'Ne çok öldük yaşamak için'

Yaptığı her şeyi güzel yapan bir kültür militanıydı Onat Kutlar. Güzel şeyler yaparken kendini de, çevresini de güzelleştirirdi. Son yazısında, ertesi gün okurlarını Eyüp’te çay içmeye çağırmıştı. Bakalım, yirmi yıl sonra 11 Ocak 2015 günü elinde Onat Kutlar kitapları olan okurlar, Piyerloti Tepesi’nde Onat’la çay içmeye gelecekler mi?

10 Ocak 2015 Cumartesi, 23:43
Abone Ol google-news

Onat Kutlar’ı tanıyanlar, gür sesi, şen kahkahası, ışıklı yüzüyle anacaklar elbet. Ya tanımayan yeni kuşaklar?

Daha 23 yaşında yayımladığı ilk öykü kitabı “İshak” ile çağdaş öykücülüğümüzün temel yapıtlarından birini verdiğini bilecekler mi? Açıp “İshak”tan bir öykü okuyalım diyecekler mi?

Onat Kutlar, 1950 kuşağının öteki temsilcilerinde de görülen bir eğilime uyup, 1960’ların başında kapağı Paris’e atıp buradan dünyayı tanımayı seçti.

Belki de burada edebiyatın da yanı sıra, sonraki hayatını belirleyecek sinemaya ve öteki sanatlara ilgi duydu. Sonraki hayatı edebiyat ve sinemaya bir armağan gibi geçti.

Yaptığı her şeyi güzel yapan bir kültür militanıydı Onat Kutlar. Güzel şeyler yaparken kendini de, çevresini de güzelleştirirdi.

1965’te Türk Sinematek Derneği’ni ve Yeni Sinema dergisini kurduğunda şövalye ruhlu bir işe girişmişti. Ülkemizde ilk kez sinema sanatını tanıtacak, sinema sanatına gönül veren yeni kuşakların yetişmesine öncülük edecekti.

Bugünün iletişim dünyasında bile kolay ulaşılamayacak filmleri, konsolosluklarda geze geze toplar getirir, gösterime sokar, gösterimlerden önce de çıkıp ne seslendirmesi ne de altyazısı olan filmleri birkaç dakikada özetleyen, anlamını, önemini vurgulayan konuşmalar yapardı.

O birkaç dakikalık kısacık konuşmalarında bile dünyanın en önemli işini yaptığı duygusu uyandıran bir ciddiyet içinde olurdu. On yıl boyunca bir sinema rönesansı yaşattı kültür hayatımıza.

1980’ler Onat Kutlar’ın edebiyata dönüş yılları oldu: “Sinema Bir Şenliktir” (1984), “Yeter ki Kararmasın” (1985), “Bahar İsyancıdır” (1986) adlı deneme kitaplarını; “Peralı Bir Aşk İçin Divan” (1981) ve “Unutulmuş Kent” (1986) adlı şiir kitaplarını yayımladı. “Hazal” (1979), “Yusuf ile Kenan” (1979), “Hakkâri’de Bir Mevsim” (1983) filmlerinin senaryolarını yazdı.

Fethi Naci, “Gücünü Yitiren Edebiyat” kitabında Onat Kutlar’ın denemeleri için şöyle yazmıştı: “Onat Kutlar, ‘meali anlayan neslin’ belki de son temsilcisi. Bahar İsyancıdır’ın bütününde, Yahya Kemal gibi söyleyeyim, ‘acıların tadı’nı bulacaksınız. Onat’ın bu kadar duyarlı olduğunu bilmezdim bu yazıları topluca okumadan; ‘öfkeyi kahkahayla saklayan’ diyor bir yazısında. Onat da duyarlığını kahkahayla, esprilerle saklayanlardan; bunca yıllık arkadaşım, ancak ‘Bahar İsyancıdır’la tanıyabildim Onat’ı: Yazar olarak öteden beri severim, ancak insan olarak şimdi daha çok seviyorum. Çok az kitap bende yazarına böyle bir yakınlaşma sağlamıştır... En yoğun duyguları böylesine yalın anlatabilen Onat Kutlar’ın kitabını bugüne kadar okumadınızsa okuyun, coşkuma siz de katılacaksınız, biliyorum. Güzel kitaplar okumak hep sevindirmiştir beni. Yaşa be Onat!”

Sinema sanatına olan bağlılığıyla, 1982’de İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nca düzenlenen İstanbul Film Günleri’nin başlatıcılarından oldu. Bu etkinlik yıllar içinde Uluslararası İstanbul Film Festivali’ne dönüştü. Hep mutlu bir insandı Onat Kutlar. Mutlu olmayı bildiği kadar çevresini de mutlu etmeyi bilen ender insanlardandı. Son yıllarında gazetemizde yayımlanan “Gündemdeki Sanatçı” ve “Gündemdeki Konu” başlıklı yazılarında da okurlarını kültür hayatının ve kültür insanlarının bin bir renkli dünyalarına götürüyordu. Son yazısında, ertesi gün okurlarını Eyüp’te çay içmeye çağırmıştı.

Bakalım, yirmi yıl sonra 11 Ocak 2015 günü elinde Onat Kutlar kitapları olan okurlar, Piyerloti Tepesi’nde Onat’la çay içmeye gelecekler mi? “ne yapılabilir çamurdan? heykel / acılardan? aşk.yoksulluklardan // bir devrim bile yapılabilir. ama hiçbir şey / hiçbir şey yapılamaz ayrılıklardan”

Onat Kutlar bugün saat 12.00’de Aşiyan’da mezarı başında anılacak. Anmaya Kutlar’ın ailesinin yanı sıra dostları da katılacak.