Hep 'öteki'yi yaşamak

Contemporary İstanbul'a 'Ötekinin Tercihiyle Ben' adlı işiyle katılan Akhlaghi, kadının hiçbir zaman kendisi olamamasını eleştiriyordu. Akhlaghi, Arap Baharı'yla birlikte yeni bir sanatın doğacağı kanısında.

04 Aralık 2011 Pazar, 07:22
Abone Ol google-news

Geçenlerde sona eren Contemporary İstanbul Çağdaş Sanat Fuarı’nın “Yeni Ufuklar” bölümünün İran’a ayrılmasına şaşmamalı. Etkinlik boyunca İranlı galeriler ve sanatçıların sergiledikleri eserler yabana atılacak cinsten değildi. Bu sanatçılardan biri de Azadeh Akhlaghi’ydi.

Akhlaghi, aslında bir bilgisayar mühendisi. Avustralya’da aldığı üniversite eğitimi sırasında fotoğraf sanatçısı olmaya karar vermiş, İran’a döndükten sonra da ünlü İranlı yönetmen Abbas Kiarostami ile üç yıl çalışmış. Fotoğraf, video ve kısa film dallarında pek çok eseri olan Akhlaghi ile sanat ve siyaset üzerine söyleştik.

- Fuarda sergilenen çalışmanızdan söz eder misiniz?


“Ötekinin Tercihiyle Ben” isimli bu projede İranlı bir kadının kimliğini ele aldım. Bu kadın hiçbir zaman kendisi olamaz, hep başkası gibi davranmak zorunda kalır. İran’da biz sürekli filozof Lacan’ın “Büyük Öteki”sini yaşarız. Sokakta belli bir biçimde davranırken evde başka birisi olursunuz. Örneğin eski erkek arkadaşım aydın bir film yapımcısı olmasına karşın benim ne giyeceğime karışırdı.

Projeyi bitirmek birkaç yılımı aldı. İran’ın orta sınıfından çevremdeki insanların yanı sıra Afganistan gibi ülkelerde görüştüğüm kişilere nasıl giyinmem gerektiğini sordum. 100 parça elbiseden benim için giysi seçmelerini istedim ve onların seçtiklerini giyerek fotoğraf çektim. Ötekinin görünmemi istediği haliyle.

- İran’da da bu böyle mi?


Evet. Ben devrimin olduğu yılda doğdum. Aslında buna alışkın olmam ve anlamam lazım. Ama hâlâ anlayamıyorum. Çok garip buluyorum. Okula başladığımdan beri “hicab” giyiyorum ve 6-7 yaşından beri bu çift kimliği taşıyorum. Biz sürekli yalanlar söyleyerek büyüdük, hiçbir zaman kendimiz olamadık ve başkalarına ne söylediğimize hep dikkat etmek zorundaydık. “Karşımdakine güvenebilir miyim güvenemez miyim” sorusu vardı hep. Ailem, komşulara evde ne yapıp ne yapmadığımızı anlatmamamızı tembihlerdi.

- İran hükümeti sanat dünyasına müdahale etmiyor mu?


Galeri eserleri sergilemeden önce hükümet yetkililerine göstermek zorunda. Yetkililerin onayı ve izni olmadan sergi açılamıyor. Ama genellikle çoğu şeye izin çıkıyor. Biz de bir yol bulmak durumundayız.

- Arap isyanlarının etkileri İran’da nasıl hissediliyor?

Kahire’de olanların benim kuşağımdan İranlılar üstünde büyük etkisi oldu. Sürekli El-Cezire’yi izliyorduk. Devrim olmasından ötürü başta çok mutluydum ama artık üzülüyorum. Şu anda kontrol yine ordunun elinde ve belki yine bir diktatörlük olacak. Bu insanların hak ettikleri özgürlüğe kavuşmalarını umut ediyorum.

- Çağdaş sanatta Batı’nın egemenliği söz konusu. Sanatın merkezinde Batı’dan Doğu’ya bir kayma olması mümkün mü?


Bence bu yavaş yavaş oluyor. Ama hâlâ Batılı bakış açısı egemen. Eğer Ortadoğulu bir sanatçıyı yüceltirlerse bu İranlıların deyimiyle genellikle “çarşaf sanatı” oluyor.

- “Çarşaf sanatı” ne demek?

Bazı sanatçılar çarşafı kullanarak bir şeyler üretiyor ve bu Batılılara ilginç geliyor. Bu sanata bakıp “Vah vah, zavallı kadınlar çarşafa girmiş ve hiçbir şey yapamıyorlar” diyorlar. Bu eserleri alıp sonra müzelerine koyuyorlar. Oysa söz konusu eserin sanat değerine dikkat edilmiyor ve sanatçının yeni bir söylemi ya da yeni bir yaklaşımı var mı diye bakılmıyor.

- Yani oryantalist bir yaklaşım var…

Evet, kesinlikle. Ama belki bu “Arap Baharı”yla birlikte değişecek. Bu dönemde yeni bir sanat doğacak. Çünkü bu olayların kafalar üzerinde büyük etkisi var. İki yıl öncesine göre ben çok değiştim. Olduğum kişi değilim artık.

- Ne oldu?

Dünyadaki olaylar ve bölgedeki hareketler Ortadoğulu sanatçının kafasını da değiştirdi. Büyük bir kalabalık içinde omuz omuza aynı hedef için sokakta yürüdüğünüzü, silahlardan size aniden açılabilecek bir ateşin korkusunu bu insanlarla paylaştığınızı ve aynı anda topluca özgürlük ve demokrasi istediğinizi düşünün. Sokağın anlamı beni değiştirdi. Dolayısıyla bu benim sanatımı da etkileyecek ve daha politik olacak.