Kar altında hayaletlerin peşinde

On gün sonra eve kapanalı bir yıl olacak. Hoş, yaz aylarında kendimizi sokağa attık, kafelere, restoranlara gittik, Işık’la, Kıymet’in yazlık bahçelerinde mehtap keyfi yaptık ama o kadarı parantez sayılır.

31 Ocak 2021 Pazar, 03:00
Kar altında hayaletlerin peşinde
Abone Ol google-news

On gün sonra eve kapanalı bir yıl olacak. Hoş, yaz aylarında kendimizi sokağa attık, kafelere, restoranlara gittik, Işık’la, Kıymet’in yazlık bahçelerinde mehtap keyfi yaptık ama o kadarı parantez sayılır. Bu parantezi saymazsak Covid’i dışarıya kilitleyip evin içinde özgürce yaşadık. Sosyal yaşamın dışında kalmanın eksikliğini hissettik pek tabii ama yakınmıyorum. Gene de dikkatli olup büyük laf etmemek gerek. Çünkü bazen şeytan dürtüyor, insan aklında olmayan şeyi yapmaya kalkışabiliyor. 

GÜZEL MELUSİNA...

Kar altında, ıssız sokaklarda hayaletlerin peşine düşmek de öyle bir şey. Şeytan dürttü. Eksi 9 derecede, esintisiz bir havada yağmakta olan kar altında masalsı bir atmosfere bürünen Stockholm sokaklarında hayaletlerin peşine düşme düşüncesi çok kışkırtıcı gelince dayanamadım. Biraz da okuduklarımın etkisinde kalmış olmalıyım. Okuduklarıma göre, bizim Södermalm semtinde çok hayalet varmış. Gece yarısı çıkıyorlarmış. Karar vermiştim, keşif için gece yarısına doğru 300-400 metre mesafedeki Van der Nootska Malikanesi’ne doğru yola çıktım. Heyecanlıydım.

Van der Nootska Palatset, İsveç ordusunda albaylığa kadar yükselmiş bir Hollandalı tarafından 1670’te yaptırılmış dört katlı gösterişli bir malikane. Şimdi içinde kimse yaşamıyor. Özel davetler için kiralanabiliyor. Yaz aylarında öğle yemeği servisi de var. Şakir ve Refik’le her yaz mutlaka birkaç kez öğle yemeğinde malikanenin sakin bahçesinde otururuz. O yüzden yabancısı sayılmam. 

Okuduğuma göre 1800’lerde burada yaşayan Fransız güzeli Prenses Melusina, cumartesi günleri gece yarısından sonra bambaşka biri olarak ortaya çıkıveriyormuş. Belden aşağısı yılanmış. O günlerde Stockholm’de herkes bunu konuşuyormuş. Geçmişiyle ilgili dedikodular da ayyuka çıkmış. Güzel Prenses Melusina, Fransa’da aşk trafiğinin, ihanetlerin fazlaca olduğu bir çevrenin içindeymiş. Bir gün tehlikeli bir durumdayken soylu sınıfından biri tarafından kurtarılmış. Raimund av Poiton adlı zengin adam, bu fırsatı değerlendirip Melusina’ya evlenme teklifinde bulunmuş. Prenses, biraz da minnettarlık duygusuyla teklifi kabul etmiş ama sırrını kimseyle paylaşmayacağı yolunda adamdan söz almış. Ne var ki adam sözünü tutmayıp Melusina’nın sırrını arkadaşlarına anlatmış. 

Prenses de bunun üzerine adamı terk edip Stockholm’e gelmiş. Geldiğinden beri de cumartesi geceleri Van der Nootska Malikanesi’nde görülüyormuş. Ben belki pencereden kar yağışını seyrederken görürüm diye umutlanmıştım. Malikanenin iki cephesini de gözledim. Tamamen karanlık binanın ikinci katında, sokak lambasının ışığında güzel bir siluet görür gibi oldum. Sanki baktığımı görünce hemen kayboldu. Giriş kapısının karşısında bir süre bekledim ama dışarıya da çıkmadı. Belki çıktı da ben görmedim. Ne de olsa hayalet. 

KANLI MEYDAN...

Güzel Melusina’yı göremeyince şansımı Gamla Stan’daki (Eski Şehir) Stortorget’te denemek istedim. Aslında burada şansım daha az. Stortorget’in hayaletleri 8-9 Kasım gece yarısı geliyorlarmış. Ama 500 yıl önceki kanlı geceyi çok yoğun düşünenlere de görünebiliyorlarmış. Hikâyesi gerçek ve çok trajik. Belgeselleri var ve şimdi sinema filmi yapılıyor. Gamla Stan’ın pastel renkli, bazıları hafif yana yatmış tarihi binaları, kar yağışı altındaki ıssız sokakları, gece yarısı sokak ışıklarıyla romantik pitoresk bir tabloya benziyor. Turist yok, gürültü hiç yok. İsveçliler evlerine çekilmiş. 

Gamla Stan’ın tarih kokan ruhuyla bütünleşiyorum. O da şehir tacizcilerinden bıkmış. Şehri büyüten, gökdelenlere izin veren, nüfusu artıran belediyecilerden, politikacılardan yaka silkiyor. Çok iyi anlaşıyoruz. Huzura teslim olup sokaklar bitmesin, yol uzasın istiyorum. Yol boyunca 8 Kasım 1520 gecesini hatırlayalım. 

Danimarka Kralı Kristian II, 1520’nin ilk günlerinde, 20 bin askeriyle İsveç’e girip Stockholm’e yönelir. Amacı, İsveç, Norveç ve Danimarka’nın bir çatı altında toplandığı Kalmar Birliği’nden ayrılmak isteyen İsveçlileri ezmektir. Yol boyunca önüne çıkan İsveç güçlerini bertaraf ede ede dokuz ayda Stockholm’e ulaşır. Stockholm’ü hemen teslim almaz. Yetkili kişilerle masa başında pazarlığa oturur. Pazarlıklar uzun sürer. Bu arada herkesin niyetini anlar. 8 Kasım gecesi yemek salonundan bazıları dışarıya çıkarılır. Geriye kalanlar da kapı kilitlenerek içeride mahsur bırakılır. Dışarıya çıkarılan çok sayıda soylu ve  birkaç papaz meydanda katledilir. Kılıçla ya da baltayla başları gövdelerinden ayrılanların cesetleri meydanda yığılmaya başlar. İdamlar ertesi güne uzar. 

Öğle saatlerinde başlayan hafif yağmur kan gölüne dönen meydanı temizlemeye başlar ama kanlar yağmurla sokaklara yayılır. Bu katliamla Kalmar Birliği kurtarılmıştır ama sadece üç yıl daha. 1523’te Gustav Vasa, bağımsız İsveç devletini kuracaktır. 

Anlatıldığına göre, 1520’den sonra her yıl 8 Kasım gecesi katledilenlerin hayaletleri Büyük Meydan’da görülüyormuş. Bu gece konsantre olup hayaletleri görmeye çalışacağım. Göremezsem artık 8 Kasım’a!..

[email protected]