Filistin BM'de yeni statü arıyor

Filistin'in BM Daimi Gözlemcisi Riyad Mansur, BM Genel Kurulu'nda Filistin için yapılacak "üye olmayan gözlemci devlet" statüsü oylamasında büyük bir destek almaları halinde bunun, bağımsızlıkları ve BM'ye katılmaları için zamanın geldiğine dair açık bir mesaj olacağını söyledi.

19 Kasım 2012 Pazartesi, 10:28
Abone Ol google-news

Filistin, 29 Kasım'da BM'ye başvurarak, halen "gözlemci kuruluş" olan statüsünü "üye olmayan gözlemci devlet"e çıkarmaya hazırlanıyor.

Filistin'in bu statüyü alabilmesi için BM Genel Kurulu'nda salt çoğunluğu (yarıdan bir fazla oy) kazanması yetiyor. Filistin'in bu desteği almasına kesin gözüyle bakılırken birçok ülkenin diplomatı, bundan sonraki adımların daha rahat atılabilmesi için BM Genel Kurul oylamasında desteğin olabildiğince fazla olması için çaba gösteriyor.

Oylamada sağlanacak başarı Filistin'i BM üyesi yapmayacak ancak Filistin, Uluslararası Adalet Divanı gibi bazı BM kuruluşlarına başvurma hakkı kazanacak.

ABD Başkanı Barack Obama ve BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Filistin'in bu hamlesine olumsuz baktıklarını açıkça ifade ettiler. Hatta Ban, başvuruyu "Yaşam destek ünitesindeki Ortadoğu barış çabalarının fişini çekmek" olarak nitelendirdi.

Bir taraftan İsrail'in Gazze saldırılarına BM kurumlarının dikkatini çekmeye, diğer taraftan BM Genel Kurulu'ndaki başvuru için desteği artırmaya çalışan Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, New York'ta soruları yanıtladı.

"Güvenlik Konseyi harekete geçsin"

Mansur, İsrail'in Gazze saldırısının sona erdirilmesi için Güvenlik Konseyi aracılığıyla uluslararası toplumun harekete geçmesini istediklerini ve Konsey'le gece gündüz temas halinde olduklarını belirterek, Genel Sekreter Ban Ki-mun'un bölgede inceleme yapacağını ve Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşeceğini hatırlattı.

Mansur, Güvenlik Konseyi'nin saldırıya tepkisiz kalması için, "Biz sadece Filistinliler olarak değil, Arap ülkeleri, İslam İşbirliği Teşkilatı ve birçok dostumuzla Güvenlik Konseyi'nden İsrail'i kınamalarını istiyoruz. Ama Güvenlik Konseyi'ndeki realitenin de farkındayız. Bizim için şu anda en öncelikli olan, saldırıların ve Filistin halkının öldürülmesine bir an önce son verilmesi. Umarım Güvenlik Konseyi sorumluluklarını yerine getirerek İsrail'den bu saldırıları derhal durdurmasını ister" dedi.

Ban'ın bölgeye yapacağı ziyaretten önce Güvenlik Konseyi'nde saldırıların durdurulmasını talep etmesini istediklerini ifade eden Mansur, "Bölgeye gittiğinde de BM'nin manevi gücünü kullanarak, görüştüğü liderlerden Filistin halkına yönelik bu saldırıların durdurulması için çalışmasını istiyoruz. Kendisinden beklenti büyük. Bu beklentileri yerine getirebilecek gücü de var" dedi.

İsrail saldırısı karşısında dünya ülkelerinden daha fazla destek beklediklerini kaydeden Mansur, "Türkiye ve Mısır gibi Müslüman kardeşlerimizden Arap kardeşlerimizden, dünyanın hangi köşesinde olursa olsun bütün Müslümanlardan Filistin halkıyla birlikte olmasını ve bu saldırıları kınamalarını istiyoruz" diye konuştu.

"İsrail'in suçlarını hiçbir şey meşru kılmaz"

Filistin'in BM Daimi Gözlemcisi Mansur, "İsrail Gazze'ye saldırısını, Hamas'ın sürekli füze attığı iddiasına dayandırıyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"İsrailliler, halkımıza yaptıkları saldırıları meşrulaştırmak için her bahaneyi kullanıyorlar. Hangi bahaneyi kullanırlarsa kullansınlar, hiçbir şey onların bu saldırılarını ve sivilleri öldürmelerini haklı çıkarmaz. Son saldırılarında binlerce kişi ölmüştü ve bunların büyük çoğunluğu da çocuk ve kadınlardan oluşan sivillerdi. Halkımıza karşı işledikleri insanlık suçları, BM İnsan Hakları Konseyi ekibi tarafından da belgelendi. Onlar ne derlerse desinler yaptıklarını meşru kılmaz."

"BM'nin yapısından üyelerin büyük çoğunluğu rahatsız"


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın BM Güvenlik Konseyi'nin yapısının değiştirilmesine ilişkin öneri ve eleştirilerinin hatırlatılması üzerine de Mansur, şunları dile getirdi:
"Sadece Erdoğan değil BM üyelerinin büyük çoğunluğu bu demokratik olmayan yapıdan rahatsız. Bu yapı İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ortaya çıkan bir yapıdır. Bugün yeni gerçeklikler var. BM üye sayısı 200'e yaklaştı. Güvenlik Konseyi birkaç ülkenin veto hakkı olan seçkinler kulübü olmamalı. Son yıllarda yükselen Afrika, Asya, Latin Amerika ülkelerini de içine alan daha geniş bir temsil anlayışına sahip bir kurum olmalı. Güvenlik Konseyi'nin reforme edilmesini yıllardır tartışıyoruz. İnşallah Türkiye ve diğer ülkelerin de gayretleriyle bunu başaracağız."

"Gözlemci devlet, iki devletli çözümü destekleyecek"


İsrail Gazze saldırısının Filistin'in BM'de yeni statü talep ettiği döneme rastlamasını da değerlendiren Mansur, "İsrail'in halkımıza saldırı için bir çok nedeni olabiliyor. Bunlardan birisi de üstümüzde baskı kurarak enerjimizi, Güvenlik Konseyi ve diğer BM kurumlarında İsrail'in saldırılarının durdurulması için çalışmaya harcamamız olabilir" diye konuştu.

Gözlemci devlet statüsü kazanmalarının iki devletli çözümü de destekleyeceğini ifade eden Mansur, şunları kaydetti:

"Biz İsrail'in iddia ettiği gibi tek taraflı bir girişim içinde değiliz. Biz çok yanlılığın başkenti sayılan BM'ye geliyoruz. Ve herkese diyoruz ki, iki devletli çözüm konusunda küresel bir konsensüs var. Herkes nihai çözümün iki devletli yapı olduğunu kabul ediyor. Bir devlet 1948'den bu yana var. Filistin ise bağımsızlık mücadelesi veriyor. Eğer Genel Kurul Filistin'i gözlemci devlet olarak kabul ederse bu uluslararası konsensüsü gösterecek ve barışa doğru önemli bir adım olacak."

Mansur, Filistin'in gözlemci devlet statüsü alması halinde sonraki sürece ilişkin de şunları söyledi:

"Ardından İsrail'in bu uluslararası mesaja kulak vererek bizimle müzakere edip 1967'de başlattıkları işgali sona erdirmesi ve 1967 sınırlarına sahip başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin kurulmasına izin vermesi gerekiyor. Böylece Ortadoğu'da barış, gelişme ve istikrarın kapısı açılır. Ama Gazze'ye saldırarak, insanlarımızı öldürerek, topraklarımızı işgal ederek, çalarak ve hukuksuz yerleşimler kurarak ancak taraflar arasındaki nefret derinleştirilir. Biz barışçıl bir şekilde birlikte yaşamanın kapısını açmaya çalışıyoruz.
Eğer uluslararası toplum bizim BM'de gözlemci devlet statüsü karar tasarımızı kabul ederse, bu kararda başkenti Doğu Kudüs olan ve sınırları 4 Haziran 1967 sınırları olan bir Filistin devleti olacak. Biz tasarının kabulünün ardından İsrail ile Kudüs, sınırlar, göçmenler, yerleşimler, su, güvenlik gibi konuların nihai statüsünü belirlemek için barış görüşmelerine hazır olacağız. Çünkü biz komşumuz İsrail ile barış içinde yaşamak istiyoruz ama adalet üstüne kurulmuş bir barış, işgal altındaki topraklarımızın boşaltılması ve Filistin'in bağımsızlığı koşuluyla. Biz onlara elimizi uzatıyoruz. Eğer bizi cezalandırarak yanıt vermeye çalışırlarsa kendimizi olabilecek en iyi şekilde savunmaya çalışacağız."


Hedef 120-130 ülkenin desteği

Başvuru için hazırlıklarını bir hafta içinde tamamlayacaklarını, makul öneriler gelmesi halinde bunları da tasarıya ekleyeceklerini kaydeden Mansur, "Tasarının Genel Kurul'da gündeme gelmesi için 120-130 ülkenin desteğini alabilirsek tasarının oylamasında da büyük bir destek elde edeceğimizi görmüş oluruz. Salt çoğunluğu sağlayınca tasarı kabul edilecek ancak bu tarihi bir karar olacağı için alabileceğimiz en fazla oyu almaya çalışıyoruz. Tasarı büyük bir oy çokluğuyla kabul edilirse bu Genel Kurul aracılığıyla uluslararası topluma işgalin sona erdirilmesi, Filistin'in bağımsızlığı ve BM'ye katılması için zamanın geldiğine dair açık bir mesaj olacak" değerlendirmesini yaptı.

Genel Sekreter Ban'ın, Filistin'in başvurusunun kabulünün Ortadoğu'da barış umutlarını tüketeceği yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Ban, "Genel Sekreter'le sürekli görüşüyoruz. Kendisi işgalin sona erdirilmesini, Filistin'in bağımsızlığını, iki devletli çözümü ve Filistin'in BM'ye üye olmasını destekliyor" şeklinde konuştu.