Hercule Poirot 100 yaşında!

Agatha Christie’nin Ölüm Sessiz Geldi isimli ilk romanı tam 100 yıl önce yayımlandı. Hercule Poirot’nun yaşamımıza girişinin 100’üncü yılına özel olarak Altın Kitaplar tarafından basılan ciltli-şömizli ve kutulu Hercule Poirot Seçkisi Seti; Acı Kahve, Nil’de Ölüm, Cinayet Alfabesi ile yazarın en beğendiği kitapları arasında gösterdiği Ölüm Sessiz Geldi, Doğu Ekspresinde Cinayet ve “değişmeyen favorim” olarak belirttiği Roger Ackroyd Cinayeti romanlarından oluşuyor.

14 Şubat 2021 Pazar, 00:18
Abone Ol google-news

“Lucrezia Borgia dışında en çok insan öldüren kadın benim, ama daktilomla.”

Agatha Christie

İDDİA ÜZERİNE YAZDI

Beş yaşında kendi kendine okumayı öğrenen ve evde eğitim gören Agatha Christie, Hercule Poirot’yu okuyucuyla tanıştırdığı ilk romanı Ölüm Sessiz Geldi’yi kız kardeşinin “Bahse girerim sen iyi bir dedektif öyküsü yazamazsın” diye meydan okuması üzerine yazmıştı. Yarım yüzyılı aşan yazarlık kariyerine 78 dedektif romanı, 100 kısa öykü, 19 tiyatro eseri sığdıran Agatha Christie, Mary Westmacott mahlasıyla da 6 psikolojik roman yazdı.

Tiyatro tarihinin en uzun süre oynanan oyunu olarak tarihe geçen Fare Kapanı (25 Kasım 1952’den bugüne) ile satışı milyonlarla ifade edilen ve geçtiğimiz günlerde Altın Kitaplar tarafından On Kişiydiler ismiyle yeniden basılan On Küçük Zenci romanı da bunların arasındadır.

POIROT’NUN KÜÇÜK, GRİ HÜCRELERİ!

Agatha Christie dışında hiçbir polisiye yazarı Hercule Poirot ve Miss Marple gibi iki dünyaca ünlü dedektif yaratmayı başaramamıştır. Poirot’nun “küçük gri hücreleri” tam 33 roman ve 54 öyküde suçluların yakasına yapışır.

Poirot adını mitolojin en güçlü kahramanlarından Herkül’den almasına rağmen yumurta kafalı, ufak tefek ve çelimsiz biridir. Her zaman cilalı duran küçük bağcıksız rugan papuçları, yeleği, geriye taranmış saçları, bakımlı, vaxlanmış, gür kıvrımlı bıyığı, bastonu ve elbette fötr şapkası ve özenli giyimiyle dikkat çeker. Sistemli bir hayat tarzını benimsemiştir. Konu kendi işi ise kesinlikle alçak gönüllü değildir.

Hercule Poirot en karmaşık, en içinden çıkılmaz cinayetleri gözleme dayanan mantıksal analiz yoluyla (küçük gri hücreler!) çözer. Okuyucuya sanki “Bu kişilerin arasından kötü olanı seçeceğim. Bakalım siz bu kara koyunu fark edebilecek misiniz?” der.

KİBİRLİ, KAÇIK, EGZANTRİK!

Poirot’nun amacı, bulmacanın tüm parçalarının yerine oturması, ürettiği kuramın, olayla ilgili bütün soruları cevaplandırmasıdır. Bütün sorulara, olgular tarafından da desteklenen cevaplar verildiği an, olay çözülmüş, diğer bir deyişle katil yakalanmış olacaktır.

Bu sorular resmi polisin asla aklına gelmeyecek nitelikte sorulardır. Hatta resmi polis Poirot’yu böyle tuhaf sorular peşinde koştuğu için aşağılar bile. Ondan, “çılgın”, “kaçık”, “deli,” “egzantrik” diye söz eder.

Poirot herkesi dinler, dinlerken inceler ve düşünerek sonuca varmaya çalışır. Sonuçta herkesi toplayıp o meşhur “Hepinizi buraya neden çağırdım merak ediyorsunuzdur” cümlesini söyler ve kendisiyle gurur duyan kibirli tavrıyla cinayeti nasıl çözdüğü açıklar.

TOPLUMSAL YAPI VE SINIF FARKLILIKLARI

Poirot emekli bir dedektiftir ve genellikle görevlendirilmez, kendisini olayların ortasında bulur. Tatile çıktığında, seyahat ederken, “rahatsız edilmek istemediğinde” cinayet gelip onu bulur ve cinayeti çözümlemeye sürükler.

Poirot romanlarında dönem Avrupa’sının toplumsal yapısı ve sınıf farklılıkları hakkında bilgi edinmek de mümkündür. Olaylar genellikle belirli bir bölgede yaşayan soylular ya da zengin kişilerin çevresinde geçer. Sonra imrenilen bu soylu, sosyetik kesimin arasında çok kötü bir ilişkiler ve suçlar yumağı olduğunu anlarız. Suçlulardaki hastalıklı ve kibirli ruh halini yılların deneyimiyle çok iyi bilir. Onlara kimin daha zeki olduğunu göstermek Poirot için adeta bir düellodur.

AGATHA CHRISTIE: ‘POIROT, ÇEKİLMEZ BİRİ!’

Agatha Christie, Poirot’yu 1930’da ‘çekilmez biri’ olarak tanımlar, 1960’taysa ondan “nefret uyandıran, gösteriş düşkünü, can sıkıcı ve ben merkezci” olarak bahseder. Hatta Bayan Oliver’a, ünlü dedektifi Sven Hjerson için, “Tabii o aptalın biri. Ama okuyucular adamdan hoşlanıyorlar.” dedirterek belki de Poirot hakkındaki düşüncelerini tüm çıplaklığıyla ortaya koyar.

Ancak okuyucu, Poirot’yu sevmektedir. Bu nedenle Christie, Poirot’dan sıkılıp, öldürmek istese de bunu yapmaz ve Poirot romanları yazmaya devam eder. Bu arada yaşamı boyunca da Poirot’nun herhangi bir resminin kitap kapaklarında olmasına izin vermemiştir. Ayrıca Agatha Christie esinlendiği Hercule Poirot’yu iki kere “gördüğünü” iddia etmiştir: Bir tanesi Savoy’da öğle yemeği yerken ve diğeri de Kanarya Adaları’nda deniz yolculuğunda.

Hercule Poirot’nun bu kadar ünlü olmasını sağlayan biraz da filmler ve dizilerdir. Özellikle 70 bölümlük “Agatha Christie - Poirot” dizisi 1989’dan 2013’e kadar tam 24 yıl devam etmiş, Hercule Poirot’yu büyük kitlelerle tanıştırmıştır. Poirot’yu canlandıran Albert Finney, Peter Ustinov, Ian Holm, Tony Randall, David Suchet, Alfred Molina, Kenneth Branagh gibi ünlü oyuncular da bu karakterin daha çok sevilmesini sağlamışlardır.

ÖLÜM İLANI YAYINLANAN İLK ROMAN KAHRAMANI

Hercule Poirot, 1976 yılında ölür. Tiyatrocuların, tiyatro sahnesinde ölmek istemeleri gibi, Poirot da en fazla istediği yerde, bir cinayet soruşturmasının sonunda hayata gözlerini kapar. Öldüğü romanın adı Perde’dir. Bu macerada Poirot yine Yüzbaşı Hastings’le beraberdir ve yine, yıllar sonra, ilk romanı yazıldığı yerde, Styles konağındadır.

Ölümünün ardından The New York Times’ta tam sayfa ölüm ilanı yayımlanmış ve böylece ölüm ilanı yayımlanan ilk hayali karakter olmuştur. İngiliz Daily Telegraph gazetesinde de ölümün gerçek nedeninin arkadaşı ve ilham kaynağı Agatha Christie tarafından açıklanacağı bildirilmiştir.

Agatha Christie’nin adını yaşatmak ve onu yeni nesillerle tanıştırmak isteyen ailesinin onayı, Agatha Christie Vakfı ve bizzat vakfın başkanı, Christie’nin torunu Matthew Prichard’ın da teşvikiyle 39 yıl önce üzerine ‘perde inen’ Hercule Poirot, kendisi de “Obsesif bir Agatha Christie hayranı” olan, ünlü ve ödüllü polisiye romanlar yazarı Sophie Hannah’nın kalemiyle yeniden hayata döndürülmüştür.