"DP hiçbir zaman sağ parti olmadı"

DP ile Anavatan Partisi'nin birleşmesine baştan beri destek veren Dışişleri eski Bakanı Hikmet Çetin, DP'nin sağ parti olmadığını söyleyerek, "Bu oluşuma Türkiye'de demokrasinin daha sağlam bir şekilde kurum, kuram ve kavramları ile özgürlükçü, katılımcı nitelikleriyle yerleşmesini isteyen herkes bu oluşuma katılmak zorundadır" dedi.

03 Kasım 2009 Salı, 07:24
Abone Ol google-news

DP'nin siyasetini partide görev almasa da "dışarıdan desteklediğini" söyleyen Dışişleri eski Bakanı Hikmet Çetin açıklama yaptı.

Demokrat Parti, onun yerine kurulan Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi'nin hiçbir zaman sağ partiler olmadığını savunan Çetin, "Onlar merkez partilerdi, bütün icraatlarında sosyal demokratların yapmadığı icraatlar yapmıştı. Şimdi de daha merkezdeki yerini sağlamlaştırmak istiyor, daha gerçekçi olarak oturtmak istiyor. Bu bir değişime, çağın gidişine ayak uydurmaktır. DP, bir yerde sosyal demokrat bir partiydi ve icraatları bu yöndeydi. Hatta bu yapı için pek iş adamı 'siz sağ gösterip sol vuranlardansınız, bu halk partililer de sol gösterip sağ vuruyor' diyorlardı. Bunda bir gerçek payı var. Onlar, solcuların sahip olmak istedikleri, yapmaları gerektiğine inandıkları işleri hep yaptılar" dedi.

"İZM"ler eskide kaldı

21. yüzyılda artık 'izm'lerin bir anlamı kalmadığını söyleyen Çetin, "Sosyalizm liberalleşti, liberalizm sosyalistleşti. Artık 'izm'lere ilişkin katı formüller kalmadı, onlar ömürlerini yitirdi" diye konuştu. Çetin bu kapsamda, DP- ANAVATAN birleşmesine işaret ederek, "Bu oluşuma Türkiye'de demokrasinin daha sağlam bir şekilde bütün kurum, kuram ve kavramları ile özgürlükçü, katılımcı nitelikleriyle yerleşmesini isteyen herkes bu oluşuma katılmak zorundadır. Çağrı yapıyorum" dedi.

Kendisinin, DP yönetiminde görev almayacağını söyleyen Çetin, "Ben dışarıdan hizmet veriyorum. Ben inandığım davaya, üniversite talebeliğinden peşinde koştuğum davaya hizmet veriyorum" dedi. Çetin şöyle devam etti:
"Bu yeni parti her şeyden önce bireye öncülük veren, bir toplumsal bir sözleşme imzalayacaktır halkla. Ne demek bu; siyasi partiler yasasını değiştirecektir, parti içi demokrasiyi kuracaktır. Parti içi demokrasiyi kurmadan demokrasiyi geliştirmek mümkün değildir. Onu yapacaklardır. Her şey önce de insan haklarına saygıya, hukukun üstünlüğüne dayanan ve bunu kurallara bağlayan bir rejim getirecektir, Türkiye'nin ihtiyacı budur. İki partinin zaten kökleri aynıydı, mazileri ayrıydı, onlar şimdi birleştiler. Aralarında ne bir doktrin farkı vardı, ne bir ideoloji farkı vardı ve bunlar bir büyük demokrasi geleneğinin varisleriydiler. Bu geleneği tekrar yaşatmak için elele verdiler, olay budur."