Euroleague'de Türk etkisi

Dağhan Duru, Euroleague'deki temsilcilerimiz Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ülker'in son durumlarını değerlendirdi.

14 Nisan 2015 Salı, 11:32
Abone Ol google-news

Euroleague playofflarında uzun bir aradan sonra 2 Türk takımı yer alacak. Bildiğiniz gibi Fenerbahçe Ülker grubunu ikinci sırada tamamlayıp saha avantajını ele geçirip karşı grubun üçüncüsü Maccabi Electra ile eşleşti. Anadolu Efes ise son haftaya bıraktığı playoff umutlarını Malaga’nın Laboral’ı yenmesiyle yeşertip E grubunun birincisi Real Madrid’e rakip oldu.

Anadolu Efes’in rakibi Real Madrid geçen sezona göre kadrosunda bilhassa 4 numara pozisyonunda Mirotic’in NBA’ya gidişiyle sıkıntı yaşasa da gerek kadro gerekse final 4’a ev sahipliği yapmanın avantajıyla rakiplerinden bir adım önde.  Geçtiğimiz sezon Milano’da düzenlenen final  4’de uzatmalarda kaybettikleri şampiyonluk onlar için ayrı bir motivasyon kaynağı. Geçen yıldan bu yana en büyük kayıpları Mirotic dışında sezon başında Olimpiakos’a giden Darden oldu. Bu oyuncuların yerine 4 numaraya NBA patentli Arjantinli Andreas Nocioni ve Meksikalı Gustavo Ayon’u, üç numaraya ise Macilius takviyesini yaptılar. Geçtiğimiz sezon olduğu gibi yüksek tempo ile geçiş hücumlarında yakaladıkları ritim eşleğinde euroleague genelinde en skorer ikinci takım durumundalar. Kadroları oldukça geniş ve hemen her pozisyonda birbirine çok yakın kapasitede birden çok rotasyon oyuncusuna sahipler. Momentumu ele geçiremediklerinde savunma konsantrasyonları aşağıya inebiliyor. Temsilcimiz Anadolu Efes önünde favori oldukları söylemek yanlış olmaz. Hele hele son 2 aydır Efes’in form durumundaki düşüş düşünüldüğünde Madrid önünde tek maç bile almaları oldukça zor gibi duruyor.

Anadolu Efes’teki düşüşü değerlendirmek gerekirse; sezon başında İvkovic önderliğinde bu yıl sağlam bir temel atmayı hedefleyen ekip için sezon başında oturan kimya maalesef Heurtel takviyesinden sonra bozuldu. Sezon başında topu paylaşan, oldukça dirençli bir savunma yapan takım Heurtel’in dümene geçişi ile birlikte daha çok bireysel performansa dayalı ve hücumda bir türlü forvetlerden  -özellikle de 2 numaradan-  oyun kuramayan bir takım görüntüsüne büründü. Kaldı ki Heurtel saha içi liderliğe soyunurken ortalama bir savunmacı oluşu Efes’in baskılı ön alan savunmasını sekteye uğrattı.  Bu durum aynı zamanda Lasme ve Janning gibi görev adamlarının performansını olumsuz etkilerken takım içi enerji ve direnci aşağıya çekti. İvkovic takım içi problemleri çözemezse işleri Madrid karşında oldukça zor. Ama bir hatırlatma yapmak gerekirse bu sezon evinde Madrid’e euroleaguedeki ilk mağlubiyetini tattıran takımın Anadolu Efes olduğunu ve deplasmanda da en azından 2 periyot boyunca rakiple başa baş mücadele etmeleri onlar için bir referans olabilir.

Fenerbahçe Ülker ise top 16’ya oldukça şansız bir başlangıç yapsa da form grafiğini her geçen gün yükselterek bilhassa oyun kurucu bölgesine Zisis takviyesinden sonra yakaladığı ritim ve özgüven ile playoff öncesi saha avantajını yakaladı. Rakipleri Maccabi euroleague genelinde hızlı hücum ve tempolu oyunu bilhassa kendi sahasında en efektif kullanan takım. Yalnız geçtiğimiz yıla oranla kadrolarından Hickman ve Rice’ın ayrılışını dolduramadıkları için özellikle deplasmanlarda sıkıntı yaşıyorlar. Yüksek tempo ve 4 kısalı sistemi tercih edip kullanılan top adedini mümkün olduğunca çoğaltarak oynamayı seviyorlar. Tecrübeleri en büyük avantajları ama karşılarında oldukça dişli ve sağlam bir takım bulacaklarını unutmamak lazım. Özellikle 5 numarada Schortsanitis’i yorup faul problemine sokmak ve Alex Tyus’un atletizmi karşısında Semih ve sakatlıktan yeni dönen Zoric’in savunmada göstereceği katkı seri genelinde önemli olacak. İlk iki maçın kazanılması için yükselen tempoda top kaybı yapmamaya özen göstermek önemli. Ama beni korkutan nokta Fenerbahçe’nin deplasmanda evine nazaran daha rahat ve özgüvenli oynaması. İlk iki maçı kazasız geçmek bu anlamda tur için olmazsa olmaz. Her iki takımımıza da başarılar.