Gazetemize verilen ilan kesme cezalarına yaptığımız itirazlar reddedildi. Ceza tebliğ edildi

Basın İlan Kurumu’nun gazetemize verdiği ilan kesme cezalarına yaptığımız bütün itirazlar mahkeme tarafından reddedildi. 28 günlük ceza tebliğ edildi.

16 Kasım 2020 Pazartesi, 06:00
Gazetemize verilen ilan kesme cezalarına yaptığımız itirazlar reddedildi. Ceza tebliğ edildi
Abone Ol google-news

Hukuk sistemindeki sıkıntılara dikkat çeken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün, yargı reformuna ilişkin açıklamalarına karşın, bağımsız olması gereken yargı, eleştirel basını sindirmek ve susturmak için bir “sopa” olarak kullanılmaya devam ediyor. 

Basın İlan Kurumu (BİK) bağlı bulunduğu Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un şikâyeti üzerine, tamamı belgeli olan haberlerimiz nedeniyle Cumhuriyet’e 45 gün ilan kesme cezası verdi. 

Gazetemiz avukatlarının yaptığı itirazlar İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedildi. Kararın kesinleşmesinin ardından BİK, 28 günlük ilan kesme cezasının uygulanacağını gazetemize tebliğ etti.

SAMİMİ DEĞİL

Cumhuriyet’e verilen bu “ceza” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Bakan Gül’ün “reform” açıklamalarının “temenni” olmaktan öteye geçmediğini ve gerçeği yansıtmadığını bir kez daha gözler önüne serdi. 

Hukukçular ve basın meslek örgütleri, hükümetin “reform” söylemlerinin samimiyetten uzak olduğunu belirterek “Açıklamalar farklı, uygulamalar farklı” görüşünü dile getirdi. Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile ilgili gazetemizde ve cumhuriyet.com.tr’de yayımlanan yaklaşık 15 haber ve Pasifik Gayrimenkul Yatırım İnşaat AŞ’nin şikâyeti üzerine gazetemize verilen toplam 37 günlük ilan kesme cezası ile cumhuriyet.com.tr’ye verilen toplam 8 günlük ilan kesilmesi cezasına yapılan itirazlar İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedildi. 

Verilen 45 günlük cezanın kesinleşen 28 günü uygulanmak üzere gazetemize tebliğ edildi.

AİHM’DEN DÖNER

Basın ilan cezası kesinleşmeden önce cezalarla ilgili eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen “Cumhuriyet’e verilen cezalar AYM’de ne çıkar bilmiyorum ama AİHM’de mutlaka ve mutlaka basın özgürlüğü olarak değerlendirilecektir. Sözleşmenin 10. maddesinin ihlali olacağından hiçbir kuşkum yoktur. Türkiye’de özgürlüklerin sağlanması AİHM’ye mi bırakıldı bir tek” ifadelerini kullanmıştı. 

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Yargıtay Onursal Daire Başkanı Hamdi Yaver Aktan, eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ve TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş gazetemize verilen cezayı değerlendirdi.

HUKUKÇULAR;

GÖZ BOYAMAYLA OLMAZ

İSTANBUL BAROSU BAŞKANI MEHMET DURAKOĞLU:

Yargı reformuna ilişkin açıklamaları samimi bulmuyorum. Yapılan açıklamalarla bu sürecin geçiştirilmesi amaçlanıyor ya da gelecekte yeni ABD başkanıyla başlayacak sürece bir anlamda açıklamalar ile yanıt vermek amaçlanıyor. Bu açıklamaların sahaya yansıyabileceğine dair bir inancım yok. Türkiye’nin çok köklü sorunları var. Bir Maliye Bakanı’nın istifası sırasında ekonominin duvara çarptığı bir yerde o ekonomiyi düzeltmenin koşullarından bir tanesinin de hukuk devletini geliştirmek olduğu gerçeğinin kavranmış olduğunun karşısında, bunların sözden uygulamaya dönüşebileceğine inanmıyorum. Bu ülkede anayasadan kaynaklı HSK üyelerinin atanmasından, Anayasa Mahkemesi (AYM) üyelerinin atanmasından, sulh ceza hâkimliklerinin otomatik tutuklama müesseselerine dönüşmesinden vazgeçmeden bir yargı reformu konuşulması mümkün değildir. Siyasi davalarda, muhalefete yönelik davalarda ya da Cumhuriyet gazetesine yönelik ilan kesme cezalarında herhangi bir değişiklik olmadan Türkiye’de bir yargı reformundan bahsetmek mümkün değildir. Temel sorunumuz uygulamada. Uygulama sorunlarını halletmemiz gerekmektedir. Göz boyama cinsinden, ekonomiyi düzeltme cinsinden, yabancı sermayeye güvence vermek cinsinden yapılması düşünülen değişikliklerin hiçbir anlamı olmayacaktır. Dahası uygulamaya geçmeyecektir.

BU CEZA HAKKIN İHLALİDİR

YARGITAY ONURSAL DAİRE BAŞKANI HAMDİ YAVER AKTAN:

Karar kesinleşince tek gidiş yolu AYM’ye başvuru yoludur. Eğer AYM hak ihlali kararı verirse Cumhuriyet zararlarını talep edebilecektir. AYM ret kararı verirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidilecektir. Açıklamalar ve uygulamalar farklı. Adalet Bakanı’nın açıklamlarına katılabiliriz. Herkesin de katılması gereken hukuki açıklamalar yaptı iki gün önce. Ama uygulama hiç de öyle gitmiyor. İfade özgürlüğünün kısıtlanmasının yanında haber alma özgürlüğü de kısıtlanıyor. BİK bazı kararlarda hem şikâyetçi hem karar verici oluyor. Bu açıkça hukuka aykırılık oluşturur. AYM’nin önceki kararlarını göz önünde bulundurduğumuzda Cumhuriyet’e verilen cezalarında hak ihlali sayılacağını düşünüyorum.

ANAYASAYA UYGUN DEĞİL

ESKİ ADALET BAKANI PROF. DR. HİKMET SAMİ TÜRK:

Son dönemlerde ülkemizde yazarlar ve düşünürler hakkında soruşturma ve kovuşturmalar yapılmakta. Bu yaşananlar demokratik, basın ve ifade özgürlüğünün olduğu bir rejimde çok istisnai durumlarda düşünülecek şeylerdir. Ancak son zamanlarda maalesef bu uygulama yaygınlaştı. Bu durum demokratik rejim açısından olumlu bir hareket değil. Bu süreçte AYM’ye taşınan dosyalar var. Yapılan bireysel başvurular var. AYM başvurucu lehine karar vermiş ve kararı yerel mahkeme göndermiş. Anayasa’nın 153’üncü maddesinde belirtildiği gibi AYM kararları bağlayıcıdır ve herkesi bağlar. Ayrıca AYM Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun da da bireysel başvuru üzerine verilen kararların AYM’ye uygun karar vermesi hükme bağlanmıştır. Bildiğimiz gibi AYM’nin Enis Berberoğlu kararına yerel mahkeme uymadı. Konuyu istinaf mahkemesine gönderdiler. Onlar ise yeniden AYM’ye başvurdu. Ancak AYM’ye yeniden başvuru için iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekir. Ama şimdi AYM’nin ne karar vereceğini bilemiyoruz. Belki “karar daha önce verilmiştir. Yeni bir karar verilemez” diyebilir. Sağlanması gereken mahkemelerin bireysel başvurulara uymalarıdır. Her durumda bireysel özgürlük, düşünce ve ifade özgürlüğü demokratik rejimin olmazsa olmazlarıdır. Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti’nin değişmez nitelikleri arasında demokratik, hukuk devleti olması vardır. Bu çerçeve içerisinde hareket etmek gerekir.

BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİ

BİK GÖREVİNİ YAPSIN

TGC GENEL SEKRETERİ SİBEL GÜNEŞ:

İktidarın gazetecilik üzerindeki baskıları hiç bitmiyor. 10 bini aşkın gazeteci işsiz. 12 bini aşkın gazeteci yazdığı haber nedeniyle hakim karşısına çıktı. 72 gazeteci hâlâ cezaevinde. Bütün bu zor koşullarda yaşamaya çalışan bağımsız yayın organlarını da Basın İlan Kurumu resmi ilan kesintisiyle baskı altına almaya çalışıyor. Yurttaşları haberle buluşturmak isteyen yaygın ya da yerel gazeteler çeşitli ekonomik baskılar altına alınıyor. Basın İlan Kurumu’nun bu tür gazetelere sudan bahanelerle ilan kesintileri yaptığı ve bu gazetelerin yaşama kaynaklarını kesmeye çalıştığı ortada. Yine bir yargı paketini konuşurken kamu yararına çalışması, adil olması beklenen Basın İlan Kurumu’nun Cumhuriyet gazetesine 28 gün ilan kesme cezası vermesi kabul edilemez. Sokaktaki her görüşten yurttaşın istediği gazeteyi okuma hakkı var. Ama iktidarın bağımsız ve eleştirel yayın yaptığı için hoşuna gitmeyen yayınlara böyle haksız resmi ilan kesme cezalarının adaletle, hukukla anlatılabilir bir yanı maalesef görünmüyor. Basın İlan Kurumu kuruluş amacına uygun çalışmalı, adil davranmalı, bağımsız gazeteleri ekonomik olarak zora sokmayı hedefleyen resmi ilan kesme cezalarından vazgeçmeli.

ÖDÜN VERMEYECEK

BASIN KONSEYİ BAŞKANI PINAR TÜRENÇ:

Türkiye için, hukuk alanında da hak arayan, barışcıl seferberliğin yıllar sonra başlatılması gerektiğini söyleyen siyasi anlayışın arka bahçeleri gibi görülen basınla ilgili kurumların uygulamaları, çizilen yol haritası ile örtüşmemektedir. Kuşkusuz söylemlerden öğrendiğimiz yeni çizginin, özellikle hukuk ve demokrasi alanında hayatımıza neler getireceğini henüz bilemiyoruz. Ne var ki, umudu yitirmeden, tüm iyi niyetle, Türkiye’nin normalleşmesini beklerken, basına hiza vermeye devam eden Basın İlan Kurumu ile Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) sergilediği yasaklar yine yağmur gibi yağmaya başladı. Oysa BİK ve RTÜK gibi organlar, yargı organı değillerdir. Bu kurumların, artık tarafsız şekilde faaliyet göstermesini bekliyoruz. Cumhuriyet gazetesi ve diğer basın kurumlarına, oturdukları yerden yazdıkları cezalar, hukuka aykırıdır. Bu cezalarla, muhalif gördükleri basın kurumları, anayasadan güç alarak halkın haber alma hakkı için yayıncılık yapmaktadır. İlan kesme cezaları ile kurumlar, ekonomik açıdan çökertilmeye, yıldırılmaya çalışılsa da gerçek gazeteciler doğru bildikleri yayın çizgilerinden ödün vermeyeceklerdir. Bu beyhude çabalardan BİK ve RTÜK’ün vazgeçmeleri gerektiğini bir daha hatırlatmak istiyoruz.

BAŞARAMAYACAKLAR

TGS GENEL BAŞKANI GÖKHAN DURMUŞ:

Yargıda reforma gidileceğinin konuşulduğu bugünlerde basın özgürlüğünden koşar adımlarla uzaklaşmaya devam ediliyor maalesef. Kendine muhalif gördüğü basına yönelik her türlü yıldırma politikasını sürdüren AKP iktidarı, son yıllarda Cumhuriyet de dahil olmak üzere muhalif gazetelere yönelik ilan kesme cezaları ile susturmaya çalışıyor. Başaramadı ama denemeye devam ediyor. İktidar, ne kadar susturmaya çalışırsa çalışsın Cumhuriyet’i susturmayı başaramayacak.