İnancını satana katlanamam

Nejat İşler, efsane karakteri Ercüment Çözer’le yarın akşam BluTV ekranlarında olacak. BluTV özel yapımı olan Saygı-Bir Ercüment Çözer Dizisi’nin senaristi Ercan Mehmet Erdem, yönetmeni Ali Taner Baltacı. İşler’e dizide Miray Daner, Boran Kuzum, Erkan Can gibi sevilen isimler de eşlik ediyor.

26 Ekim 2020 Pazartesi, 12:25
İnancını satana katlanamam
Abone Ol google-news

Nejat İşler’in hasretle beklenen karakteri Ercüment Çözer’le büyük kavuşmaya saatler kaldı. Saygı-Bir Ercüment Çözer Dizisi, BluTV’de yarın akşam başlıyor. Ercüment Çözer’i bilenler biliyor. Ankara’da Behzat Ç.’ye hayatı zindan ederken ne ara bu kadar çok sevildi ben şaşırıyorum doğrusu. İşler, “Sanırım insanların düşünüp yapamadıklarını hayata geçirdiği için sevildi” diyor. İşler’e dizisini, Bay Çözer’i ve biraz da olanı biteni sorduk.

Fotoğraflar: Muhsin Akgün

İşler, dizide toplumdaki yozlaşmanın çözümünü kendi adaletini sağlayarak arayan bir anti-kahramana hayat veriyor. Bir hayli kanlı bir oyun, Ercüment Çözer’in “Bana yaptığın saygısızlığı hatırlayabildin mi?” sorusuyla şenliğe dönüşüyor.

- Diziniz hayırlı uğurlu olsun öncelikle. Ercüment Çözer çok sevilmişti ve merakla bekleniyor. Nasıl bir Ercüment Çözer bekliyor bizi? 

Ankara, Ercüment’in iş takibi yaptığı, bu yüzden başını türlü belalara soktuğu ve bunları çözmeye çalıştığı bir yerdi. İstanbul, Ercüment’in oyun alanı. Yani karakteri daha çok eğlenirken göreceksiniz…

- Behzat Ç.’de bu rolü oynamaya başlamanız nasıl olmuştu? Karakterin vazgeçilmez bir anti-kahramana dönüşeceğini düşünmüş müydünüz?

Dizilerde ana karakter oynamak çok zor. Bunu bırakmaya karar verdim 10 sene evvel. Kararımı arkadaşlarımla paylaştım. Serdar Akar, “Bizim işe gel, canın istediği kadar takılırsın” dedi. Sonra Ercan Mehmet Erdem’le tanıştık. Böyle bir karakter önerdi. Hoşuma gitti, aralıklarla Ankara gezileri yaptım. Benim için bu kadardı aslında. İş yayınlandıktan sonra, bir anda ilgi odağı oldu karakter. Anti-kahraman tanımına katılmıyorum. Ercüment bildiğimiz kötü adamdı orada. Sanırım insanların düşünüp yapamadıklarını hayata geçirdiği için sevildi. Çok sevildiği muhakkak, zira 100 küsur bölümde 8 ya da 10 bölüm göründü…

SAYGI KAVRAMINI PEK SEVMEM

- Saygı meselesi üzerine düşününce toplum olarak bu konuda zorluklar yaşadığımızı görüyoruz. Sanki Batılı toplumlar bu işi iyi biliyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Bu ülkenin insanlarının çoğu yazılı ya da zaman içinde oluşmuş kuralları pek sallamıyor. Ne yalan söyleyeyim, bazen hoşuma gidiyor bu. Eşkıyalara türküler yakan, destanlar söyleyen bir milletiz. Köroğlu’nun Bolu Beyi’ne saygısızlık yaptığını düşünmez kimse. Batı'nın Roma hukuku, Magna Carta’sı çok bağlayıcı olmuş onların sosyal hayatında. Onlar bu toplumsal sözleşmeleri yaparken, biz vurup kırıp göç ediyorduk. Galiba kolonyal yer değiştirmeler hariç, yurt değiştiren son halkız. Saygı kavramını pek sevmem, ama geldiğimiz, yaşadığımız, bu güzel memlekette birbirimize daha anlayışlı olmamız gerekiyor diye düşünüyorum…

- Sizin, aynı fikirde olmasak da şöyle insanlara saygı duyarım, şu davranışa ise katlanamam dediğiniz neler var?

Herhangi bir şeye inanan insan değerlidir benim için, inancını satana katlanamam…

TONTON’DAN BUGÜNLERE… 

- Bencillik insan doğasında var. Tanıtımda görebildiğimiz kadarıyla Erçüment Ç. de bu konuda dertli. Sizin bencillikle ilgili sınavlarınız nasıldı? 

Ego, kontrol edilmesi gereken bir hayvan. Şu ‘yüreğinin götürdüğü yere git’, ‘evren sensin’ dangalaklıkları çok komik geliyor bana. Biz ‘yıldız tozu’yuz. Birbirimize bağlıyız. Kimse kimseden değerli değil…

- Saygı’da toplumdaki yozlaşmadan yola çıkarak kendi adaletini sağlamaya çalışan bir karakter var. Siz ülkemize baktığınızda yozlaşmayı en çok nerelerde görüyorsunuz? 

“Yozlaşma” yeni dünya dili. “Uyanık” lafının hakaret sayıldığı bir çocukluk yaşadım. Evrensel bir enayilik aldı yürüyor. 80’lerin başında “uyanıklık” resmileşti. “Benim memurum işini bilir” diyen devlet büyüğümüzün lakabı “tonton”du. Gerisini düşün… 

- Ercüment Çözer’i kendi adaletini aramaya iten, kendi içinde çelişkiye sürükleyen şeyler var. Gerçek hayatta adalete erişememe ve sorununun çözümü noktasında neler söylemek istersiniz? Nerede bu adalet?

Elinde terazi tutan adalet tanrıçası Themis’in gözleri bağlıdır. Kimseye kıyak geçmesin diye… 

NE İÇİYORUZ ERCÜMENT?

- Kibir, bencillik, saygısızlık büyük suç Ercüment Çözer'e göre. Peki size göre insanın insana yaptığı, kanunda suç olarak tanımlanmayan en büyük suç/suçlar nedir?

Tek kelime; nezaketsizlik…

- Ercüment Çözer'in size benzeyen bir huyu suyu var mı?

İkimiz de ağzımıza geleni söylüyoruz… 

- Ercüment Çözer bir saygısızlık için kapınıza dayansaydı gerçek hayatta, ne yapardınız?

Prensip olarak saygısızlık yapmam. Gelmişse kapıya, “Ne içiyoruz?” diye sorardım…

- Koronavirüs salgını sürüyor. Dünyayı nasıl dönüştürecek bu salgın sizce?

Tam ortasındayız felaketin. Bir şeyi öngörmek zor. Böyle zor durumlarda mağara insanını düşünürüm. ‘Kimse yardıma gelmeyecek, tek başına çıkacaksın bu durumdan’ nasıl? Egemenlerin en sevdiği şey değil mi?

- Bizimle yaptığınız önceki söyleşide (Emrah Kolukısa ile söyleşmiştiniz) “Dünyayı parmaklarında oynatan bir nesil geldi çok şükür. Onlarla hareket edeceğim, onlara destek vereceğim elimden geldiğince...” demiştiniz. Şimdi yolunu kaybetmiş belki de yalpalayan pek çok genç var. Onlara neler söylemek istersiniz? 

Galiba Özlem Tekin şarkısının sözleriydi. Yalan yanlış söyleyeyim; “Her şeyi kendine sor, kendinden öğren. Hata senin en büyük hazinen…”

İNSANLARI GÜLDÜRMEK İSTİYORUM

- Bu diziden sonra hangi işlerde görebileceğiz sizi? 

Bu aralar böyle sorulara kolay cevap veremiyorum. Yerküre sabit değil…

- Televizyonda, gönüllerde taht kuran romantik adamdan Ercüment’e uzanan bir kariyeriniz var. Sinemayı ayrı tutuyorum. Sizce iyi olmak mı kötü olmak mı zor ya da sizi mesleki anlamda hangisi tatmin ediyor? 

Karakterleri sınıflandırmıyorum ama bu aralar neşeli bir şeyler yapmak istiyorum. Dünya delirdi, herkes her şeyi ciddiye alıyor. İnsanları güldürmek istiyorum. Neşe iyidir…

AŞK İÇİN ÖNCE KARAKTER LAZIM

- Bir sorum, aşk olabilir mi? Ne düşündüğünüzü merak ediyorum aşkla ilgili. Bu konuda size atfedilen çok fazla aforizma çıktı karşıma, en yeni bilgiyi biz verelim okurlara...

Aşk senin sahip olduğun bir kimya. Bir şeyle karşılaşınca aktive oluyor. Bunu cinsellikle sınırlandırmak yanlış olur. Bir sürü şeye aşık olabilirsin. Okula giderken taşıdığın çantaya, senden yüzyıl önce yaşamış bir müzisyene, yazara, ressama, evinin bahçesine, çarşamba günlerine… Aşk bu. Tarifi, reçetesi olmaz. Sosyal medyada benim adıma sallayan kardeşlerle ilgili ilk düşüncem, hiç aşk yaşamamış olmaları. Yazık. Aşık olmak için önce karakterinin olması gerekir. Birinin arkasına saklanan ne aşık olur, ne de savaşçı. Bir erkeğin olması gereken en başat şeyler bunlar… 

- Hakkınızda bilinen en büyük yanlış ne? Duyunca sizi çok şaşırtan... 

Sen biliyorsun. O işte…

- En değer verdiğiniz ya da aşık olduğunuz kişi de istese vazgeçemediğiniz bir alışkanlığınız var mı? 

Kendim.

BİR YERE GİTMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM 

- Bugüne kadar sette başınıza gelen en büyük felaket ya da şans?

Sette olmak benim için büyük bir şans zaten. Ve set arkadaşlarım başıma kötü bir şey gelmesin diye beni korurlar. Hepsine çok müteşekkirim…

- Sinemada oyunculuk açısından sizi en iyi yere taşıyan yönetmen kimdi?

Hepsi… 30 yıl oldu, her şeye rağmen hala çalışıyorum. hepsine borçluyum…

- Türkiye'de doğmasaydınız nerede doğmak isterdiniz? 

İnsan doğduğu yerli değil, doyduğu yerlidir. Ben buralıyım. Bir yere gitmeyi düşünmüyorum.

- Ülkede en çok canınızı yakan olay neydi son zamanlarda ve mutlu eden?

Spor, sanat ve bilimin milletlerin kaderini oluşturduğunu düşündüm hep. Olumlu ya da olumsuz hislerim bunlara bağlıdır…

- Ataol (Behramoğlu) abimizin şiiri var. bilirsiniz. Ona gönderme yaparsak yaşadıklarınızdan öğrendiğiniz ne var? Aklınıza gelen ilk cümle?

Hiç korkmadım yaşamaktan. Sıkıldığım oldu…

- Ve şiir deyince aklınıza gelen ilk dizeler hangileri?

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…