Deniz İpek Yolu’na açılan kapı...

Çin’in güneydoğusundaki Fujian, yerliler ve yabancılar için cazibe merkezi olma hedefinde hızlı adımlarla ilerliyor.

05 Haziran 2019 Çarşamba, 22:48
Abone Ol google-news

“Kendi yolunu bulmak... Modelini yaratmak... Bir strateji oluşturup hedefe doğru ilerlemek...” Küresel çapta ekonomik odaklı güçler mücadelesinin kızıştığı, savunma, bölgesel-uluslararası etkinlik sağlama stratejilerinde karşılıklı hamlelerin peşi sıra geldiği bir dönemde Çin’e yolumuz uzanırken aklımız yukarıdaki düşüncelerle haşır neşir.. Ve her seferinde ama ve keşkeleri de beraberinde getiren onlarca soruyla...

Bir ülkeye hele de yakın geçmişe kadar Batı’yla kıyaslandığında daha kapalı kalmayı tercih etmiş bir ülkeye kısıtlı zamanda yaptığınız bir ziyaretle oranın, halkının düşünce yapısını, yönetim işleyişini çözdüm demenin gerçekçi bir yaklaşım olmadığı malum. Olsa olsa diyebileceğiniz dokusuna şöyle bir değmiş olacağınız... Yaklaşık bir hafta süren Çin gezimiz çerçevesinde, bizim için Asya’nın hem uzak hem yakın bu ülkesinde yaşamın pek çok alanındaki değişime, gelişime, açılımlarına ve daha ne gibi potansiyeller barındırdığına ilişkin izlenimlerimizi sizlerle paylaşacağız.

“Asya’nın devi, ABD’ye kafa tutan, yükselen güç” gibi yorumların odağındaki Çin’in küresel mücadelesinde, tarihi İpek Yolu’nu canlandırma hedefli dev “Kuşak, Yol İnisiyatifi” önemli bir kart. Dünya ekonomisinin ikinci büyük gücü, yaklaşık 1.4 milyar nüfusuyla dış pazarlara açılım, üretimde katma değer konusunda her geçen gün çok daha fazla istekli. Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’ya uzanan kara, hava, deniz taşımacılığıyla geniş ticaret ve iletişim ağı oluşturmayı hedefleyen ülke, yıllar boyu sessiz ilerleyişini artık dünyaya ilan etmek ister görüntüde. ABD’nin Trump’la giriştiği tek taraflı, korumacı ekonomik politikasına karşı Komünist Parti iktidarı, küresel işbirliklerini artırırken kimilerine göre kapitalist söyleme de göz kırpıyor.

Turistik dükkanlarda Mao, Deng ve Şi görselli eşyalar yoğun ilgi görüyor

Şİ RÜZGÂRI...

Emperyalist, feodal yapıya karşı yükselen halk direnişinin lideri Marksist-Leninist çizgideki Mao’nun 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’ni ilanı, yaşamını yitirmesinden iki yıl sonra 1978’de Deng’in “dışa açılım” reformuyla “Çin tipi sosyalizm”i inşası... Şimdilerde ise ülkede esen Şi rüzgârı... Bu öyle etkin bir esinti ki, geçen yıl ÇKP’nin19. Ulusal Kongresi’ne Şi’nin adının parti tüzüğüne eklenmesi kararı damga vurdu. Böylece Şi, Mao’nun ardından adı görev başındayken parti tüzüğüne eklenen ilk lider oldu.

Güç mücadelelerinin “ticari savaşlarla” kıyasıya sürdüğü günümüzde Çin’in, Batı’nın demokrasi, özgürlükler konusunda eleştirilerinin merkezinde olduğu ortada. Ama diğer yandan tarafların anlaşmazlıklara karşı diyalog kapısını kapatmama eğilimi de... Uzun yıllar ekonomik gücünü “ucuz, fason üretim merkezi” olarak başta ABD olmak üzere küresel piyasalara yönelik ihracatına dayandıran Çin, günümüzde ise özellikle Huawei örneğinde olduğu gibi teknolojide kendi markasını yaratan bir ülke olarak öne çıkıyor. Batılı pek çok teknoloji, ayakkabı, tekstil markası için de cebe, teknolojiye uygun üretim üssü durumunda.

Gözler Pekin’in ekonomik, teknolojik, stratejik anlamda son yıllarda şahlanışının nasıl bir seyir izleyeceğinde. Büyüme hızında dengeyi nasıl sağlayacağı, orta sınıf grubu nasıl güçlendireceği, yolsuzlukla mücadele için yürüttüğü savaşta ne kadar yol alabileceği, gelişirken zengin-yoksul uçurumuna savrulup savrulmayacağında... ABD-Avrupa ittifakı son dönemde “ticari savaşlar”dan, İran’dan Rusya’ya pek çok konuda farklı tutumlara sahne olurken küresel dengeler açısından dikkatler, Çin’in epey önceden çıktığı, şimdilerde herkesin pür dikkat izlediği “kendi modelini inşa etme” yolculuğunda...

Deniz İpek Yolu’na açılan kapı...

Ünlü tarihçi Herodot’un MÖ 450 yılında yazdığı metinlerden birinde karşımıza çıkar şu meşhur “İpek Yolu” rotalarından biri... Hani o filmlere de yansıyan karelerdeki gibi doğunun ipek ve baharattan değerli taşlara, kâğıda kadar pek çok çeşitli ürünlerle yüklü kervanlarının Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığı ile Avrupa’ya kadar uzanan ticaret yolu. Ama sadece ekonomik dinamik değildir, Doğu-Batı hattında medeniyetlerin, kültürlerin birbirinden haberdar olması, bilimin taşınmasıdır bu yol aynı zamanda...

Ticari savaş gölgesi...

Ve yüzyıllar sonra “İpek Yolu” yeniden gündemimizde. Bu kez haliyle son teknoloji deniz ulaşımı, kargo, hızlı tren hatları, uçak seferleriyle örülü bir şekilde... Çin, tarihi hattı canlandırma hedefiyle 21. yüzyıla uyarladığı “Kuşak, Yol İnisiyatifi”ne yönelik adımlarını her geçen gün hızlandırıyor. Asya, Afrika ve Avrupa arasında ulaşım, sanayi, ticaret ağı kurulmasını kapsayan, ilk etapta yaklaşık 1 trilyon dolarlık, kimilerine göre 3 trilyon doların üstünde hacme ulaşabilecek bir proje bahsi geçen. Yaklaşık altı yıl önce devlet başkanı Şi Cinping tarafından duyurulan modern İpek Yolu girişimiyle birlikte, Asya Pasifik’te Çin’le halihazırda güç mücadelesi, “ticari savaş” üzerinden her geçen gün sertleşen Washington’ın da gözü kulağı, Pekin’in kurduğu ittifaklarda.


ABD’nin Pekin’e özellikle teknoloji devi Huawei üzerinden baskıyı artırdığı bir dönemde gerçekleşiyor Çin gezimiz. Türkiye’den bir grup gazetecinin katılımıyla düzenlenen gezimizin rotası Deniz İpek Yolu’nun başlangıcı olarak görülen Fujian eyaleti, buranın başkenti Fuzhou ile Xiamen kenti ve ayrıca Tayvan’a en yakın nokta olarak görülen Pingtan. Ardından, istikamet başkent Pekin...


Türkiye ile işbirliğini artırma çağrısı


İstanbul’dan yaklaşık 10 saatlik bir uçuşla Guangzhou’ya uçuyoruz, oradan aktarma uçuşla ver elini Fuzhou. Ülkenin güneydoğu sahilindeki bölgenin stratejik önemi ise Tayvan Boğazı’na doğru uzanması. Burası aynı zamanda devlet başkanı Şi’nin yaklaşık 17 yıl yöneticilik yaptığı eyalet olarak da biliniyor. Haliyle de Şi’nin devlet başkanlığı öncesinde “Kuşak-Yol” için kafasında gerekli planlamaları ta o zamanlardan yaptığı, o nedenle de bölgeye ayrı bir önem verdiği konuşuluyor sık sık...


Çin’in pozitif gelişmede örnek bölgelerinden biri Fujian. “Dışa açılım” reformunun ilk uygulandığı iki bölgeden biri. Diğeri Guangzhou. Fujian’ın bir özelliği de en çok yurtdışında yaşayan Çinlilerin memleketi olması. Fujian, deniz turizmi açısından da öne çıkıyor.

Ziyaretimiz sırasında bölge, Deniz İpek Yolu projesi çerçevesinde Fuzhou Boğazı Uluslararası Konferans ve Fuarı’na ev sahipliği yapıyor. Fuarda stand açan ülkeler arasında Türkiye de var.
Konferansın açılış konuşmalarında projenin olmazsa olmazları sıralanıyor: Sürdürülebilir, deniz yaşamı-doğa dostu olması, sadece Çin’e değil inisiyatife katılan tüm taraflara refah, ekonomik kazanç, kültürler arası diyalog sağlaması. Bir diğer vurgu ise dijital ekonomide gelişme, inovasyonun önemi. Konuşmalarda projeyle birlikte karayolu üzerinden yapılan ticarette deniz hattının birleşmesinin malların ulaştırılmasında zaman ve ekonomik açıdan kazanç sağlayacağına işaret ediliyor.

Temaslarımızda Çinli yetkililerin, şirketlerin Türkiye ile işbirliğini artırma, karşılıklı yatırımların çoğalması yönünde istekli olduklarını görüyoruz. Elbette taraflar arasında Uygur Türkleri konusunda zaman zaman gerilimler olduğu biliniyor, hatta Çin’in Türkiye vatandaşlarına yönelik vize konusunda pek de kolaylaştırıcı yöntemler uygulamadığına ilişkin haberler de basında yer alıyor. Ancak “Kuşak, Yol”la birlikte son dönemde diyalog kapısı karşılıklı daha çok açılmış gibi.

İstanbul için kardeş kent hedefi
Fujian eyaleti Dışişleri Ofisi Genel Direktörü Wang Tianming’le keyifli sohbetimizde bize geçen haftalarda İstanbul’a resmi bir gezi gerçekleştirdiklerini anlatıyor. Kendilerinin bölgeyi İstanbul’la kardeş şehir yapma planlarından söz ediyor. Türkiye’nin Asya-Avrupa hattının merkezinde bulunduğu için çok avantajlı olduğunu söylerken. İpek Yolu projesine de atıfla deniz taşımacılığına ilişkin Fujian’da kurulan liman koalisyonuna şu ana kadar Türkiye’den hiçbir şirketin katılmadığını da belirtiyor. Koalisyonda Malezya, Sri Lanka, Endonezya, Singapur, Maldivler var. “Deniz İpek Yolu’nda İstanbul önemli bir güzergâhtır. Bu projeye dahil olacağını umuyorum” diye de ekliyor.
Bu arada, Türkiye’nin coğrafi konumunu da düşünürsek, Pekin’in Yunanistan’ın Pire Limanı’nın büyük kısmını satın aldığı haberlerini de bu çerçevede hatırlatmakta fayda var. İtalya’nın da Kuşak-Yol inisiyatifine ilişkin mutabakat imzalaması AB içinde tartışma yaratttı. Kimi AB üyeleri ve ABD cephesinden projeye yönelik Çin’in etkinliğini artıracağı, vereceği krediler nedeniyle ülkelerin ağır borç yükü altına gireceği eleştirileri zaman zaman gündeme geliyor. Pekin ise bu görüşleri reddediyor.

KALKINMA HAMLESİ

Son 20 yıl içinde Fujian bölgesinde 5 bin kilometreyi aşan otoban yapılırken üçü uluslararası olmak üzere 6 havalimanı inşa edilmiş. Hızlı tren hattı yaklaşık 1500 kilometreye 3 büyük limana ev sahipliği yapan eyaletinin yılda 20 milyar dolarlık deniz taşımacılığı ticari hacmi olduğu belirtiliyor. Yaklaşık 38 milyon nüfuslu eyalet, 40 sene önceki ortalama gelir seviyesi ülke genelinde 23. sırada iken şimdi ise 6’. 

Türkiye’den tatlıcıları bekleriz!

Fujian eyaleti Dışişleri Ofisi Genel Direktörü Wang, Çin’de hayvancılık, et ve süt ürünleri, dericilik ve gıda alanlarında Türkiye’den firmalar için büyük potansiyel olduğunu söylüyor.
Türkiye’den yatırımcıları bölgeye çağırırken özellikle “tatlı” çıkışı da yapıyor. Sohbetimiz sırasında, İstanbul ziyaretinde yediği tatlılara değinerek “Mesela ben lokum getirdim, arkadaşlarım çok sevdi. Eğer Türkiye tarafından buraya tatlıcı gelirse kesinlik iyi iş yapar” diyor.

Mermer birinci kalem
Wang’a eyalet genelinde Türkiye ile ticari ilişkilerin hacmini soruyoruz. Geçen yıl için söylediği veri yaklaşık 1.45 milyar dolara ulaştığı. Türkiye’den en çok ithalat kaleminin mermer ticareti olduğunu aktarıyor. Türkiye’den geçen yıl 774 milyon dolar değerinde mermer ihracatı gerçekleştirilmiş. Tabii burada eklemek gerek; Türkiye’den çoğu kez işlenmemiş yollanan blok mermerler ya Çin iç piyasasına giriyor ya da işlenip katma değer eklenerek yurtdışına satılıyor.

Pekin'de ekim ayına dek açık kalacak Botanik Fuarı çerçevesinde turızim odaklı standlar arasında Türkiye'den de katılım var. Çinliler, Peri Bacaları'ndan Galata Kulesi'ne yedi bölgeden minyatür örneklerinin yer aldığı alanı ilgiyle geziyor.

TURİZMDE ATILIM

Türkiye açısından Çin pazarının kendi içinde ciddi bir potansiyeli barındırdığı ortada. Türkiye’ye geçen yıl gelen Çinli turist sayısının bir önceki yıla göre yüzde 59 artarak yaklaşık 400 bini bulduğunu hatırlatmakta fayda var. Ziyaretimizde turizm konusunda Türkiye ile karşılıklı işbirliğini artırma hedeflerine de vurgu yapıyor Wang. Bu çerçevede bölgeye doğrudan uçuşların konulması yönünde Türkiye’deki ilgili kurumlarla görüşmelere değiniyor. Türkiye üzerinden Çin’e THY’nin Pekin, Şanghay, Guangzhou ve Hong Kong’a doğrudan uçuşları mevcut.

YARIN: YEŞİLİN SARMALADIĞI BÖLGE