‘Fiili adımı Filistin kabul etmeyecektir’

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yan yana duyurduğu yeni Ortadoğu planına yönelik tartışmalar sürüyor. Filistin mücadelesi aktivistlerinden Nicola Saafin’e göre, yıllardır devam eden “defacto” (fiili) adımlarla uluslararası hukukun çiğnenmesi politikasında yeni bir adım daha atıldı.

31 Ocak 2020 Cuma, 02:00
‘Fiili adımı Filistin kabul etmeyecektir’
Abone Ol google-news

Filistin diasporasından Saafin, yeni planın Filistin topraklarının halihazırda yüzde 92’si elinden alınmış topraklarını daha fazla kaybetmesini öngördüğü vurgusu yapıyor.

- Trump’ın açıkladığı plan hakkında genel değerlendirmeleriniz neler?

Söz konusu planla ilgili uzun süredir konuşuluyordu. Muhtemelen, İsrail’de yenilenen seçimlerin yarattığı belirsizlikler sürecin uzamasına neden oldu. Ancak belli ki, hem Trump’a hem de Netanyahu veya İsrail’in yeni hükümeti için bir ivme kazandıracağına karar verildi ve açıklandı. Trump’ın iktidara gelmesinden bu yana, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması, Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğinin kabulü, Filistinli mülteciler için BM’ye yapılan yardımların kesilmesi, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün temsiliyetinin reddedilmesi gibi bir dizi fiili adım atılmıştı. İsrail’in genel stratejik politikası da önce fiili adımlar atma, daha sonra bunları realite haline getirme, uluslararası anlaşmaların gerektirdiği hakları reddetme, sonra yine yeni bir fiili durum yaratma olarak ilerliyor. 

BATI ŞERİA’DA ADACIKLAR...

Bu yeni planla, Filistin topraklarının halihazırda yüzde 92’si elinden alınmış topraklarını daha fazla kaybetmesi öngörülüyor. Dahası, Batı Şeria’da C bölgelerinin ele geçirilmesi ve Ürdün’le sınır bölgelerinin de tamamen İsrail otoritesine devredilmesi hedefleniyor. Aslında bu, iki devletli çözümü de baltalamak anlamına geliyor. Batı Şeria’nın adacıklar halinde kaldığı bir yapı isteniyor. Bu noktada, Avrupa ülkelerinin bir kısmının karşı çıktığını gördük ancak Fransa’nınki gibi, “Birleşmiş Milletler (BM) anlaşmaları açısından incelenmeli” şeklindeki tepkiler, yine bir fiili adımın gerçekliğe dönüştürülmesi çabasını anlatıyor.

- Filistin’deki politik kutuplaşmanın, bu yeni planla birlikte rafa kalktığı ve bütünleşmenin sağlandığı bir dönem bekleyebilir miyiz? 

Planın açıklanmasının ardından Hamas lideri İsmail Haniye ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Abbas’ın, Gazze’yi ziyareti de gündemde. Ancak bunlar tepkisel refleksler olarak görülmeli. Sürecin gidişatını esas olarak Filistin Yönetimini’nin nasıl bir statü kaybı yaşayacağına ilişkin değerlendirmesi belirleyecektir. Bu planın hayata geçmesi halinde Oslo Anlaşması’nda kazanılan toprakların yüzde 50’si ve Kudüs kaybedilmiş olacak. Filistin’in dış dünyayla bağlantısı kesilecek. Bu tabloyu Filistin Yönetimi kabul etmeyecektir. Filistin’deki tüm siyasi yapıların ortak ve bütünlüklü tavır geliştireceğini düşünüyorum.