Faruk Pekin’le 50 yıl önce 50 yıl sonra: 'BÜ’de özerk üniversiteden kayyım tartışmasına'

Boğaziçi’nde, özerk üniversite savaşımında öncü öğrenci hareketlerinin Öğrenci Birlik Başkanı Faruk Pekin’le 50 yıl öncesi ile bugünün tartışmalarını masaya yatırdık..

12 Şubat 2021 Cuma, 06:00
Faruk Pekin’le 50 yıl önce 50 yıl sonra: 'BÜ’de özerk üniversiteden kayyım tartışmasına'
Abone Ol google-news

Faruk Pekin, 1964-69 yıllarında, iki dönem yardımcılığını yaptığı Öğrenci Birliği’nde, 1968-69 yıllarında Birlik Başkanı olur. Hiç kopuş yaşamadan, Boğaziçi’nin güçlü demokratik geleneklerini zorlayarak, oy sahibi olamasalar da yönetim organlarına doğrudan katılmada sağladıkları haklardan da yararlanırlar.

Yönetim içinden ve de kamuoyuna dönük sayısız eylemleri ile verdikleri özerk üniversite savaşımında, bugünün Boğaziçi Üniversitesi’nin kurulması kazanımında öğrenciler olarak, yanlarında duran öğretim üyeleri ve kimi mütevelli heyeti üyelerinden katılımlarla da sonuca ulaşırlar. Faruk Pekin, “RKYO öğrencilerinin 1960’lı yılların sonundaki bilinçli ve ısrarlı müdahalesi olmasaydı, bugün Boğaziçi Üniversitesi yerinde ‘Bosphorus konutları’ olacaktı” diyor.

Robert Kolej Yüksekokulu’nun (RKYO), dönemin koşulları içinde yaşanan bir dizi yasal, yargısal, toplumsal gelişmenin sonucu, zorunlu kapanma sürecinde; Boğaziçi özerk üniversitesi savaşımına öncülük yapan öğrencileri, örgütlü gelenekleriyle görevlerini üstlendiler. Yıllar süren içeriden ve kamuoyuna dönük eylemler, Boğaziçi geleneklerinin işlerliği, savaşımlarının sonucunda, Robert Kolej’den Boğaziçi Üniversitesi’ne geçiş yaşandı.

50 yıl öncesinin özerk üniversite tartışmalarının gündemde olduğu süreçte, Robert Kolej öğrencilerinin önderliğinde başlayan güçlü hareketin içinden tanıdığımız Faruk Pekin ile bugün de yaşanan sıcak tartışmaları daha sağlıklı okuyabilmek üzere, “Elli yıl önce, elli yıl sonra” yaşanan süreçleri masaya yatırdık.. Galiba bugünün üzerlerinde boza pişirilmek istenen “Z” kuşağı başta, Boğaziçi tek örnek değil, yerleşik üniversitelerin tümünü, öğrencileri, öğretim kadroları, gelenekleriyle hedef almış ele geçirme operasyonlarının dinamiğinin soyut suçlamaları yerine, öncesinde somut geçmişin koşullarını anlamak gerek..

Bugünün hak-hukuk, buharlaşmış demokrasi, hele de gençliğin çekildiği dipleri gözeterek, kimi hiç bilinmeyenlerden söze girmezsek olmayacak.. 27 Mayıs Anayasası, özgürlüklere ilişkin gelen yasaları, hele de gençlik için geçerli ortamda, üniversiteler, yüksekokullar öğrencilerinin tümü için geçerli demokratik örgütlülük haklarından başlarsak.. Her yükseköğrenim kaydını yaptırmış öğrencinin otomatik, oy kullanma hakkını kullanabiliyor olarak oluşturdukları fakülteler ve yüksekokullar cemiyetlerinin doğal üyesi olmalarından başlayarak, cemiyetlerin birleşmesi ile üniversiteler, yüksekokullar birliklerinin, onların üzerinde zincirleme üst çatı TMTF, bir üst çatı işçi gençliğin de katılması ile TMGT örgütlülüklerini, gençliğin güçlü, örgütlü gücünü hafife alamamak zorunluluk. Faruk Pekin, o yılların yaşanmışlıkları içinde benim gazeteci, kendisinin öğrenci olarak yaşadıklarının belgeleri, bir dizi kitap, broşür, elbette gazetemizde de yayımlanmış haberler dizilerinin bileşkesinde, elbette bana değil, günümüz kamuoyuna dönük olarak, önceliklerini saptayan notlar, bilgiler, görsellerle karşımda biraz heyecanlı duruyor. Derdi kamuoyundaki tartışmaların kitlelerce yanlış algılanmaması, yorumlanmamasına yönelik, bir gazete sayfasına sığdırılabilecek önceliklerini paylaşmak. Günümüzün kirli oyun, çıkarlar cambazlığında her şey o kadar kolay, gerçeklerin tam tersi olarak pazarlanabiliyor ki.. Boğaziçili olma ruhu, 60’lı yılların sonlarındaki kendi insancıl, değerler savaşımları ile öylesine anlamlı ki.. Faruk Pekin ile 66’dan günümüze sadece Boğaziçi de değil, örgütlü gençliğin çok güçlü toplumsal savaşımlarının gündemlerinin hepsi bir arada.. Sadece, Boğaziçi, gençlik gündemli yayımlanmış haber ve dizilerimizin hesabı yok..

Cımbızla seçmek gibi bir titizlik içinde hazırladıklarını sizlerle de paylaşmaya çalışacağım.

Lozan yabancı okullar hukuku, Robert Kolej, dönemin özel yüksekokullar furyası yıkımı, gençliğin başkaldırısı ile öğrencileri mağdur edilmeden kapatılmaları.. Bebek’te ya Kolej’in kapatılması, arsaların Amerikalılara kalması ile gerçekten oteler, vilalar düşlerinin görülmesi ya da Türkiye’nin özerk üniversitesinin açılması savaşı.. Amerikan tarafı pusuda. Amerikalı, Türk mütevelli heyeti üyeleri mezheplerine göre taraf seçmişler, Ankara siyaseti ile pazarlıklar içindeler..

Faruk Pekin, 1964 yılında öğrenci olarak mühendislik bölümüne girişi ile başlayan, iki dönem birlik başkan yardımcılığı, sonra birlik başkanı, 1964-69 dönemi gelişmelerini özetlerken 1968 kuşağı, “Bizim 68’lilerin” dünyasını, savaşımlarını da paylaşmış oluyor.. İTÜ’de Harun Karadeniz, İTÜ yüksekokullarında Çetin Uygur, Robert Kolej’de Faruk Pekin.. 47 devrimci örgütün, birlik, cemiyet, yüksek teknik okullarından 47 örgütün ortak imzası ile “beklediğin ekonomik düzen” başlıklı bir kampanyanın eşlemlerindeler. Yabancı sermaye, ortak pazar, montaj sanayisinin yurdumuzdan kovulacağı vurgulanıyor. “Yurdumuzdan kovulacaktır” deniliyor. Görselini paylaşacağımız eylemler halkalarının kolajı yapılmış metin içinde de Boğaziçi öğrencileri var. Dönemin ortak katılımlı çok sayıda eylemlerinin havasını yansıtıyor. Konu yapılan her bir eyleme, çok sayıda yüksek öğrenci katılımının olduğunu unutmayalım. Kanlı Pazar, 6. Filo, ekonomik kriz, işçi gençlik, eğitimin her gündemi var. Özel okulların devletleştirilmesi kampanyalarında, eğitim çöküşünün yaşatıldığı özel okullar furyası ile bağlantılı etkilenmiş okullar ön plana çıkıyor. Özel okulların devletleştirilmesi kampanyası, öğrencilerinin haklarının korunması çerçeveli giderek güçleniyor.

Faruk Pekin’in Robert Kolej Birlik Başkanlığı, Robert Kolej’in Boğaziçi Üniversitesi’ne dönüşmesi çalışmaları ile çakışıyor. Kolejin mali ve idari açıdan var olan yapısıyla yaşayamayacağı gerçeği ile yüzleşiliyor. Radikal bir değişim gündeme giriyor. Mütevelli heyetinin Amerikan ve Türk tarafları Amerika ve Türkiye siyaseti ile girişimler içinde çözüm arayışlarına girerlerken, Arnavutköy’deki Kolej’in Bebek’e taşınması, binalarının okul olarak kullanılması ve çok geniş Amerikan mülkiyetinde olan arsalarının satılması yolunda formül arayışları içine giriyorlar. 1969 yılı başında, o zaman yürürlükte olan 625 sayılı Özel Yüksekokul’lar Yasası’nın 20. maddesinin açık hükümleri ile bağlantılı olarak gelişmesinin engellenmesi gerçeği gözlerden uzak tutuluyor. İlk öğrenci boykotu Robert Kolej Yüksekokulu’nda yapılıyor. İki günlük boykot öncesi Başkan Faruk Pekin’in kürsüden yaptığı konuşmanın fotoğrafını da paylaşıyoruz. Öğrenciler Boğaziçi geleneği içinde tavırlarını koyuyorlar. Robert Kolej Yüksekokulu’nun millileştirilmesini tartışmaya açıyorlar. Boykotun ardından sonraki haftada antidemokratik yönetmenlik ve içtüzük maddeleri ele alınıyor, antidemokratik uygulamalara karşı direnişler gündeme sokuluyor. Öğretim üyelerinin koşullarına dönük, bölümlerin sorunlarını ele alan alternatif programlar öneriyorlar. Lise, Arnavutköy kampusuna gönderilerek yüksek eğitim için yer açılıyor. Öğretim Üyeleri Kurulu’na öğrenci temsilcileri giriyor. 12 Mart 1971’e kadar Robert Kolej dört kültür haftası düzenliyor. Eğitimde, ekonomik koşullarda anlamlı gelişmeler öğrencilerin oy hakları olmaksızın denetimleri sayesinde gerçekleştiriliyor. Yolsuzluklar ortaya çıkarılıyor.

26 Eylül 1970 tarihli gazetemizde Robert Kolej’de yüksekokulun kapatılması hâlâ gündemde haber olarak yer alıyor. 28 Eylül tarihi ile Faruk Pekin’in getirdiği içeriden verilerle Robert Kolej’in geleceğinin çıkmazda olduğunu, çeşitli boyutları ile dizi olarak okurumuzla paylaşıyoruz. Pekin, 12 Mart darbesi sonrası gelen sıkıyönetime kadar sürveyan olarak çalıştığından tüm eylemleri yakından izliyor. Geniş bir öğrenci kadrosu olarak özerk üniversite istekleri, savaşımları doğrultusunda çalışmalarını adım adım güçlendiriyorlar. Birliğin talebi çok nettir: Bebek’i üniversiteye devretmek çalışmaları sloganları giderek güçleniyor. Özerk üniversite istekleri güçlendikçe, Bebek’i üniversiteye devretme karşıtı arayışlar da yükseliyor. Lozan’a göre satılamayacak binalar gerçeğine karşın iki yıl daha sürecek tartışmalar yaşanıyor.

KAPATILMASI KARARLAŞTIRILAN ROBERT KOLEJ’DE ÖĞRENCİ DİRENİŞİ YAŞANIYOR

15 Ekim 1970 tarihli Cumhuriyet’te, Amerikalılar tarafından kapatılması kararı verilen Robert Kolej yüksek kısmının özerk Türk üniversitesi savaşımı yolundaki yürüyüş eyleminin fotoğraflı haberi yer alıyor. Beşiktaş’tan başlayan ve Taksim’de Cumhuriyet Anıtı önünde içilen antla sona eren yürüyüş boyunca öğrenciler “Robert Kolej değil, özerk üniversite”, “Mütevelli heyetinin kararlarını tanımıyoruz” sloganlarını atıyorlar. Boğaziçi öğrencilerine iki güçlü okul Güzel Sanatlar ve Teknik Üniversite öğrencilerinden destek geliyor. İkinci öğrenci eylemi yürüyüşünde Ankara merkez yapılıyor. KızılayCebeci arasında bir güçlü eylemle daha öğrencilerin direnişleri yükseliyor. Yönetim, okulu kapatma kararı ile sert yanıt veriyor. Ancak bir kısım öğrenciler okulu terk etmiyorlar. Uzaklaştırma cezaları geliyor. Öğrencilere daha sonra Danıştay’dan dönecek bir kararla okuldan uzaklaştırma cezaları veriliyor. İlginç olanı, sonraki süreçlerde ceza almış öğrencilerden Müfide Pekin de içlerinde pek çok kişinin Boğaziçi Üniversitesi yapısı içinde uzun yıllar, emekli olana kadar da görev alabildikleri Boğaziçi gerçeği, demokratiklik geleneği yaşanıyor.

12 OCAK 1971 TARİHLİ ANAYASA MAHKEMESİ KARARI İLE ÖZEL YÜKSEKOKULLARIN KAPATILMASI KOLEJİ DE ETKİLİYOR

Lozan çerçevesinde var olan kolejin kapatılması sonrası ciddi sorunlarla yeni tartışmalar ortaya çıkıyor. 18 Mayıs 1971 tarihinde dönemin Milli Eğitim Bakanı ile Amerikalı yetkililer arasında, çalışanların geçmiş haklarının korunması kaydı ile Bebek kampusunun TC Devleti’ne devredilmesi kabul ediliyor. Dönüşüm sürecinin baş tacı, özerk üniversite savaşımını veren öğrenci birliği oluyor. Eylül 1971’de Boğaziçi Üniversitesi Yasası çıkıyor.

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ KURUCU REKTÖR APTULLAH KURAN’IN ANILARI

Aptullah Kuran anılarında öğrencilerin Boğaziçi Üniversitesi savaşımındaki rolünü teslim ediyor. “Toplantıya katılan öğrenci temsilcilerinin konuya daha gerçekçi yaklıştıklarını görmek benim için hem şaşırtıcı hem de öğretici oldu” diyor... “Şubat ayı başlarında fakülte kurulu toplantısında öğrenci temsilcileri akılcı bir tutumla mütevelli heyetinin sonradan dönüşü olmayacak kararlar almaktan kaçınacaklarını umduklarını belirterek her çare düşünülüp değerlendirilmeden kesin bir tutum içine girilmemesini istediklerini paylaştılar.

Boğaziçi Üniversitesi 12 Eylül’den günümüze önemli dönemeçlerde yeniden gündeme geliyor. Faruk Pekin’in yakından izlediği gelişmelerle 50 yıl önce demokratik özerk üniversiteyi tartışıyorduk. Günümüzdeki gelişmelerde rektör seçimine geldik. Gündemde yine bütün sıcaklığı ile etik kurallar var. Yine arazi rantı üzerinden gerçeklerle yüzleşiliyor. Katarlıların bir önceki yakın dönemde yapılmış ziyaretlerinden söz ediliyor. Öğretim üyeleri bu bilinçle davranıyor. ideolojik kıskançlık üzerinden gerçekler de söz konusu. Güzide bir kurum aşağı çekilmeye çalışılıyor. Mali kaynak, gelir hesapları ile kabul ettirme kaygılarını güçlendiren gelişmeler, ek bölümler açılması adımları ile de direnci kırma çabaları gözleniyor. “Boğaziçi’nin geleceğine öğrencileri, öğretim üyeleri ile beraber karar verecekler, mücadelelerini sürdürecekler” gerçeğine inanıyor.