ Müdürü Ali Kurt’un avukatı Mehmet Zengin savunma yaptı. Savunmasında, “Müvekkilim rüşvet almış, ben de belgeleriyle kabul etmeye karar verdim. Burada müvekkilimin rüşvet aldığını söyleyeceğim. Eylem 28 kapsamında müvekkilimin 500 bin dolar aldığına ilişkin evrakı göstereceğim. Evrak bu. Parayı veren kişi ‘Banka hesaplarına ulaşamıyorum’ diyor ama ‘500 bin dolar verdim’ diyor” ifadelerini kullandı.
Yani diyor ki “500 bin dolar rüşvet verdim” diyen kişi, bir A4 kâğıdına bunu yazıp imzalamış ve savcıya sunmuş. Bu kâğıt da dosyada delil olarak yer almış.
Söz konusu “rüşvet belgesinde” şu ifadeler yer alıyor:
“17.06.2025 tarihli ifademde geçen KİPTAŞ Yeşilpınar Evleri Projesi’nden, Ali Kurt’a verilen 500.000 USD’nin 400.000 USD’si Yemenoğlu firması tarafından Altan Gözcü’ye KİPTAŞ’ın otoparkında teslim edilmiş ve 100.000 USD de tarafımızdan tamamlanıp elden verilmiştir. Ancak Yemenoğlu’ndan gelen paranın dekontu tarafımıza teslim edilmemiştir. Ortaklık hesaplarına da erişimim mümkün olmadığından dolayı herhangi bir belge ve dokümana ulaşamamaktayım.”
Ciddi ciddi boş bir kâğıda bunları yazıp “Rüşvet verdim” deyip imzalamış ve bunu da belge olarak sunmuş.
Dinlediğimde “Olamaz” dedim.
Ek evraklarda aradım, avukatlara ulaşıp sordum. Belgeyi gönderdiler. Gerçekten boş bir kâğıda yazılmış kısa bir metin. “Rüşvet verdim” diyor. Devamında da dalga geçer gibi “Dekont yok, ulaşamadım” yazıyor.
Bakın trajikomik olaylar bununla da sınırlı kalmıyor.
Yine yargılanan isimlerden Mustafa Keleş’in avukatı savunmasında, yaptıkları itiraz başvuruları ve verdikleri delillerin dosyadaki diğer Mustafa Keleş isimli kişinin dosyasına eklendiğini açıkladı.
Avukat diyor ki “Dosyada iki tane Mustafa Keleş var. Benim müvekkilim tutuklu. Bizim yaptığımız tutukluluğa itiraz, diğer Mustafa Keleş’in dosyasına ekleniyor. Sunduğumuz deliller diğer Mustafa Keleş’in dosyasına aleyhte konuluyor. Biz o kişiyi tanımıyoruz, bağımız yok.”
Zabıta Anadolu Yakası Başkanı Nazan Başelli ve Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy’un avukatları da savunma yaptı.
Nazan Hanım ve Engin Bey gözaltına alınıp tutuklanırken haklarındaki iddia “rüşvet almak ve örgüte üye olmak”tı. Ancak iddianamede tek bir suçlama var: Dolandırıcılık. Yani tutuklamaya gerekçe olan suçlamalar iddianamede yer almıyor.
Nazan Başelli tahliye edildi. Engin Ulusoy’un tutukluluğu ise devam ediyor. Ayrıca Engin Ulusoy hakkında daha önce aynı şikâyet yapılmış; valilik bu hususta soruşturma izni vermemiş. Bu dilekçe de mahkemeye sunuldu.
Iraz Bayrak, “İstanbul Senin” uygulamasıyla ilgili iddia nedeniyle tutuklu. Avukatı Mehmet Burak Arıcı savunmasında, “Ortada böyle bir proje var ama projede Iraz Bayrak yok. İBB Hanem ve İstanbul Senin uygulamaları birbirine karıştırılmış” dedi.
Dava dosyası arapsaçına dönmüş halde yani...
Yine başka bir savunmada firma isimlerinin yanlış yazıldığı ifade edildi.
Bence duruşmaların ilerleyen celselerinde yeni tahliyeler olacak.