Hükümete teknolojik yol haritası önerileri

Senede 5 bin bilgisayar mühendisi çıkıyor, bu rakam Türkiye’nin ihtiyaçları için çok düşük ve hemen mutlaka artırmamız gerekiyor.

23 Kasım 2015 Pazartesi, 21:30

Demokrasi geleneklerine sadık kalacağız. Nedir? Gazeteciler eleştirir. Tercihen sadece yanlışa yanlış değil, doğruya da doğru demeleri beklenir. Ama öncelik yanlışların altını çizmektir. Bu aslında iyi niyet göstergesidir, çünkü hükümetin doğruları yapması umulmaktadır. Bir yerde hükümet doğru yaptığında alkışlamak asli görev değildir, çünkü bu zaten -doğal olarak- beklenmektedir. Ama yanlış icraat haber olmuyorsa, basın işini yapmıyor anlamına gelir.

Hükümet medya arası ilişkide bu temel prensip dışında, bütün demokrasilerde geçerli, bazı gelenekler de var:

1-İyi niyet

:Her hükümete beyaz bir sayfa açılır. Nihayetinde burada ilişkilerin kişisel değil, görevsel olduğunu her iki taraf da bilmektedir. Özetle ben başbakanı seviyorum diye, yanlış yaptığında doğru demek gazetecilik olamaz. Ülkeyi yönetenlere de (işlerine gelmedi diye) doğru haber yapan gazeteciyi etkisiz hale getirmek hiç yakışmayacağı gibi, Devlet gücünü şahsi amaçlarında kullanmak gibi sonsuz bir felaketler girdabının kapısını açabilir.

2-100 günlük avans

Her yeni hükümete yüz günlük bir avans verilir. Tekrar seçilmiş olsa bile her hükümet bir ısınma, kaptan köşküne alışma süresi yaşar. Bu süre zarfında basın biraz daha toleranslıdır. “Beceremiyorlar, gitsinler” demez, “Şöyle yapmayı deneseniz” der. İlk yüz gün umut kesilmez, hükümetin olgunlaşması, düşe kalka yürümesi, ardından koşması beklenir. (Bu demek değil ki elini prize sokmaya kalkarsa basın izlemekle yetinecektir!)

3-Hedef

Hükümetin programı ile ülkenin ihtiyaçları arasında bir koordinasyon kurulmaya çalışılır. İlk yüz gün hükümetin kendi yol haritasını çıkardığı dönemdir. Bu yol haritasında neler olması gerektiğini hükümete önermek sorumlu gazeteciliğin görev alanına girer. Bugün burada onu yapacağız...

Durum hiç fena değil

Dile getirdiğim görüşler, kendi aklım ve kalbimden geçenler değil. Türkiye’de teknoloji adına karar verenlerle yaptığım bir derlemeden hareket ediyorum. Bunları en analitik şekilde özetleyen de Microsoft’un gelişmeden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç oldu.

“2025-2035 arası nasıl bir Türkiye bekliyorsunuz” sorusuna verdiği cevap bir yol haritasının kilometre taşlarını ortaya koyuyor:

-Rekabet global olacak. Sistemler rekabet edecek. Birisi tuzum bitiyor diyen akıllı tuzluk yaptığında bütün dünya o otuzluğu kullanmaya doğru yönelecek. Bu bilgi gerektiriyor, ama asıl yaratıcılık gerektiriyor.

-Bilgisayarın yapamayacağı işler öne çıkacak. Dünya akıllı aletlerin her yere girdiği bir ortam olacak. Mesele insanların bilgisayarda olmayan yeteneklerini kullanmasında. Mesela tasarım, resim, yazarlık... Bilgisayar resim çizmek için harika imkânlar verebilir ama bir Renoir olamaz. Veya çok iyi satranç oynar ama satranç gibi bir oyunu düşünüp tasarlayamaz.

-Türkiye için genç nüfus büyük bir avantaj. Ama bizim beyaz eşya, otomotiv, demiryolu gibi farklı sektörlerde üretim merkezi olmamız da elimizi kuvvetlendiriyor.

-Gençlerin İngilizce öğrenmesi çok önemli, Çince de öğrenirseniz bileğiniz bükülmez.

Kod yazan gençlik

Senede 5 bin bilgisayar mühendisi çıkıyor, bu rakam çok düşük ve mutlaka artırmamız gerekiyor.

-Üniversiteler önemli ama teknik liseler de çok önemli dediğimiz gibi; bilgisayar mühendisi önemli ama kod yazmayı bilen insan gücü de çok önemli dememiz lazım. Kod yazmayı öğretme seferberliği düzenleyen bir Türkiye çağ atlar.

-Türk insanının pratik zekâsı, deneme yanılmayla sonuca ulaşma yetisi muazzam. Aynı zamanda yapılmış bir sistemde açık bulmaya ve onu bozmaya son derece elverişli bir zekâ özelliği taşıyoruz. Bilgisayar korsanlığında dünya çapında en üst liglerde olmamız tesadüf değil. Bu -bir tür doğal- kabiliyeti sistem yaratmaya yönlendirecek şekilde eğitmenin altyapısını kurduğumuzda, matbaanın ve sanayi devriminin geç gelmesiyle aramızın açıldığı gelişmiş ülkeleri, teknoloji çağında sadece yakalamakla kalmayıp geride bırakmayı hedefleyeceğiz.