Eşinin öldürdüğü 6 aylık hamile kadının kardeşi: Çocukları için kendini feda etti

Konya'nın Çumra ilçesinde, eşi Ali Rıza Yüzer (35), tarafından 3 çocuğunun gözü önünde tüfekle vurularak öldürülen 6 aylık hamile Sadife Yüzer'in (35) kardeşi Rıfat Yıldız (33), ablasının sürekli şiddet gördüğünü söyledi. Yıldız, ''Ablam ailesi için, babamın ve kardeşlerimin başı belaya girmesin diye hep sustu. Kolu kırıldığında bize yalan söyledi. Bizim başımızın belaya girmesini engelledi ama kendini, bizim ve çocukları için feda etti'' dedi.

19 Aralık 2020 Cumartesi, 09:16
Abone Ol google-news

Olay, geçen çarşamba günü saat 12.00 sıralarında Dineksaray Mahallesi'nde meydana geldi. Çiftçi Ali Rıza Yüzer, 6 aylık hamile eşi Sadife Yüzer'i yaşları 9 ile 12 arasında değişen 3 çocuğunun gözü önünde av tüfeğiyle 5 el ateş ederek, öldürdü.

                                                                   Ali Rıza Yüzer
Ali Rıza Yüzer, jandarmayı arayıp, eşini öldürdüğünü bildirdi. Gözaltına alınan Ali Rıza Yüzer, ifadesinde ''Aramızda anlaşmazlık vardı. Kavga ettik, tüfekle vurdum. Pişman değilim'' dedi.

Babaları tarafından anneleri gözleri önünde öldürülen 3 çocuk ise devlet korumasına alınarak yuvaya yerleştirildi. Yüzer, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

'DAHA ÖNCE DE KOLUNU KIRMIŞ'

Eşinden sürekli şiddet gördüğü belirtilen Sadife Yüzer'in, daha önce birkaç kez evi terk edip, annesinin evine yerleştiği, 2018 yılı temmuz ayında da 15 gün süreyle koruma kararı aldırdığı öğrenildi. Öldürülen Sadife Yüzer'in kardeşi Rıfat Yıldız, ''Ablam, çektiği sıkıntıları saklayan, babasının ve kardeşlerinin başı belaya girmesin diyen biriydi. Bize sürekli 'iyiyiz' derdi. Esasında öyle olmadığını zaman geçtikten sonra öğreniyoruz ama hiçbir şeye faydası yok. Benim ablam 6 aylık hamileyken rahmetli oldu'' dedi. 

Ablasının gördüğü şiddet nedeniyle daha önce kolunun kırıldığını belirten Yıldız, ''1,5 yıl önce aralarında kavga yaşandı. Boşanma konusu konuşuldu. Biz o eve dönmesini istemedik. Evliliğin bitmesini istedik. Çünkü kötüye gidiyordu. Bize katilin kardeşi, şeref sözü verdi; 'Böyle bir kavga yaşanırsa, geri getireceğiz' dedi. Kurban Bayramı’nda ablamın kolu kırılmış. Ben şüphelendim ablama sordum. 'Yemin et inanmam' dedim. 'Çocuklarımın üzerine yemin ederim banyoda düşüp, kolumu kırdım' dedi. Ama bu olayı bizden sakladılar. Belki ablam kolu iyileşmeden rahmetli oldu" diye konuştu.

'İNSANLAR KADIN CİNAYETLERİNE ALIŞTI'

Yetkililere seslenen Yıldız, şunları söyledi:

''Boşanma derecesine gelen ailelere sesleniyorum, hiçbir şeyi saklamasınlar. Geçimsizlik varsa, sıkıntılar varsa saklamasınlar. Devletimiz öyle bir önlem alsın ki, kadın cinayeti işleyecekler iki kere düşünsün. İnşallah ablam son olur. İdam, en ağır cezadır. Devletimiz kazalar önlensin diye yolları genişletiyor, kazalar azalıyor. Devletimiz bu işe de bir el atsa, idam olsa yılda bin tane kadın cinayeti işleneceğine 100’e düşer. Değilse benim ablam gibi nice ablalar, nice çocuklar evler dağılır. Benim ablamı kendi kızlarıymış gibi düşünsünler. Düştük. Allah kimseyi düşürmesin. İşin içinden çıkamıyoruz. Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Devlet büyüklerime sesleniyorum. Ablam ve karnındaki bebeği için bu olayda bari davaya müdahil olun. Ablamı kendi kızınız, evladınız gibi görün. Bütün siyasi partiler bu işe bir el atsın. Gerekirse 1 ay Meclis'te nasıl önlem alırız, diye konuşsunlar. İnsanlar artık kadın cinayetlerine alıştı. Normal habermiş gibi gelmeye başladı. Böyle mi olması lazımdı? Bizim ocağımıza ateş düştü. Başkalarının başına gelmesin."

'TESELLİ ETTİĞİM OLAY BENİM DE BAŞIMA GELDİ'

2019 yılının ağustos ayında eşi tarafından öldürülen 3 çocuk annesi Tuğba Erkol’un kardeşiyle birlikte çalışan Rıfat Yıldız, "Tuba Erkol, 44 yerinden bıçaklanıp öldürülmüştü. Hala mahkemesi devam ediyor. Çalıştığım iş yeri sahibi Osman Ceran, Tuba Erkol’un kardeşi. Onu her zaman teselli ederdim. Olay günü iş yerine babası Mustafa Ceran geldi. Ona başsağlığı dileyememiştim. Başsağlığı diledim, dertleştik. Mustafa amca gitti 1 saat sonra acı haberi aldım. Teselli ettiğim olay benim de başıma geldi. Aynı kaderi paylaştık. Bu acı tesadüf, inşallah biz de son olur. Herkese de ders olur" diye konuştu.

'ABLAMIN SON ELBİSESİNİ BEN ALDIM'

Yıldız, "Gece başımı yastığa koyduğumda Allah’ım acaba bu rüya mı? Ne olur rüya olsun diyorum. Ablamın cenazesi için kuzenim kefen almış. Kefen parasını verdim. O kadar mutlu oldum ki. Ablamın son elbisesini aldım. Ablam ailesi için, babamın ve kardeşlerimin başı belaya girmesin diye hep sustu. Kolu kırıldığında bize yalan söyledi. Bizim başımızın belaya girmesini engelledi ama kendini feda etti" dedi.

'HEP BEN İYİYİM, DAHA İYİ OLACAĞIZ DİYE ÇİLE ÇEKTİ'

Ablasının sık sık kendisinin ve evliliğinin iyi olduğunu söylediğini, çektiği acıları sakladığını söyleyen Sadife Yüzer’in küçük kardeşi Tevfik Yıldız (31) da şunları söyledi:

''3 çocuğu için yuvam yıkılmasın diye, yıllarca ona katlandı. Babamın başı belaya girmesin, kardeşlerimin başı belaya girmesin diye 'Hep ben iyiyim. Daha iyi olacağız.' diyerek bu çileleri çekti. O kadar sabretti. Sabrının karşılığı, çocuklarının gözü önünde karnında 6 aylık yavrusuyla katledildi. Nefes alamıyorum. Bu konuşmayı yapmamın nedeni, hepimizin anaları, bacıları var. Ablamın katili içeride nefes alırken, böyle insanlar nefes alırken, ben nefes alamıyorum. Analarımıza, bacılarımıza bir şey olmasın. Hepimiz Müslümanız, hepimizin anası, bacısı var. Daha fazla ciğerler yanmasın. Böyle cezaevinde yatarak onlara en büyük iyiliği biz ve devletimiz yapıyor. Onların cezaevinde yatması onlar için bir cennet. İlk olay yerine giden muhtarımızdı. Muhtarımız, 'Nasıl yaptın? Nasıl kıydın?' diye sormuş. 'Tartıştık, öldürdüm' demiş. Ben iki gündür gözümü kapatıyorum, ablamın nasıl acı çektiğini görüyorum hissediyorum."

'KADIN CİNAYETLERİ NORMALLEŞMEYE BAŞLADI'

Kadın cinayetlerinin normalleştirildiğini ifade eden Tevfik Yıldız şöyle dedi:

"Kadın vahşeti, kadın cinayeti çok normalleşmeye başladı.  Böyle bir olaya kimse sevinmez, herkesin ciğeri yanıyor; ama çok normalleşmeye başladı. Artık devletimiz bunları idam edecek. Nasıl partiler bir araya geliyor, birbirleri için mücadele ediyorlarsa, esas birlik beraberlik, böyle durumlarda olacak. Biz namusumuz ve şerefimiz için yaşarız. Bir araya gelecekler, omuz omuza verecekler ve kanun çıkaracaklar. Hepsi ellerinde. Devlet o zaman bizim başımızda olacak. Devlet bizim bacılarımıza, analarımıza sahip çıktı diyeceğiz. Şu an virüs var. En büyük virüs böyle insanların nefes almasıdır. Onlara hayvan dahi diyemiyorum. Şurada 6 yavrusuna bakan köpek var. Nasıl soğukta yavrularına sahip çıkıyor. Emziriyor, koruyor. Ana olduğu için sahip çıkıyor. Ben ona hayvan desem, hayvanlara hakaret. Onu burada parçalasam bile acım dinmeyecek. Hepimizin nefsi var. Ne yapacağımı bilmiyorum."