İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel, yazdı: ‘Hakikat’li yalanlar'

Cumhuriyet, iktidarın susturmak istediği meslek odalarına sayfalarını açtı. İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel, “Ülkenin en karanlık dönemlerinde bile vazgeçmediğimiz hukuk, insan hakları ve demokrasinin evrensel normlarına bağlılığımız sonsuza dek sürecek. AKP’nin demokrasiyi ve hukuku rafa kaldıran “tek adam” anlayışına karşı, avukatların demokratik yollarla ortaya konulmuş iradelerinin bize verdiği güçle halkın çıkarlarını, demokrasiyi ve özgürlükleri korumaya devam edeceğiz” dedi.

20 Mayıs 2020 Çarşamba, 02:00
Abone Ol google-news

Av. Özkan YÜCEL

İzmir Barosu Başkanı

Size bir ülke tarif edeceğim. Hakikatle yalanların yarıştığı, en gizli emellerin süslü püslü iyi niyet masalları ardına saklandığı bir ülke. 

Yöneticileri salgın zamanlarında yurttaşların yaşadığı ekonomik krizleri, zorlukları ve kendilerine duydukları tepkileri sahte gündemler yaratarak gizlemeye çalışan, yaşam hakkının karşısına çalışma mecburiyetini koyan, “sokağa çıkma” dediği 18-20 yaş arası gençleri ertesi gün çarklar dönsün diye izinli sayan, siyasi iktidarın görüşlerine aykırı her düşünceyi bölücü diyerek yaftalayan, sahte düşmanlıklardan beslenen, altına imza attığı uluslararası sözleşmeleri görmezden gelen, kadınlarına ve farklı cinsel yönelime sahip insanlarına ayrımcılık uygulayan bir ülke.

KÖRLEŞMİŞ VİCDANLAR

Beraat etmiş ya da bir davadan beraat edip henüz cezaevinden salıverilmeden aynı delillerle yaratılan başka bir dosyadan tutuklanan yurttaşları, haber yapan gazetecileri, politikacıları, seçilmiş belediye başkanları, savunma yapan avukatları cezaevlerinde; adalet isteyen ve adil yargılama talep edenleri, seslerini duyurabilmek, artık körleşmiş vicdanlara ulaşabilmek için ölüm oruçlarında; adı, ifade ve basın özgürlüğünde Ortadoğu ve Afrika ülkeleri ile birlikte anılan, halkı özgür olmayan ülkeler kategorisinde kendine yer bulan bir ülke.

Yargısı iktidara bağımlı, adil yargılamayı unutmuş, arada bir çölde vaha gibi gelen özgürlüğe ilişkin mahkeme kararlarını dahi uygulamayan bir ülke. 

Evet evet, tanıdınız, duyar gibiyim sizi “Ben biliyorum o ülkeyi” derken.

Şimdi bu ülke eşitlik, demokrasi, temsilde adalet gibi süslü yalanların arkasına sığınıp meslek örgütlerini hedef almış durumda. 

Her gece televizyonlarda “Baro’n” lardan söz ediyorlar akıllarınca dalga geçer gibi ve daha önce “FETÖ Projesi” olduğu tescillenen baroları ele geçirme planını çeşitli süslü ambalajlarla yutturmaya çalışıyorlar hepimize. Ama hakikat bırakmıyor yakalarını. Hakikat bir tokat gibi çarpıyor suratlarına.  

Sözüm ona adil değilmiş delege sistemi. Nispi temsil gerekliymiş adaleti sağlamak için. Şimdi dinleyin bu işin o kadar korktukları hakikatini. Örnekle açıklayalım seçim sistemini...

TERCİHTE BAĞIMSIZ

Öncelikle, baro seçimlerinde usul, siyasi partilerdeki gibi değil. Mührü bütünüyle bir partiye basmak zorunda değilsiniz. Liste bile olsa, karşınızdaki isimleri çizip yerine bir başkasını yazabilirsiniz. Yani tercihte sonuna kadar bağımsızsınız. Gerekirse evinizde hazırlarsınız listeyi, bir beyaz kâğıda yazar ve atarsınız sandığa, benim iradem budur diye. Gün bitip akşam olduğunda, sandıktan sizin beyaz kağıdınız çıkar ve geçerlidir iradeniz. Adaylarınız kazanmış mıdır bilinmez ama oyunuz etki etmiştir bir biçimde sonuca. Şimdi bunun neresi temsilde adaletsizliktir? Nedir sizi bu iradeyi yok saymaya, herkes kendisini temsil edemedi demeye iten?

GÜÇSÜZ MÜ OLSUN?

Hadi ikinci mevzuya geçelim hep birlikte. Deniyor ki, seçime listelerle katılan gruplar, aldıkları oy oranında temsil edilsin. Yine hatırlatalım, baroları partilerinizle karıştırmayın. Listede bir aday sıralaması yoktur. Baro mensubu her avukat, aday olma ve yeterli oyu alınca organlara seçilme hakkına sahiptir. Peki, bu koşullarda dediğiniz olur mu? Ortaya koyulan örneği açmaya çalışalım. 10 yönetim kurulu adayının yer aldığı listede bulunan avukatlar, 7 bin 900 ile 8 bin 100 arasında oy almış olsun. Bir diğer listede yer alan adaylar da 1900 ile 2 bin 100 arasında oy almış olsun. 7 bin 900 oy alan hangi adayı çıkarıp yerine 2 bin 100 oy alan hangi adayı koyacaksınız ve neden?

Referandum çalışmalarındaki -koalisyondan güçlü yönetimler doğmaz- söyleminizi doğru kabul edersek; siz baroların/meslek örgütlerinin güçsüz olmasını mı istiyorsunuz?   

Hadi itiraf edin gerçeği; biz zaten biliyoruz, tahammülsüzlüğünüzün asıl nedeni hukuk devletini, yurttaşların hak ve özgürlüklerini koruma yolundaki inadımız ve gayretimizdir. Fabrikalarımızın, madenlerimizin, kıyılarımızın, ormanlarımızın, parklarımızın satılmasına karşı çıkmamız, hukukun üstünlüğünü, kanunsuz uygulamalara yeğlememizdir. Faşizan, baskıcı, ayrıştırıcı politikalara karşı eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin yanında yer almamızdır. Sermayenin sınırsız sömürü isteğine karşı emek ve alın terinden yana olmamızdır.

GERİCİLİK SOSLU...

Hazzetmediğiniz ve hazmedemediğiniz şey, yarattığınız bu ceberut düzene, baskıya, tehdide, gözaltı ve tutuklamalara rağmen bizi teslim alamamış, hak mücadelemizi engelleyememiş, hukuk devleti ve insan haklarını rehber edinen avukatlığımızı yok edememiş olmanızdır.

Şunu da söylemeden bitirmeyelim, o sizin FETÖ tezgâhlarında pişirilip getirilen, malzemesi biat ve itaat olan gericilik soslu maklubeniz bizim kaşık sallayacağımız bir yemek değildir. Bilmelisiniz ki, hem meslek örgütlerimizi savunacağız sonuna kadar hem de hukukçu olmanın gereklerini yapmaya devam edeceğiz. Çünkü yeminimiz ve meslek ahlakımız başka türlüsüne izin vermez. Emin olun ki, ülkenin en karanlık dönemlerinde bile vazgeçmediğimiz hukuk, insan hakları ve demokrasinin evrensel normlarına bağlılığımız sonsuza dek sürecektir. AKP’nin demokrasiyi ve hukuku rafa kaldıran “tek adam” anlayışına karşı, avukatların demokratik yollarla ortaya konulmuş iradelerinin bize verdiği güçle halkın çıkarlarını, demokrasiyi ve özgürlükleri korumaya devam edeceğiz.

Çünkü biz insana dair ne varsa, doğaya dair ne varsa, iyiye ve güzele dair ne varsa hepsini savunuyoruz. Çünkü biz “umudun” savunmanlarıyız.