'Milli birlik projesinin gereği'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Demokratik açılım' adı altında uygulanan politikayı "milli birlik projesinin gereği" olarak niteleyerek, terör örgütü üyelerinin dönüşünün de "beklentilerinin verdiği bir meyve" olduğunu söyledi.

26 Ekim 2009 Pazartesi, 09:04
Abone Ol google-news

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, El Cezire televizyonunun dün akşam yayımlanan "Özel Görüş" programında Yusuf Şerif'in sorularını yanıtlarken, Türkiye-Irak-Suriye üçlü anlaşmasının ABD güçleri çekilirken Irak'a olası faydasıyla ilgili olarak, bu konuda Irak'a en güçlü desteği verecek ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

"Irak'a en güçlü desteği verecek ve en uyumlu çalışmayı yapabilecek bu bölgede tek devlet vardır, o da Türkiye'dir." diyen Erdoğan, sağlık, eğitim, güvenlik, ulaşım ve enerjiyle alakalı birçok anlaşma imzalandığını hatırlattı ve Irak'ın dünyaya açılımında en önemli kaynağı ve ağının Türkiye olacağını söyledi.
 

Kürt açılımı

Türkiye'nin Kürt açılımı konusunda Suriye, İran ve Irak'tan bir beklentisi olup olmadığı ve açılımın uluslararası ayağının yanı sıra bu sürecin Türkiye'yi bir referandum ya da erken seçime götürüp götürmeyeceği sorusu üzerine Erdoğan, erken seçimin politikalarında yer almadığını belirterek, "Her şeyden önce demokratik açılım milli birlik projemizin bir gereğidir" dedi ve sözlerine şöyle devam etti:
"Bizi bu noktaya getiren ve bu sıkıntıları yaşatan, içeride ve dışarıda sorunlar vardır. İçerideki sorunlarımızın legal olanı vardır, illegal olanı vardır. Biz legal olanlara zaten takılmıyoruz. Diyoruz ki, o demokratik bir hakkıdır, bunu kullanır, ama illegaliteye karşıyız. Yani eli silahlı olarak bu işi yürüten bölücü terör örgütüne karşıyız ve bununla mücadelede kararlıyız. Bu, zaten bir devletin yönetiminin en doğal, en tabii görevidir. Yani bundan geri kalması mümkün değil. Ama legal olan herhangi bir örgüt, demokratik bir örgüttür. Onun yapacağı çalışmalara saygı duymamız da, demokrasiye inanmış insanlar olarak bizim görevimizdir. Bu işin içerideki boyutu."

Türkiye'nin bu alanda dışarıdaki sorunlarına da değinen Erdoğan, Türkiye'nin içindeki bu terörü besleyen örgütlerin yurt dışında olduğunun altını çizerek, "Dışardaki boyutuna gelince, yurt dışında Türkiye'nin içindeki bu terörü besleyen ve destekleyen, aynı şekilde legal ve illegal örgütler var. Geçmişte bu illegal örgütlerin dışarıdan içeriye zaman zaman sızma hareketleri oldu. Bu sızma hareketleri karşısında tabii ki güvenlik güçlerimiz ellerinden gelen her türlü tedbiri aldı. Ama şunu düşünelim ki, hiçbir egemen devlet topraklarında illegal örgütlenmelere karşı duyarsız kalabilir mi? Mümkün değil, ne gerekiyorsa tedbir bazında bu tedbirleri alacaktır." dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin komşularından da böyle bir tehdit varsa, buna karşı her türlü tedbiri bugüne kadar aldıklarını ve bundan sonra da alacaklarını ifade ederek, "Buradan taviz veremeyiz, bu Irak'ta oldu, aynı şekilde Suriye'de oldu. Mesela şu anda Kandil'de takribi olarak 1500 civarında Suriye kökenli terörist olduğu söyleniyor. Nitekim bunu zaten Suriye kaynakları da tasdik ediyor" diye konuştu.

Irak'tan bir grubun teslim olmaya gelmesinin açılım sürecini nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Erdoğan, bunun milli birlik ve beraberlik projesi ve demokratik açılım süreci içindeki beklentilerinin bir tanesi olduğunu vurguladı.

"Bu durum, beklentilerin verdiği meyvedir" diyen Erdoğan söyle konuştu:
"Burada görüyorum ki bazı spekülasyonlar yapılma yoluna gidiliyor ve bunu doğru bulmuyoruz. Yani hedef saptırmaya gerek yok. Bütün dert üzüm yemektir. Milli birliği ve beraberliği kardeşliği pekiştirmektir. Anasından, babasından, dayısından, amcasından, kardeşlerinden, ailesinden, akrabasından uzak kalmış olanlara diyoruz ki, eğer suça bulaşmamış olanlar varsa buyursun gelsinler, silahı olanlar silahını bıraksın gelsinler. 221. madde bu işe müsaittir. Bu madde ile biz önlerini açtık, zaten açıyoruz. Bu samimiyetle biz bu adımları atıyoruz. Bizim bu samimiyetle attığımız adımlara olumsuz bir yaklaşım, farklı zemine kaydırma gayretleri bizi üzer. Buna fırsat verilmemesi lazım. Türkiye'deki siyasilerin, medyanın, akademisyenlerin ve bu alanlarda hizmet verenlerin bu işlere daha pozitif yaklaşması, objektif bakması ve bu tür şovlara fırsat verilmemesi lazım."
 

Ermenistan protokolü ve Azerbaycan

Türkiye'nin, Ermenistan ile imzaladığı protokolün mecliste ne zaman ele alınacağının sorulması üzerine Erdoğan, Meclisin takvimini kendilerinin değil, Meclisteki grupların belirlediğini anımsatarak şunları söyledi:
"Meclisin takvimini biz belirlemiyoruz. Meclisin takvimini oradaki gruplar belirliyor ve biz bu Meclise gönderdiğimiz hükümet tasarısını Meclis Başkanlığına gönderiyoruz. Meclis Başkanlığına gönderdikten sonra, artık Meclis Başkanlığının riyasetinde. Orada süreç işlemeye başlar. Bizler şu anda bu çalışmayı öyle bir noktaya getirdik ki, bir taraftan Meclise gönderelim, öbür taraftan da istiyoruz ki Mecliste bununla ilgili bir bilgilendirme çalışması da yapalım."

Erdoğan, "Gizli kapaklı yürütülen bir şey yok. Ne varsa bunları orada Dışişleri Bakanımız açıklayacak, anlatacak. Tabii burada da yine hedef saptırmalar var." dedi
Ermenistan ile bu adımı atarken Minsk üçlüsünden de destek istediklerini söyleyen Erdoğan, "Bunu ben Sayın (ABD Başkanı Barack) Obama ile de görüştüm, Sayın (Rusya Devlet Başkanı Dimitriy) Medvedev ile de görüştüm. Aynı şekilde Dışişleri Bakanım, Fransa Dışişleri Bakanı ile bu konuları görüştü. Bu sürece sıcak girmelerini, bu ivmeyi hızlandırmalarını kendilerinden rica ettik. Çünkü Minsk üçlüsü eğer Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bu sıkıntıyı belli bir olumlu noktaya taşıyamazsa, bizim tabii ki işimizi zorlaştırır."

İmzalar atılmadan önceki süreçte Azerbaycan ile görüştüklerini ve bilgilendirmeyi ilk elden yaptıklarını belirten Başbakan Erdoğan, "Bu kadar hassasiyetle bu işi sürdürürken, bazı gelişmeler oluyor ki, bunlar bizi de doğrusu üzüyor. Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Azerbaycan Parlamentosunda bir konuşma yapmış ve bu konuşmada bir şey söylemişse, mesele orada bitmiştir ve o konuşmanın arkasında durur. Bizim aramızda bu güvenin tesis edildiğini zannediyorum. Eğer aramızda bu güven yoksa, tesis edilmediyse, benim kendimden şüphem yok. Başkalarının şüphesi varsa onu da bilemem." dedi.
 

Erdoğan'ın ABD ziyareti

ABD Başkanı Obama'nın Orta Doğu'yu çok umutlandırdığını, ancak Filistin konusunda gerekli baskıyı uygulamadığını söyleyen muhabirin, Obama'nın "Türkiye'yi hayal kırıklığına uğratıp uğratmadığını" sorması üzerine Erdoğan, Obama'nın on ay önce seçildiğini ve on yılların sorununu bir anda çözmenin kolay bir iş olmadığını söyledi.

Erdoğan, yakında bir ABD ziyareti olacağını belirterek, bu seyahatte kendilerine bu mevzuları açacağını belirtti ve şöyle konuştu:
"Bakıyorsunuz Nobel Barış Ödülünü de bu arada kendisine verdiler. Tabii bu kadar erken, Nobel Barış Ödülünün bir lidere verilmesi de anlamlıdır. Basın mensupları olarak Nobel Barış Ödüllerinin nasıl verildiğini sizler de bilirsiniz. Bu konu, seyahatimizde, benim gündemimde ki önemli maddelerden bir tanesi. Çünkü Orta Doğu'da önemli bir konumu olan Türkiye'nin de Amerika'nın da burada aktif bir rol alacağını düşünerek, bu konuyu kendileri ile tekrar görüşeceğim. Biz umudumuzu yitirmedik. Dolayısıyla, Amerikanın burada aktif bir rol oynaması ve aldığı avansın gereğini de, inanıyorum ki yerine getirecektir. Başından beri söylediğim gibi, kimsesizlerin kimi olmasını da inşallah yerine getirir diye düşünüyorum. Gerek Türkiye konuşmaları, gerek Kahire konuşmasını da ben bu noktada önemli sözler olarak düşünüyorum."


"Bölgede nükleer silah istemiyoruz"

"İran'da ve bölgemizde kitle imha silahı olmasından yana değiliz" diyen Erdoğan, bir başkasında varken İran'a yüklenilmesini "haksızlık ve adaletsizlik" olarak niteledi.

Erdoğan, bölgede hiçbir nükleer silah istemediklerini tekrarlayarak, "Dünya buna karşı tavrını adil bir şekilde koymalı. Aynı şekilde UAEK sadece üyelerine yönelik bu adımı atarsa burada da bir adaletsizlik var. Üye olmayanlara karşı ne yapılacak? Bunun üzerinde de dünyanın ve BM'nin çalışması lazım. Eğer bu konuda çalışmalar yapılırsa, üye olmayan ülkelere karşı da bir tavır belirlenirse, inanıyorum ki çok daha farklı bir güven ortamı oluşmaya başlar." diye konuştu.

Ülkelerin birbiriyle rahatlıkla görüşmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, görüşmemenin olumsuzlukları meydana getireceğini ve İran'ın diğer ülkelerle ilişkilerini devam ettirmesine bir mani olmaması gerektiğini vurguladı.