İsveç’te yeni liberalizmle gelen çöküş

“Eğer bakımevlerinde yaşlılara oksijen verecek basit aygıtlardan olsaydı, yaşlıların üçte ikisini kurtarabilirdik” diyor Dr. Jon Tallinger ağlamaklı ses tonuyla.

23 Mayıs 2020 Cumartesi, 06:00
Abone Ol google-news

Demek, pahalı olmayan, basit bir aygıtla erken müdahale gerekiyordu. Öyleyse yaşlıların ölümüne neden göz yumuldu? Çünkü bu basit aygıt yokmuş. “Yüksek teknoloji ülkesi olarak bu aygıtları üretmek bizim için sorun değil ama İsveç her türlü ekipmanı Çin’e ısmarlıyormuş meğer. Durumu görünce kendime gerekebilir diye pahalı olmayan bu aygıtı hemen İspanya’dan getirttim. Koruyucu maskemiz bile yokmuş.

Bu yüzden sağlık elemanlarımızı da kaybettik. Düşmana karşı yetersiz silah ve cephaneyle savaşmak zorunda kaldık ve çok kurban verdik” diyor Dr. Tallinger. Salgında can kaybı 4 bine dayandı. Yarısı daha ilk haftalarda kurban verilen yaşlılar.

Bakımevlerinde hızlı yayılmanın, bakıcıların maskesiz dolaşmasından kaynaklandığı tahmin ediliyor. Devletten açıklama yok ama bunun böyle olduğu aşikâr. Zaten Kuzey İsveç’te basına konuşan bir bakıcının da bu yüzden işine son verildi. Sonsuz bir güven duygusu aşılanmış İsveç halkı da gerçekle yüzleşmekten yana değil.

Yetkililer üstünkörü açıklamalarla günü geçiştiriyor, halk da özgür dünyasında mutlu yaşamaya devam ediyor. Birkaç gün önce Londra’dan arkadaşım telefon etti. “12 bin yaşlı öldü. Kimse müdahale etmedi” diye yakındı.

“Bizde de 2 bin yaşlı öldü” dedim. “Sizinki az” dedi. “Nüfusa oranlayarak hesap et. Bizde daha fazla” dedim.

ÖZELLEŞTİRME FURYASI

İsveç, rakamlar ABD’ye göre küçük olsa da ölüm oranı bakımından daha yukarıda. Sonuç şaşırtıcı değil. AB’nin rekabetçi serbest piyasa dayatmasıyla kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi başlayınca bu sürece en hızlı giren İsveç oldu. Sosyal refah devleti budandıkça budandı. Yeni liberalizm formatlı yeni İsveç bu hale geldi.

Yeni liberalizmin yaldızlayarak parlattığı AB, özgürlük edebiyatıyla Avrupalılara hayal dünyası vaat edip devletleri hizaya soktu. Avrupa’nın omurgasını oluşturan sosyal demokrat partiler de sıradanlaştı, söyleyecek sözleri kalmadı.

AB kurallarıyla demokrasi de dejenere oldu. Demokrasinin yerel yönetimlerle zenginleştirilme edebiyatıyla güç merkezi dağıtıldı. Sağlık hizmetleri bakanlıktan alınarak il yönetimlerine devredildi. Yaşlı bakımevleri de belediyelere.

Sonra da özelleştirmeler geldi. Kâr amacıyla yapılan hizmetlerde kalite hızla düştü. Sonuç salgın sırasında ayan beyan ortaya çıktı. Örneğin, bakımevleri belediyenin sorumluluğunda olduğundan sağlık hizmeti göz ardı edilmiş.

Kimse basit oksijen aletlerinin yaşlı bakımevlerinde bulundurulması gerektiğini düşünmemiş.

ÖNCE ‘EKONOMİ’ DİYORLAR

İsveç, geçmişte kurduğu sosyal refah devletiyle öyle bir imaj yaratmış ki sanki hiç kimse bu imajın yara almasını istemiyor. Hiç kimse İsveç’te böyle bir felaketin yaşanabileceğini düşünemiyor. Türkiye’den telefon eden arkadaşlarım, durumlarının felaket olduğunu, benim ise İsveç gibi bir yerde güven içinde olduğumdan emin olduklarını söylüyorlar.

Dışarıya çıkarken ağzımı kapatacak bir maskemin olmadığından haberleri yok. Eczanelerde termometre bulunmuyor. Ağustosta gelecekmiş. Anlatmak mümkün değil. Ülkeye değil, sisteme bakılması gerektiğini düşünen yok.

Üstelik uzman denilen kişiler de böyle düşünebiliyor. Geçen akşam Türk televizyon kanalları arasında dolaşırken İsveç hakkında konuşan bir uzmana rastladım. “Karantina kötü” diyor. İsveç karantinaya başvurmadan, günlük yaşam akışını sürdürerek sürü bağışıklığı için başarılı bir politika uyguluyormuş. Uzman, insandan söz etmiyor.

“Ekonomi” diyor başka bir şey demiyor. Uzmanın savunduğu görüşün bir yerlerde yazılmış olduğunu düşünüp internette aradım.

Amerikan Foreign Affairs dergisinde yazılmış meğer. Üç profesör ortak makalelerinde, ekonomik yaşamı sürdürmeyi başaran İsveç’i alkışlıyordu. Onlar için de ölen insanlar rakamdan ibaretti. Yeni liberalizmin kolay yenilmeyeceğini anladım.

Savunucuları, ölülerin üzerine basarak sistemi savunmaya devam ediyor. Tabii onlar gibi düşünmeyenler de var.

‘İLAÇ, AŞI BEKLENMELİ’

Norveç’in epidemiyolojisti, İsveç’in yanlış yaptığı görüşünde. İnsanları koruyarak aşı, ilaç geliştirilmesini beklemenin doğru olduğunu savunuyor Norveçli uzman. Yakında sınır kapıları açılıp seyahate izin çıkacak ama Norveç, Danimarka ve Finlandiya bütün Avrupa’ya kapıları açarken İsveçlilere kapalı tutacak.

Neyse, Foreign Affairs dergisi de 20 Mayıs’ta İsveç’te işlerin hiç de parlak olmadığını anlatan bir yazı yayımladı.

Yeni liberalizm iflas etti ama çökeceğinden emin değilim. İnsanlar yeni liberalizmin hedonist yaşam biçimine alıştırılmış. Uyanacak gibi değiller.

[email protected]