Düşgücünün özgürlüğü

Küratör Juliet Wilson Bareau, Courtauld Galerisi’ndeki Goya sergisini anlattı.

04 Mayıs 2015 Pazartesi, 09:55
Abone Ol google-news

“Cadılar ve Yaşlı Kadınlar Albümü” başlıklı Goya sergisi, 25 Mayıs’a kadar Courtauld Galerisi’nde. Goya’nın, ürkünç olduğu kadar büyüleyici, bir o kadar da kara mizah içeren desenlerinden oluşan sergiyi, Goya uzmanı ve serginin küratörlerinden Dr. Juliet Wilson Bareau ile konuştuk.

-Bu yeni Goya sergisi, ölümünden sonra uluslararası kamusal ve özel koleksiyonlara bölünen özel desenlerinin tüm bir albümünü ilk kez bir araya getiriyor. Bize dünyanın dört bir yanındaki bu yapıtları bir araya getirme sürecini anlatabilir misiniz?

1970’te yayımlanan eksiksiz bir Goya kataloğunun eş-yazarı olarak Goya’nın yapıtlarını o zamandan beri izliyorum. Özellikle özel desenleri ilgimi çekmişti ve 2001’de Hayward Gallery’de 8 Goya albümünden seçme yapıtları içeren bir serginin küratörlüğünü yapmıştım.

Bu nedenle, desenlerin çoğunun nerede olduğunu biliyordum. Courtauld’dan, sahip oldukları tek Goya deseni (“Cadılar ve Yaşlı Kadınlar” albümünden) üzerinden bir proje oluşturmak istediklerini öne sürdüklerinde desenlerin hangi koleksiyonlarda olduğunu biliyordum ve sergi için hepsini ödünç almamızın mümkün olabileceğini söyledim.

- Sergide Goya albümlerinden ve uluslararası koleksiyonlardan başka desenler de var.

Tarihi tam olarak belli olmayan tamamlanmış albümümüzün tümü için bir bağlam sağlamamızın önemli olacağını düşündük. Öte yandan zaman içerisinde aynı temalar ve endişelerin Goya’nın baskı ve eskizlerinde nasıl yankılandığını da öne çıkarmak istiyorduk.

Böylelikle, Goya’nın ilk büyük, numaralandırılmış albümlerinden biri olan, “Madrid” albümünden bir desen seçtik. Seçtiğimiz bu desen bizim bir araya getirdiğimiz tamamlanmış albümde kullanılan kâğıtla aynı kâğıt.

1796 civarında yapılmış olan bu albümdeki diğer birçok desen gibi, bu desen de Goya’nın ünlü hicivsel baskı serisi “Kapriçyolar”la doğrudan bağlantılı.

Bu baskı serisi Goya’nın “Düşler” serisinin meşhur kapak sayfası için kendisini atölyesinde karanlığın yaratıkları olan baykuş ve yarasa sürüleri tarafından çevrelenmiş olarak uyurken gösteren tasarımından ortaya çıktı.

Bu görselin ardından büyücülüğe adanmış bir baskı serisinin oluşması öngörülmüştü. Bir başka deyişle, eğer Goya hicivsel olduğu çoğu zaman açıkça ortada olan bu “fantastik” manzaralar konusunda sorgulansa, büyük olasılıkla bunların düş ve hayal ürünü olduğunu söylerdi.

Ardından İspanya’da gördüğü toplumsal kötülükleri daha doğrudan eleştiren, toplumun her sınıfından insanların kibirliliği ve ahmaklığıyla alay eden, özellikle Kilise’nin yolsuzluklarını hedef alan çalışmalara odaklandı.

 

Filozof ressam

- Bildiğim kadarıyla Goya bu desenlerin başkaları tarafından görülmesini istemiyordu; bu desenler onun için çok özeldi.

Bu “albümler” ya da desen koleksiyonları günümüzde Goya’nın düşüncelerini ifade etmek için desenler çizdiği, en içten “günlükleri” olarak değerlendiriliyor.

Bu desenler Goya’nın etrafında gördüğü her şeyi yansıtmakla kalmıyor kendi hayatına ve dönemine dair birinci el bilgiler de içeriyor.

Goya insanları gözlemleme konusunda olağanüstü bir yetiye sahipti. İnsanların genç ya da yaşlı olmalarını gözetmeden doğrudan insan davranışlarıyla ilgiliydi. Hareket, mimik ve ifadeler ile bunların ortaya koyduğu tutku ve merakları yakalıyordu.

Fransızların deyişiyle o bir “peintre philosophe”, bir başka deyişle yaşadıkları toplumun “hastalıklarını” eleştiren ve gelişim için önerilerde bulunan devlet adamı, şair ve yazar entelektüel arkadaşlarının sözcüklerle dile getirdiklerini kalemi ve fırçasıyla ifade etmek isteyen aydın bir “filozof ressam”dı.

 

Gücün getirdiği tehlikeler

- “Goya: Cadılar ve Yaşlı Kadınlar Albümü” başlığı altında bir araya getirilerek sergilenen bu desenleri bugün karşı karşıya kaldığımız terör, savaş, doğal afetler gibi trajedileri göz önünde bulundurduğunuzda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Goya’nın görselleri ile günümüz olayları arasında doğrudan bir bağlantı var. “Cadılar ve Yaşlı Kadınlar Albümü”ndeki desenler Goya’nın “Savaşın Felaketleri” oymabaskılarında görülen şiddeti yansıtmasa da, gücün getirdiği tehlikelere; güç kazananların da bir gün elbet alaşağı edileceğine; insanları akıldışı davranışlara ve aşırı şiddete sürükleyen saplantıların ortaya çıkardığı kötülüklere; deliliğe ya da ipe sapa gelmez davranışlara yol açan illüzyonlara dair alegoriler bolca bulunuyor.