Müzik yayınlarında çöldeki bir vaha

Dijital dergi Back on Stage'in hedefi gazetecilik

12 Ocak 2020 Pazar, 11:08
Abone Ol google-news

Müziğin hayatımızda kapladığı yer hakkında düşününce, Türkiye’deki müzik yayınlarının azlığının farkına varıyorsunuz. 2000’li yıllara kadar birçok müzik dergisi okuyucusuyla buluşur, özellikle gençler bu dergiler sayesinde bilgilenir ve müzik yelpazelerini genişletirdi. 2010’lara doğru dijital medyanın yarattığı etki, basılı yayınların bir bir kapanmasına neden olurken, müzik yayınları da bundan nasibini aldı. Biz günlük hayatta müzik dinlemeyi hep sürdürdük, sevilen bir sanatçının konser vereceğini duyup heyecanlandık da, hatta yeni müzisyenler keşfetmeye devam ettik, ama müzik yayıncılığı bir kuraklık yaşadı. 

BOS'la macera

İşte bu noktada dijital çağın vurduğu bir diğer sektör olan gazetecilik sektöründe çalışan, Habertürk gazetesi kapanınca işsiz kalan Ece Ulusum ve arkadaşları kasım ayında 1. yaşını kutlayan bir müzik dergisi çıkarıyorlar. “Back on Stage” veya “Yellow BOS” ismiyle hayatımıza giren dergi, alternatifsiz kaldığı bu ortamda internet üzerinden binlerce kişiye ulaşıyor. Ulusum’un belirttiğine göre bugüne kadar en az 53 araştırma, 992 sayfa içerik, 260 söyleşi, 11 bin de aylık indirilme (tiraj) sayısına ulaşıldı. Aynı yazıda Ulusum derginin çıkış noktasını “Yayınımız kapanınca elimize geçen üç kuruş tazminatla maceraya atılmak, daha doğrusu gazetecilik yapmaya devam etmenin bir yolunu aramak istedik” sözleriyle anlatıyor. “BOS”un Genel Yayın Yönetmeni’yle süreci konuştuk. 

Ece de her genç gazeteci gibi sektör değiştirmeye mecbur bırakılanlardan. “Aslında gazete kapandıktan sonra hepimiz bir daha medyaya girmeye tövbe ettik” diyor ve şöyle devam ediyor: “Çünkü bir gün üstünüze kepenk kapanıyor. Ertesi güne gazete yapmaya çalışırken gazetenin kapanacağını öğrendik. Hiç haberimiz yoktu. Başımıza yıkıldı. Çalışmalarımızı kim ne kadar takdir eder, etmez bilmiyorum ama biz işimizi çok severek yapıyorduk.” İşsiz kalınca bankacılığı ve halkla ilişkileri deneyen Ece, o sektörlerde de fazla dayanamamış. Ardından dergi kurma süreci başlıyor: “Sonra fark ettim ki diğer arkadaşlar da zorluk yaşıyor. Biz çok sevmişiz yazı çizi işini. Oturduk, ‘Ne yapacağız’ diye düşündük. Hepimiz çok genciz, en yaşlı benim hatta, 28 yaşındayım. Önce site dedik, ama baktık herkes site yapıyor, biz de yapılmamış bir şey yapalım istedik, dergi mizanpajı olsun. Ama basmadık, çünkü matbaa fiyatları çok uçuk. İlk sayıyı hatıra olsun diye 200 tane bastırmaya kalktığımızda 25 bin lira gibi bir maliyet çıktı.” 

Ece, ilk zamanlarda kendisini işsiz olarak görmeye devam ettiğini söylüyor. Hatta ilk 6 ay iş aramayı bile düşünmüş. Ama daha sonra alınan ilanlarla birlikte dergi kendisini sürdürmeyi başarıyor. Şöyle anlatıyor Ece: “Hiç hesaba katmadan hayalperest bir şekilde yola çıktım. Batmazsak devam edeceğiz. Çünkü çok güzel gidiyor, eğleniyoruz. Okurlarımız da arttı. Üç aydır 10 bin barajını yıkıyoruz ve basılı değiliz. Basılı olmamak çok zorlayacak diye düşünmüştüm ama oldu, bir kitle bizi okuyor. Alternatifimiz de yok şu anda.” Back on Stage 15 kişilik bir ekiple çıkıyor. Derginin redaktörü, editörü, fotoğrafçısı ve künyesi var. Herkes bir noktada elini taşın altına koyuyor. 

Nasıl umut vereceğiz

Ece, müzik alanında derginin doldurduğu boşluğu ise şu sözlerle açıklıyor: “Bir sürü internet sitesi var, dergi formatında tek biziz. Ama bizi diğerlerinden ayıran şey, bizde müzik yazarı yok. Müzik yazarı, Türkiye’de tartışmalı bir kavram, bu da kapak konularımızdan biriydi. Biz de şöyle bir karar aldık: Bizde müzik yazarı yok, yorumcusu yok. Haber, araştırma var. Gazetecilik yapalım derdindeyiz. Bizde o yüzden albüm puanlama, şarkı kritiği gibi şeyler bulamazsın.” 

Günümüzde her yayın gibi Back on Stage’in de desteğe ihtiyacı var. Ece, bu konuda da şöyle konuşuyor: “Bizim de amacımız müzikle ilgili olan tüm kişi ve kurumlara destek olmak. Bu gibi yatırımlar yapan markaların içerik üretmemiz için destek olmaları bize yeterli olur. Zengin olalım niyetinde de değiliz. Bir şekilde bu yayın devam etsin niyetimiz. Okunmaz denen dönemde dergi çıkarıyoruz, demek ki mümkün. Gazetecilik okulları var hâlâ. Bu insanlara nasıl umut vereceğiz, bütün gazeteler kapanırken, işten topluca insanlar atılırken. En azından onlara umut olalım.”