Kılıçdaroğlu: "Erdoğan darbeyi biliyordu"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 24 Haziran seçimlerinin ardından ilk grup toplantısını yaptı. Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın darbeden haberi olduğunu ifade ettikten sonra "Niye Marmaris’te saklanıyordu? Darbe olacağını bildiği için, darbeyi fırsata dönüştürmek için. Yaptı da" dedi.

18 Temmuz 2018 Çarşamba, 08:19
Abone Ol google-news

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 24 Haziran seçimlerinin ardından ilk grup toplantısını yaptı. Partililere yeni sistemde gerçekleştirecekleri demokrasi mücadelesini anlatan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

İtibar kaybını yargı mensupları veriyor:

Berberoğlu’nun (Tutuklu olarak Maltepe Cezaevi’nde tutulan CHP İstanbul milletvekili Enis Berberoğlu) aramızda olması gerekiyordu. Berberoğlu 399 gündür hapiste, siyasal tutsak olarak tutuluyor. Savcılığa, YSK’ye başvurdu, vekil olabilir dendi. Milletvekili olarak seçildi. Yargıtay’da dosyasına bakılmıyor. Neden? Derhal oturup karar almaları ve serbest bırakmaları gerekir. Çünkü dokunulmazlık kazandı. Yargıya en büyük itibar kaybını yargı mensupları veriyor. İçeride kaldığı her dakika bir hukuksuzluk örneğidir. Yargıya gölge düşürmeyin, beklemeden gereğini yapın. Anayasa Mahkemesi kararını uygulamayan, ‘Anayasa Mahkemesi de kimdir’ diyen hakimi Yargıtay’a atadılar. Yargıtay için yüz karasıdır. Yarın biri, ‘Ben Yargıtay kararını uygulamıyorum’ derse ne olacak? Hukuksuzluğu hukuk kültürü olarak bize yutturmaya çalışıyorlar. Türkiye’nin geldiği durum budur. Hepinizin bu durumda son derece dikkatli davranması, herkese anlatması lazım. Türkiye adaletin olmadığı ülkedir.

Erdem’e yargısız infaz:

Eski vekilimiz Eren Erdem tutuklandı. Davası “kaçabilir” diye erkene alındı. Dokunulmazlığı kalktıktan sonra tam 38 kez yurtdışına gitti ve geldi. Kaçsa o zaman kaçardı, neden kaçsın? Suçlu değil ki. Yapılan yargılama yok, yapılan bir yargısız infaz.

Zekâyı görmek için zekâ gerek:

ODTÜ’lülerin pankartlarında şiddet, hakaret yoktur ama ODTÜ’lü zekâsı vardır. O zekânın da farkına varmak için ayrıca zeki olmak gekeriyor. ODTÜ’de herkes birbirine “hocam” der. Çünkü kimse kimseden üstün değildir. Herkesin birbirinden öğreneceği vardır. ODTÜ’lüler reis, başkan lafları kullanmazlar. Çünkü ne reise ne başkana tahammül ederler.

Karikatür talimatı: 

ODTÜ’de Penguen’de 13 yıl önce yayımlanan bir karikatür taşıyor öğrenciler. Adı “Tayyipler Âlemi”. Yargılanmış beraat edilmiş. 13 yıl sonra demokraside ne kadar geriye gittiğimize bakın. Benim Twitter hesabımdan bu karikatür yayımlanacak. Tüm vekil arkadaşlarım karikatürü yayımlasınlar. Rahmetli Özal döneminde, merdiveni çıkarken Gırgır’ın kapağında yayımlanan ve kendisini eleştiren karikatürleri vardı. Onları çerçeveletip konuta asacak kadar hoşgörülü biriydi. Bu süreç; 12 Eylül, 12 Mart’ta vardı, 20 Temmuz darbesinde de var. Pinochet de Hitler de Mussolini de böyleydi. Sen eleştiriye tahammül edeceksin kardeşim, hapse atarak bunu önleyemezsin. Bak, koydum Twitter hesabıma, buyur bakalım ne yapacaksın?

Bilal’e anlatır gibi anlatayım:

15 Temmuz darbe girişiminin 2. yılını andık. Bir mesaj yayımladık, “Halkın destanıdır” diye. Bazıları “Kontrollü darbe diyordu, nasıl halkın darbesi oldu?” Bilal’e anlatır gibi anlatayım. İki 15 Temmuz var. Bir; halkın, iki; Saray’ın. Halk direnme hakkını kullandı, Meclis direnme hakkını kullandı. Bu halkın 15 Temmuz’udur ve direnme hakkı olan halkın bir destanıdır. Bir de Saray’ın 15 Temmuz’u var. Bu da halkın direnme hakkı sonucu elde ettiği hakkı kendi iktidarı ve Saray’ın çıkarları için kullanandır. Bu da 20 Temmuz’da sivil darbe yaparak gerçekleştirilmiştir.

Biliniyordu, önlenmedi, yararlanıldı:

Saray’ın 15 Temmuz’u kontrollü darbenin sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Darbenin olacağı biliniyordu. Önlenmedi darbe, sonra sonuçlarından yararlanıldı. Adil Öksüz’ün FETÖ imamı olduğu 2008’den beri biliniyor. Eğer MİT, Adil Öksüz’ün kim olduğunu bilmiyorum diyorsa, o teşkilatı hemen kapatmak lazım. Meydanlarda kutlama yapıyorsun, 250 kişinin kanı Erdoğan’ın yakasındadır. Parlamentoda komisyon kuruldu. MİT Müsteşarı ve Genel Kurmay Başkanı gelecek bilgi verecek, Erdoğan talimat veriyor, “sakın gitmeyin”. O karanlık darbe gecesinin bütün ayrıntılarını ortaya çıkarmak için biz mücadele ettik, engelleyen de Erdoğan’dır. Neden Hulusi Akar’ın ve Hakan Fidan’ın TBMM’ye gelip bilgi verilmesini engelledin? Savcı soruşturma yapmak istedi. Yaptıkları tek şey savcıyı görevden almak oldu. Darbeci diyorsan, bir numara darbeci sensin.

Erdoğan darbeyi biliyordu:

Darbeden 3 ay önce, nisan ayında, Abdullah kod isimli biri, İzmir’de gidiyor, darbe yapacakların tamamının ismini veriyor. Niye gereği yapılmıyor? Aslında bekliyorlar, darbe yapılsın fırsata çevirelim, karşı darbe yapalım ve Türkiye’yi bir darbe süreci içine sokalım. Darbe günü O.K. isimli birisi MİT’e gidiyor, darbe yapılacağını söylüyor. Saat 14.00. Akşam darbe yapılıyor. Neden önlem almadılar? Kimse çıkıp ben darbecileri takip etmedim diyemez. Takip ediyorlar, toplandıkları evi de herhalde dinlemişsindir. Neden o tutanaklar açıklanmıyor? Erdoğan da darbe olacağını biliyordu. Niye Marmaris’te saklanıyordu? Darbe olacağını bildiği için, darbeyi fırsata dönüştürmek için. Yaptı da.

Siyasi ayak Saray’da:

Nurettin Veren, bir dönem FETÖ’de çalışmış, bugün de Akit gazetesinde yazıyor. Son yazılarından birisi, “Emniyet ve askeriyede üst düzey görevliler, kamu kurumlarında, bakanlıklarda.... FETÖ’cü olmalarına dair pek çok belgeler olmasına rağmen birileri tarafından devletteki görevlerine devam ettirilmektedirler.” Hepsini buldular; siyasi ayağını bulamıyorlar, niçin? FETÖ’nün bir numaralı siyasi ayağı şu anda Saray’da.

Darbecilerden örnek alıyorlar:

Parlamentoya bir yasa teklifi verdiler. OHAL’i sürekli kılmak için. Ama dünyada galip gelen bir zalim yoktur. Zalimin zzulmü, bizim inançlı mücadelemizle sona erecektir. Biz yola çıkarken dedik ki, Türk hukuk sistemi darbe hukukundan arındırılmalıdır. Bugün bırakın arındırmayı, 12 Eylül darbe hukuku tahkim ediliyor. Yeni kurallar getiriliyor. Darbecilerden örnek alıyorlar.

Sandık meşruiyet kazandırmaz:

Gazeteciler “Erdoğan’ı kutlayacak mısın” diye sordular. Meşru olmayan bir süreç içinde Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmayan bir kişiyi ben niçin kutlayacağım? Tek başına sandık bir seçime meşruiyet kazandırmaz. 1982 Anayasası yüzde 92 ile kabul edildi. Herkes biliyor ki o anayasa meşru değildi. Sizin yaptığınız seçim de meşru bir seçim değil. Eşit, adil koşullarda seçim, referandum yapıyorsan o zaman meşru olur, eşit koşullarda yapılmıyorsa meşru olamaz. Şimdi bir kararname ile TRT’nin tarafsızlık ilkesini de kaldırdılar. Onu da götüreceğiz Anayasa Mahkemesi’ne.

Hükümet yok ki sistemi olsun:

Şimdi bir de yeni rejimin adını koymuşlar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. Hükümet yok ki hükümet sistemi diyorsun. Cumhurbaşkanı olmak için 81 milyona sorumlu olmak, tarafsız olmak gerekiyor. Seçtiğin adam, ben tarafsız davranacağım diye namusu ve şerefi üzerine and içiyor. Bir partinin genel başkanı tarafsız olur mu? Firavun yöntemi: Geldiğimiz nokta keyfi tek adam yönetimidir. Bakanlar Kurulu yok. Bakan yok çünkü hepsi memur. Hangi bakan çıkıp Erdoğan’a itiraz edecek, o saatte kapının önüne konur. Tek adam yönetimi. Irak’ın Saddam’ı böyleydi. Libya’nın Kaddafi’si de böyleydi. 21. yüzyılda keyfi yönetimlerin ve onu yönetenlerin adı diktatördür ve diktatörlüktür. Bugün Türkiye bir dikta yönetimi tarafından yönetilmektedir. Bunun tarihteki adı da Firavun yönetimidir.

O satıh bütün vatan:

Peki ne yapacağız? 1982 Anayasası oylanırken yüzde 8 hayır çıkmıştı. O zaman sayımız yüzde 8’di. Bugün sayımız en az yüzde 50. Çok daha güçlüyüz. Asla ve asla teslim olmayacağız. Anadolu’da bir söz vardır; zalimin gitmesi için zulmün artsın derler. Zulüm arttıkça ışık yaklaşacaktır. Hiç kimse Mustafa Kemal’in şu sözünü unutmasın; ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır’ Demokrasi mücadelemizi bu anlayışla yürüteceğiz.

<haber-yatay:1029511,1023977>