Devlet Teşkilatında KHK ile Yapılan Yeni Düzenlemeler

03 Ekim 2011 Pazartesi, 06:34
Abone Ol google-news

Hatırlanacağı üzere 12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimlerine pek az bir zaman kalmışken dönemin AKP hükümeti, TBMM’nin mayıs ayında onayladığı 6223 sayılı yasa ile Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi almıştır.

Bilindiği gibi anayasamızın 91. maddesinde yer alan, hükümetlerin KHK çıkarma yetkisi istisnai olarak kullanılması gereken bir yetkidir. TBMM ve ilgili komisyonlarda görüşülüp tartışılmadığı için, her alanda ve önemli konularda hükümetler tarafından bu yetkinin kullanılması, yasama organının devre dışı bırakılması gibi bir sonuç ortaya çıkarmaktadır.

Pek çoğu 2011 milletvekili genel seçimlerinden önce olmak üzere AKP hükümetlerinin yürürlüğe koyduğu 17 dolayındaki KHK ile bazı bakanlıklar kaldırılarak veya birleştirilerek veya bazı hizmetler yeni bir bakanlık olarak örgütlenerek, devlet teşkilatında çok önemli temel değişiklikler yapılmıştır. Bu durum yasama organının temel konulardaki düzenlemelerde devre dışı bırakıldığı tartışmalarını da beraberinde getirmiştir.

Önemli değişiklikler

Hatırlanacağı üzere 1983 yılında ANAP hükümetinin uygulamaya koyduğu “Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında” KHK ile devlet teşkilatında, bakanlıklarda; önemli değişiklikler yapılmıştır. Bazı bakanlıklar kaldırılarak veya birleştirilerek yeni bakanlıklar oluşturulmuş 1931 yılından beri ayrı bir bakanlık olan Gümrükler, Maliye ile birleştirilerek Maliye ve Gümrük Bakanlığı oluşturulmuştur.

Ne var ki kamu hizmetlerinin daha etkin ve verimli yapılmasını hedef aldığı ileri sürülen ve kamuoyuna reform olarak takdim edilen bu düzenlemelerin bir kısmından, 5 yıl gibi kısa bir süre sonra gene ANAP hükümetleri tarafından vazgeçilmiş, kaldırılan bakanlıkların bir kısmı tekrar kurulmuş (Gençlik-Spor ve Orman Bakanlığı gibi), DYP-SHP koalisyon döneminde de gümrükler, Maliye Bakanlığı’ndan ayrılarak Başbakanlık’a bağlanmıştır.

Geçmiş dönemlerde, o günkü hükümetler tarafından kamu idaresinde, kısa sürede yapılan çelişkili uygulamalar; ileri sürülen gerekçelerin ve bu doğrultuda gerçekleştirilen düzenlemelerin doğruluğu konusunda, başlangıçta duyulan kuşkulara haklılık kazanmıştır. Benzer bir durum bugün AKP hükümeti tarafından KHK’lerle devlet teşkilatında yapılan düzenlemeler için de söz konusudur. Hükümet 8 Haziran 2001 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 636 sayılı KHK ile “Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı” adı altında yeni bir bakanlık kurmuştur. Ancak yaklaşık 1 ay gibi kısa bir süre sonra bundan vazgeçilerek bu bakanlık 644 ve 645 sayılı KHK ile “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı” ve “Orman ve Su İşleri Bakanlığı” olarak iki ayrı bakanlığa dönüştürülmüştür.

Keza 8 Haziran 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan muhtelif KHK’lerle kurulan bir kısım bakanlıkların hizmet birimleri ve görevleri ile ilgili ayrıntılar ve düzenlemeler; yaklaşık 1 ay sonra “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı”nın kuruluşunu, teşkilat ve görevlerini belirleyen 644 sayılı KHK’nin 37. maddesinde yer almış, alelacele yapıldığı için unutulanlar(!) tamamlanmaya çalışılmıştır.

Diğer yandan hükümet 640 sayılı KHK ile “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı” adı ile yeni bir bakanlık oluşturmuştur.

Gümrük hizmetlerinin, Ticaret Bakanlığı’nın hizmetleri ile bir arada yönetilmesini öngören bu uygulamanın; gerekçeleri bilinmemekle beraber, gümrükler açısından ne ölçüde doğru bir model olduğunu irdeleyebilmek için gümrüklerin günümüzdeki işlevlerinin bilmek ve yorumlamak gerekmektedir. Uzun yıllar, gümrük vergisi ile eşdeğer anlamda anlaşılan gümrük kavramı; özellikle 20. yüzyıldan itibaren, ulaşımda, sanayide ve dış ticarette yaşanan gelişmelerin etkisiyle yeni bir içerik kazanmıştır.

Başlangıçta ulaşım imkânları elverişli şehir ve bölgeler arasında yapılan ticaret ve mübadele, milli devletlerin kurulmasıyla, uluslararası ekonomik ilişkilere dönüşmüştür. Bütün bu gelişmeler, gümrük rejimlerinin, sanayi ve dış ticaret politikalarıyla yakın ilişkisini ön plana çıkarmış, milli ekonominin, uluslararası ticaretten daha fazla pay almasında, ihracata yönelik sanayi faaliyetlerinin teşvik edilmesinde gümrük rejimleri, önemli bir araç olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Kısaca özetlemek gerekirse günümüzde gümrükler; uluslararası ticari ve ekonomik ilişkileri düzenleyen ve uygulayan, fevkalade uzmanlık gerektiren bir kurumlar sistemi olarak tanımlanmaktadır. Nitekim 26-27 Haziran 1997 tarihlerinde, Gümrük Müsteşarlığı, Dünya Bankası, Dış Ekonomik İlişkiler Kurumu (DEİK) tarafından “2000’lere Doğru Dış Ticaret ve Gümrükler” başlığı ile İstanbul’da uluslararası bir konferans düzenlenmiştir.
 

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı

Yukarıda yaptığımız açıklamalar çerçevesinde günümüzdeki işlevleri dikkate alındığında gümrüklerin; Ticaret Bakanlığı’na bağlanmasında, iç ticaret kurumları ve hizmetleri ile bir arada yönetilmesinde ve bu amaçla “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı” oluşturulmasında, gümrük politikaları ve hizmetleri açısından hiçbir uygunluk ve isabet yoktur.

Kamu hizmetlerinin etkin ve süratli bir şekilde yürütülmesi, bürokratik yazışmaların azaltılması, karar alma süreçlerinin hızlandırılması amacıyla benzer hizmetlerin tek bir bakanlık çatısı altında toplaması hedef alınıyor ise gümrük hizmetleri ile bir araya getirilebilecek hizmetler, Ticaret Bakanlığı değil, olsa olsa Ekonomi Bakanlığı’na verilen hizmetlerdir. Zira Ekonomi Bakanlığı’na verilen görev çerçevesinde bu bakanlıkça alınacak kararların pek çoğunun uygulama alanı gümrük idareleridir.

Sonuç olarak söylemek gerekirse, yasama organında tartışılmadan, ilgili çevrelerin görüşleri alınmadan, hükümetin KHK’lerle devlet teşkilatında ve bakanlıklarda yürürlüğe koyduğu bir kısım düzenlemelerin ve değişikliklerin, geçmiş dönemlerde olduğu gibi, kamu idaresinin sorunlarını tam olarak ortaya koyan ciddi, sürekli ve bilimsel gözlemler doğrultusunda yapıldığını söylemek ne yazık ki, mümkün görülmemektedir.

 

*Oğuz ANTER Eski Gümrük Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı