Mine Sirmen’e veda...

Enver Aysever

26 Ağustos 2019 Pazartesi, 10:55
Abone Ol google-news

1-Yaşım on beş bile değildi Cumhuriyet gazetesi ile tanıştığımda. “Aydınlanma” kalesinde İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Mehmed Kemal, Hıfzı Veldet, Server Tanilli, Tahsin Yücel, Melih Cevdet, Mustafa Ekmekçi bizi yetiştirirdi. 12 Eylül’ün üzerinden geçtiği kuşak biziz. Kitaplar yasaktı. Aileler tedirgindi. O koşullarda Cumhuriyet Kitap Kulübü’ne üye olmuştum hemen, kartımı edinmiş, kitaba kolay kavuşmaya başlamıştım. “Çerçeve” müthiş bir dergiydi. Üyelere giderdi. Dünyayı anlamaya çalışıyordum, ideolojik zeminim oluşuyordu. Aralıksız, açlıkla okuyordum. Tarih, felsefe, siyasal kitaplar okuyordum. Ancak bizi sosyalist yapan romancılardı, şairlerdi. Açlığım dinmiyordu bir türlü. Hâlâ da öyledir.

2-Efsane Cumhuriyet kadrosunun hep genç kalanlarındandı Ali Sirmen. Çelebi tavrı, benzersiz zekâsı metinlerindeki alaycılık, tutkunu yapmıştı beni. Hele pazarları “sevgili” yazılarını sabırsızlıkla beklerdim. Cumhuriyet yazarları sanılanın tersine gülmeyi, eğlenmeyi severmiş, zamanla bunu da öğrendim. Uğur Mumcu’nun dünyanın en güler yüzlü insanı olması bunun kanıtıdır. Sonraları dostluğunu kazanacağım Ali Sirmen’in şakaları beklenir rakı sofralarında. Yaşım küçük elbet ustalardan, kimine ucundan yetiştim iyi ki!

3-Ali Sirmen’le meslek nedeniyle tanıştım, hayranlığım büyüktü, dile getirdim. Hele mahpushaneden Samim Lütfü müstear adıyla kaleme adlığı “Kelepçeli Yazılar” bambaşkadır. Kızım doğdu 2007’de, bir diğer ağabeyim Altan Öymen’le birlikte Nisan’la tanışmaya geleceklerdi Sirmen’ler. Ali Ağabey: “İlhan Abi’yi de çağırsana” dedi. İlhan Selçuk bu, nasıl diyeyim: “Bize buyurun” diye. İki kez karşılaşmıştık. Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazandığım gün kutlamıştı, sonra baş başa görüşmeye çağırmıştı hepsi bu. Ali Abi: “Kapa telefonu ben ararım” dedi. Beş dakika sonra: “Arayabilirsin İlhan Abi’yi senden davet bekliyor” dedi. Böylece kadro tamam oldu.

4-Fethullahçıların en saldırgan olduğu günlerde toplandı “Antakya Yemeği Sevenler Terör Örgütü”. Altan Öymen, Aysel Öymen, İlhan Selçuk, Ali Sirmen ve Mine Sirmen. İlk kez o gün tanıdık Mine Hanım’ı. Neşeli, tertemiz zihinli, terazisi güçlü, duyarlı biri olarak hemen gönlümüzü çeldi. Ali Sirmen’in onu konu alan şakalarına en çok Mine Sirmen güldü. Sonraları bir akşam evlerinde buluştuk. Kaygılıydı hepimiz gibi. Ülkenin pusulasının bozukluğuna öfkeliydi. Hukukçu olmanın deneyimi, duyarlılığı ile isyandaydı. Cumhuriyet gazetesi saldırıya uğrarken dimdikti tavrı. Zaman zaman ekranda giriştiğim tartışmalarla ilgili görüşlerini söyler: “Nagehan ve Nazlı’ya iyi dayanıyorsun” derdi. İlhan Selçuk öncülüğünde “Tehlikenin Farkında mısınız?” diye haykırılan günler.

5-Çok sık olmasa da, görüşür olduk Sirmen’lerle. Onlar da bizim gibi Melih Cevdet Anday tutkunuydu. Mine Hanım: “Melih Bey’in sohbeti başkadır, birbirinden farklı ilgi alanlarından geçerek, olağanüstü lezzetli dille aktarır konuları” demişti. Öyle yazardı Anday. Ali Sirmen “Bilge” der, her denemesinin dünya ölçeğinden edebi lezzet taşıdığını, türün en iyisi olduğuna işaret ederdi. Melih Cevdet Anday Ödülleri için seçici kurul oluşturma işi bana düşünce elbette Ali Abi’ye danıştım. Kime telefon açsak heyecanla benimsedi. İoanna Kuçuradi, Orhan Alkaya, Cem Erciyes, Ayşegül Yüksel, Ali Sirmen, Eren Aysan hep beraber olduk. İyi işler başardık. Şimdi ödül devam ediyor, bu yıl roman dalında Barış İnce ve Neslihan Önderoğlu kazanmış. Bizden sonra aynı hassasiyetin sürmesi sevindirici. İlk sene, sahnede şarkılar söylendi, konuşmalar yapıldı. Çiğdem Erken besteleri, benim sözlerimle taşındı sahneye. Mine Sirmen tören sonrası yemekte nasılda sevinçle tüm sanatçı arkadaşlara sarıldı, kutladı. Gözleri ışıldıyordu. Sabaha dek sürdü sohbet. Ali Sirmen Anday’larla ilgili Büyükada anısını dile getirince Mine Hanım: “Amaaan Ali” deyip bastı kahkahayı. Ören’de, o tertemiz gökyüzü altında kadehler dostluğa kalkmıştı.

6-Bir süredir hasta olduğunu biliyorduk Mine Sirmen’in. Beşiktaş’ta Orhan Gökdemir’le birlikte buluştuk Ali Ağabey’le. Dalıp gidiyordu. Yarım kalıyordu sözler. Akıllı, bilge insanın hakikat karşısında boyun eğmediğini, yine de acının nasıl keskin ize döndüğünü gördüm. Masada konu açılmadı. Hissediyordum veda vaktinin yaklaştığını. Mine Sirmen dirençliydi. Suna Anday, adada eve, öğle yemeğine hepimizi davet etti. Sirmen’ler, biz, bu kez Behiç Ak ve eşi yan yanaydık. Melih Bey bizi izliyordu duvardaki fotoğraftan. Ona kalktı ilk kadeh. Neşesi yerindeydi Mine Sirmen’in. Söyleşiye katılıyor, tüm yüzüne yayılan gülüşüyle mutlu ediyordu hepimizi. Düşünüyorum da, son görüşmemizdi sanırım...

7-Gece geç vakit, Eren Aysan: “Mine Sirmen’i kaybettik” deyince, oturduğum yere çakılı kaldım. Ölüm ve Mine Sirmen! Daha geçen hafta “görüşelim” diye konuşmuştuk, onun kederini hissettim. Bu tür hastalıkların son döneminde insanları evinde rahatsız etmeyi yanlış bulurum. İçe kapanmak isterler belki. Cenazeye gelen insanlara baktım öylece. İyi anılmak önemli! Yüzlere iyi bakarsanız hakikati görürsünüz. Son yıllarda dost olduk Sirmen’lerle. Beni inşa eden insanlara, onlar bilmese bile, minnetimi fısıldamak istedim. Bu günlerde herkes tarih karşısında karne alıyor. Ne yazdığımız, söylediğimiz önemli. Sadece kendimizi utandırmayız, dostlarımıza da yükümlülüğümüz var. Onlara yaraşır tutum takınmalıyız. Bunu düşündüm.

Pazar dergi