Kuzenlerin muhabbettine diyecek yok...

Bu dünyada bir İngilizle karşılaşmayacağınız yer yok! Refik Halid Karay, sanırım Nilgün romanındaydı, “İngilizi olmayan gemiye dünyada rast gelemezsiniz” diyordu.

25 Nisan 2021 Pazar, 02:00
Kuzenlerin muhabbettine diyecek yok...
Abone Ol google-news

Benim, 50 yıl evvel Liverpool’dan buraya göç etmiş İngiliz komşum Mr. Harold ve eşi Mrs.Thelma’dan daha iyi örnek mi olur! İngiliz komşular, 9 Nisan günü 99 yaşında vefat eden Prens Philip’in yasını tutuyorlardı; “Yaşlıydı, eh vakti de gelmişti” deseler bile, kimin ne kadar yaşayacağını kim bilir! 

Geçen hafta, eski İngiliz kolonisi, devlet başkanı sıfatını Kraliçe II. Elizabeth’in üstlendiği ve Commonwealth İngiliz Ülkeler Topluluğu’nda İngiltere’den sonra ikinci büyük kuzen olan Kanada’da bayraklar yarıya indirildi. Başka ülkelerden Kanada’ya gelen göçmen vatandaşlar için Prens Philip’in şahsında düşünülürse İngiltere ne anlam ifade ediyor? Bunu akademik araştırma olarak yazacaklara karışmam etmem ama kısaca söyleyim, bu yeni gelenler bir tek vatandaşlık yemin töreninde monarşiyi hatırlayarak kraliçeye bağlılık andı içip sonra pasaportu cebe koydular mı, unutanlardır. 

Göçmenler bir yana, Kanada’nın İngiliz kuzen bağı, sanırım diğerlerinden çok daha güçlü; Avustralya, Yeni Zelanda’dan daha fazla İngiliz hayranlığı var. Öyle ki sosyal medya dahil basında gün geçmesin de Birleşik Krallık’tan bir haber olmasın! Bunlardan birini yine Mrs. Thelma bana gösterdi. 

İngiltere’nin Wakefield kentinde yaşayan Mrs. Sue Perry, hemşerileriyle buluşmak üzere Facebook’ta bir grubun adını görüp tıkladığı zaman, karşısına çıkan internet topluluğunun Kanada’da olduğundan haberi yoktu.

Kanada’nın Fransız eyaleti Quebec’deki başka Wakefield’e merhaba gönderdiğini sonra fark etti. Dikkatsizlik sonucu aynı isimli başka bir adresin kapısını çalmıştı, özür dileyen bir mesaj gönderdi: “Yanlışlıkla farklı bir gruba katıldım, ben İngiltere’deyim ve ümit ederim ki havuzun öteki tarafında sizler sağlık ve güven içindesinizdir. Bye...”

Yardım kampanyası

Bu mesaj aynı kökten gelen kuzenleri buluşturan bir iletidir. Mrs. Perry kısa süre sonra Kanada’daki kasaba ahalisinden mesajlar almaya başladı. Sohbet, tanışıklık, karşılıklı iyi niyet mesajları gidip geliyor. Havuz diye adlandırdığı Okyanus’un bu tarafındaki Wakefieldlılar, öteki tarafta kalan Wakefield’ı yalnız bırakmamaya karar vermiş gibi Mrs. Perry’nin hatırını sormaya başlayınca, tam da o günlerde Covid-19 nedeniyle işsiz kalmış bulunduğunu da öğreniyorlar.  

Adresine kargo ve postayla, Kanada’nın meşhur Maple şurubu ve balı, ayrıca bazı gıda maddeleri, giysi, bir de moral vermek üzere el örgüsüyle yapılmış ayıcık bebekler gönderiliyor. Wakefield’in belediye başkanı hayır hasenat işine de el atıyor. Belediyeden gelen yardım paketinde giysiler, kasabalı yazarların kitapları, sembolik olarak sadece 1 Kanada Doları, vesair şeyler çıkıyor. Bir de 2021 yılı takvimi... Takvim her yerde aynı takvim ama bu başka; bu kasaba halkının her yıl hazırladığı Wakefield Çıplaklar Takvimi’dir. Aslında Kanada’daki pek çok kasabalının alışık olduğu bir âdettir bu: Yılın 12 ayına 12 gönüllü kadın ve erkek usturuplu bir estetikle, çıplak poz verir.

Wakefieldlilerin Mrs. Perry’ye gösterdiği bu yakın ilginin altında buzağı aramaya gerek yok. Fransız kökenli Quebec eyaletinde, sayıları yirmiyi geçmez İngiliz kasabalarından birisi anneanne-vatanı sayılacak eski ülkedeki kuzenle karşılaşıyor; hepsi bu. Vatan hasreti yaşadıklarını sanmayınız; herkes yerinden memnun. 

Kanada’nın Quebec dışındaki İngiliz kökenli 9 eyaletinde Fransız kasabalarına da rast gelinir; herkes yan yana iki dilli yaşar gider. Alberta eyaletinin başkenti Edmonton’a 50 km. güneyde Beaumont kasabası bunlardan biri. Kavşaklarında sürücüye dur uyarısı için STOP yerine ARRÊT yazar! Şehir dediğiniz birkaç ana cadde, bolca sokak; bunları geçtiniz mi yine İngilizce başlar. 

Quebec eyalet sınırında, başkent Ottawa’ya yarım saatlik mesafedeki Wakefield 1830’da İngiliz, İskoç ve İrlandalı göçmenlerin kurduğu sevimli küçük bir kasaba, hatta kasabacık, iki bin nüfusu var. İngiltere’deki, bin yıllık tarihi olan yüz binlik kuzen şehrin yanında bir mahalle... Fotoğraflardan görüyoruz: Küçük çarşısı, üstü kapalı tarihi köprüsü, bir de kilisesi; beş dakikada gez, bitsin. 

Kilise deyince, salgın nedeniyle diğer eyaletler gibi sıkı tedbirleri gündeme getiren muhafazakâr ve sofu dindar Alberta’da iş kiliselerin kapatılmasına kadar uzadı. Geçen hafta, Alberta’nın petrolcü şehri Calgary’deki bir kiliseye sağlık ekipleri ve polisin baskın yapar gibi girişi ve kilisenin papazıyla papaz oldukları anı gösteren bir video ortalıkta dolaştı. Polonya kökenli papaz kiliseden devleti kovalarken bayağı sert ithamlarda bulunuyor, “Sizi gidi Naziler, lanet Gestapolar, buradan çıkın, defolun!” diye bağırıyor. Kilisede Paskalya kutlamasını yapanların şaşkın bakışları arasında polisler de sessiz sedasız orayı terk ediyor.

Turizm geliri etkilendi

Okyanusta havasız kalmış, derin mavilikler içinde klostrofobiye yakalanmış gibi adasına sığamayan, Kanada’nın burnu dibindeki Fransız toprağını da unutmayalım: Atlantik kıyısında, 20 deniz mili açıktaki Fransa’ya bağlı, hatta Paris’e her seçimde 1 senatör gönderen 6 bin nüfuslu küçük St. Pierre&Miquelon Adası, Avrupa’ya ve tabii anavatan Fransa’ya kapılar kapanınca çıkarma yapmak üzere tek kapısı olan Kanada’ya dadandı, “Beni de aranıza alın!” demeye başladı. Kanada’nın Atlantik eyaletlerine “Adamızda Covid sıfırdır, barlarımız, otellerimiz sizi bekliyor, buyrun gelin, izin verin biz de gelip biraz alışveriş edelim, azıcık insan yüzü görelim” diye garantisi verilmiş ricada bulunuyor. Sıcak kanlı Fransızdan soğuk kanlı İngiliz Robinson Crusoe çıkmayacağı böylece anlaşıldı.

Fransızlar adada bunalmış vaziyettedir, iş güç hak getire zira turizm gelirinden olmuştur; her gün balık tut balık ye, bunun da bir haddi var tabii... Yaşar Kemal’in Ada Dörtlemesi’nde balıkçı Poyraz Musa’nın roman boyunca habire balık yediği aklıma geldi; sabah akşam baklava börek olsa, insan bıkar usanır. Fransa terk etmiş gibi bu adaya fransız kalıyor, şimdi...

Siyasi coğrafya zaten böyle bir şey, gözden uzak olan gönülden ırak olurmuş misali diyeceğim ama Demir Leydi lakaplı eski Başbakan Margaret Thatcher’ın Güney Kutup kıyılarındaki İngiliz toprağı Falkland Adaları’nı Arjantin işgalinden geri almak için 1982’de seyahate çıkar gibi donanmasını Portsmouth Limanı’ndan uğurladığını hatırladım da bilmediğim mevzulara girmeyelim, dedim.

[email protected]